Örnek Resim

Anasayfa > HABER > … Ağırlaştırılmış Müebbet …

… Ağırlaştırılmış Müebbet …
Son Güncellenme : 06 Eki 2014 20:11

Haziran Ayaklanması Şehitlerinin Katillerine Ceza Yok, Halka Adalet Yok
Beşiktaş Taraftar Grubuna Ağırlaştırılmış Müebbet Var! 

Devletin yargı organı olan mahkemeler, devletin işlediği cinayetlerin, suçların hesabını sorabilir mi? Bu sorunun cevabını tüm halka mal olmuş soruşturmaların, davaların başlarına gelenlere bakarak rahatlıkla verebiliyoruz. Son bir yılda Haziran Ayaklanması şehitlerinin soruşturma ve dava süreçleri incelendiğinde durum oldukça net bir şekilde aydınlanıyor.

2013 Haziran ayında başlayan halk ayaklanmasında şehit düşenlerin katilleri, devletin resmi üniformalı kadroları. Dolayısıyla bu katillerin hiçbir zaman hak ettikleri cezaları devletin mahkemelerinden aldıklarını göremeyeceğiz. Bakın daha geçen haftalarda Ethem SARISÜLÜK davasında verilen “ödül gibi ceza” ya. Mahkeme, katil polis Ahmet ŞAHBAZ’a olası kastla adam öldürmekten 21 yıl ceza verdi. Sonra haksız tahrik indirimi yapıldı ve ceza 9 yıl 4 aya çevrildi. Mahkeme, son olarak sanığa iyi hal indirimi uyguladı ve Şahbaz’ın cezası 7 yıl 9 ay 10 gün olarak belirlendi. Sanık polis, Ceza İnfaz Yasası ve denetimli serbestlik hükümlerine göre cezaevinde sadece 4 yıl 10 gün kalacak. Katil polis, kasten adam öldürme suçu olduğunu gösteren kamera görüntülerine, “çektim vurdum” söylemine rağmen aylarca tutuklanmadı, ısrarlı taleplerin ve teşhirin ardından ancak tutuklanabildi.

Eskişehir’de polislerin bizzat katılımı ve yönlendirmesiyle döve döve öldürülen ondokuz yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail KORKMAZ’ın katillerinin yargılandığı dava, olması gerektiği gibi suçun işlendiği yerde görülmüyor. Dava, halkın katılımını engellemek için Kayseri’ye sürüldü. Gösterdikleri gerekçe ise kamu güvenliğinin sağlanmasıydı. Duruşması 9 Ekim 2014 tarihine ertelenen davada dosyaya gelen bilirkişi raporları, yine katillerin ceza almadan kurtulmalarına dönük hazırlanmış. Raporda, Ali ismail’in ölüm nedeninin darptan kaynaklı beyin kanaması olduğu, ancak beyin kanamasını kalp rahatsızlığı nedeniyle kullandığı ilaçların “kolaylaştırdığı ve hızlandırdığı” belirtiliyor.

Buna göre mahkemenin, ölümün beyin kanamasından meydana gelmesine rağmen, ilaçların hızlandırıcı etkisini sanıkların lehine yorumlaması durumunda ise 7 sanıkla ilgili yaralama suçundan 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar, Ali İsmail’in kafasına tekme savuran siyasi şube polisi Mevlüt SALDOĞAN ile ilgili ise “yaralama sonucu ölüm” suçundan 8 yıldan 16 yıla kadar hapisle cezalandırılması söz konusu olabilecek. Ceza süreleri 3 yılın altında olan sanıkların erteleme veya dolaylı aftan yararlanma olanakları da bulunduğu için suçun yaralama kapsamına alınması sanıkları “kurtarmış” olacak. Bakalım, göreceğiz.

3 Haziran 2013 günü, Antakya’da polis panzerinden atılan gaz kapsülüyle 22 yaşında hayatını kaybeden Abdullah CÖMERT’İN davası ise katil polis Ahmet KUŞ’un avukatının güvenlik gerekçesini öne sürdüğü dilekçesi dikkate alınarak Hatay’dan 1200 km uzaklıktaki Balıkesir’e sürüldü. Olası kastla adam öldürmek iddiasıyla yargılanan katil polis Ahmet KUŞ, tüm taleplere rağmen “görevinin başında olduğu” gerekçesiyle tutuklanmadı. Yani görevinin başında halktan yeni insanları öldürmeye devam edecek. Balıkesir’e sürülen davada ise henüz duruşma günü verilmedi. Bu davadan adalet çıkar mı Abdocan’a?

Mehmet Ayvalıtaş, 2 Haziran 2013’te İstanbul ‘da 1 Mayıs Mahallesi halkı Gezi Parkı eylemlerine destek için Ataşehir’deki E-5 otoyolunu kesilmesi sırasında araç çarpması sonucu hayatını kaybetti. İki kişi ‘taksirle cinayet ve yaralama’ ile suçlandı. Dava açıldıktan sonra dosyaya, “Yok” denilen MOBESE kayıtları girdi. Kazadan bir gün sonra Örnek Mahallesi Karakolu’nun “Olay yerine ait MOBESE kaydı yoktur” dediği görüntülerin sonradan bulunduğu, bulunduktan sonra savcılıkla mahkeme arasında kaybedildiği anlaşıldı. Görüntüler izlendiğinde, bir şüpheli aracın da olduğu ortaya çıktı. Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bir sonraki duruşması, 22 Eylül’e bırakıldı. Bu yargılama sürerken annesi Fadime AYVALITAŞ hayatını kaybetti.

Ahmet Atakan, Hatay’da, ODTÜ arazisinden geçecek yolda ağaç söküleceği için 10 Eylül 2013’te yapılan eylemde hayatını kaybetti. Polisin alelacele yaptığı açıklamaya göre Ahmet çatıdan düşerek hayatını kaybetti. Oysa çıplak gözle izlendiğinde bile Ahmet’in çatıdan düşerken bilincinin kapalı olduğunu görebiliriz. Çatıdan düşmeden önce Ahmet’in ailesi olayla ilgili altı polis hakkında 17 Şubat 2014’te kasten adam öldürme iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Ancak Hatay Valiliği’nce ‘suç unsuru bulunmadığı’ gerekçesiyle polislerin soruşturulmasına izin verilmedi. Ahmet’i vuranlar cezasız bırakıldı.

Berkin Elvan, Haziran Ayaklanması sırasında Okmeydanı’nda yapılan eylemler sırasında, 16 Haziran 2013’te polisin hedef gözeterek attığı gaz kapsülü sonucu hayatını kaybetti. Berkin’le ilgili soruşturma kapsamında sorulan ve aylar önce “Arşivimizde bulunmamaktadır” denilen kamera görüntüleri, o gün Okmeydanı’nda görev yapan bir TOMA’dan çıktı. TOMA’ya ait kamera kaydı dosyaya girdi. Daha sonra Berkin’in avukatları olarak bizim ısrarlı taleplerimiz ve delil araştırmalarımız sonucu 5 Mayıs 2014 tarihinde TOMA görüntüleri ile ilgili bilirkişi raporu savcılığa verildi. Bilirkişi raporunda katil polisin hedef gözeterek sakince ve kasıtlı olarak ateş ettiği gerçeği görülmektedir. 4 polisin açık kimliği tespit edilecek durumda nettir. Ancak buna rağmen silahı ateşleyen, ateş emrini verenler hala tutuklanmadı, kimlikleri açıklanmadı. Dosya aylardır, “savcı yok”, “yeni savcı atandı”, “adli tatil” gibi gerekçelerle sürüncemede bırakılıyor.

Hasan Ferit Gedik dosyası çok güncel olduğu için hepimizin malumu. Üç celsedir, devlet resmi olmayan faşist katil sürülerini korumaya devam ediyor. Bir ay içinde üç duruşma günü verip yargılama oyunu oynadılar. Ve son olarak da davanın “güvenlik gerekçesiyle” başka bir ile nakledilmesi için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine karar verilerek dosya 19 Kasım tarihine ertelendi. Daha hiç olayın esasına girilemedi, gerçekler ortaya konulamadı.

Evet, halk çocuklarını katleden katillerin yargılandığı davaların durumları böyle. Bu tablo karşısında halkın meşru hak taleplerini ve isyanlarını dile getirenler hakkında hızla ve en ağır suçlamalarla davalar açıldı. Geçen haftalarda basına yansıyan Beşiktaş taraftar grubu ÇARŞI’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmesi devletin yargısının gerçekte kimin için varolduğunu açıkça gösteriyor. Bu yargılama sisteminde, bu devlet düzeninde halk için halk çocukları için adalet yoktur. O nedenle yargılanan halktan insanlar olunca hâkimler, savcılar oldukça cömert davranıyorlar. Bol keseden cezalar isteyip cezalar savuruyorlar. Meşru olmayan bir devlet düzeni olan faşizme karşı her biçimde direnmek bir haktır, ödevdir. Bu, evrensel hukuka, uluslar arası sözleşmelere göre de böyledir. Beşiktaş Çarşı Grubuna açılan dava, tüm halka verilmek istenen bir gözdağıdır. Bir kez daha benzer bir eylemlilik içinde yer alırsanız sonunuz böyle olacaktır. İbret alın! demektedir AKP iktidarı. Haklarında hükümeti yıkmaya çalışmak iddiasıyla “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası istenen Çarşı Grubu ‘silahlı suç örgütü kurmak’la da suçlanıyor.

İddianamede, diğer şüpheliler hakkında “hükümeti yıkmaya teşebbüs” suçlamasının yanı sıra, “Çarşı grubunun liderlerinin kurduğu silahlı örgütün üyesi olmak”, “kamu görevlisine direnmek”, “kanuna aykırı toplantı ve gösteri düzenlemek”, “ruhsatsız silah bulundurmak” suçları yöneltiliyor. Görülüyor ki bu iddianame halk korkusunun, bir paranoya halini almasının sonucudur.

AKP’nin göremediği bilimsel bir gerçek var; etki tepkiyi doğurur ve yaptığınız etkiyi arttırırsanız cevabını da misliyle alırsınız. Yaptığınız her basınç size aynı şiddette püskürerek geri döner. Yani baskı varsa direniş de olacaktır. Bunu bilim söylüyor, fizik yasaları söylüyor.

Siz futbolu, futbol taraftarlığını halkı uyutmanın, lümpenliğin, holiganlığın beşiği olarak tasarlamış olabilirsiniz ancak stadyumlar da, dizi setleri de devlete isyanın beşiği olacaktır. Çünkü halklarımız adalet istiyor, özgürlük istiyor, eşitlik istiyor. Hiçbir yargılama oyunu, hiçbir polisiye tedbir, hiçbir faşist baskı ve yasak çeşidi bunun önüne geçemez. Aksine öfkeyi, hesap sorma bilincini, hak alma azmini arttırır.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.