Örnek Resim

Anasayfa > HABER > İç Güvenlik Reform Paketi Halka Saldırıdır!

İç Güvenlik Reform Paketi Halka Saldırıdır!
Son Güncellenme : 26 Eki 2014 18:50

İÇ GÜVENLİK REFORM PAKETİ HALKA SALDIRIDIR!
AKP’NİN YÖNETEMEME KRİZİNİN YANSIMASI VE DEVRİM KORKUSUDUR!

1- POLİSE 24 SAATLİK GÖZALTI YAPMA YETKİSİ VERİLECEK!
2- ŞİDDETE DÖNÜŞEN HER TÜRLÜ EYLEM SUÇ SAYILACAK!
3- MOLOTOF SALDIRI SİLAHI OLACAK!
4- MASKE İLE GÖSTERİ YAPMAK SUÇ OLACAK!
5- MALA ZARAR VERENLER, BEDELİNİ ÖDEYECEK!
6- İNTERNET DENETİM ALTINA ALINACAK!
7- EMNİYET TEŞKİLATININ FAALİYET ALANI HALKA KARŞI SAVAŞA GÖRE YENİDEN DÜZENLENİYOR!
8- JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK ATAMALARI İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA BAĞLANIYOR!

IŞİD çetesinin Kobane halkına yönelik saldırılarına karşı tüm Türkiye’de meşruluk bilinciyle yapılan dayanışma eylemlerine AKP iktidarı “misliyle karşılık verilecektir” “polisimiz yalnızca kalkan mı tutacak” söylemleri ve pervasız bir polis terörüyle cevap verdi. Resmi olmayan kaynaklara göre siyasi iktidarın emriyle polisin uyguladığı terör sonucu 6 Ekim 2 gününden bugüne kadar toplam olarak 48 kişi hayatını kaybetti.

AKP, bir taraftan envai çeşit silah, gaz bombası, gaz fişeği, cop, toma, tazyikli su ile tam techizatlı üniformalı katilleriyle halka fiziken saldırıyor. Diğer taraftan ise hem kendi saldırılarını meşrulaştıracak hem de halkın mücadelesini sindirecek yeni bir “güvenlik” yasa paketinin propagandasını yapıyordu. İç güvenlik reformu adıyla gündeme getirilen yasa paketinin ayrıntıları 21 Ekim günü Başbakan Ahmet DAVUTOĞLU tarafından, AKP grup toplantısında açıklandı. Tasarının tam metnini ve ayrıntılarını şimdilik bilemesek de bu yasanın halka karşı daha fazla faşist terör uygulanması anlamına geleceği çok açıktır.

AKP gücünü halktan alan, halkın hak ve özgürlükleri için çalışan bir parti değildir. Bu nedenle açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, evsizliğe, hastalıklara, eğitimsizliğe, aşağılanma ve yok sayılmaya karşı halkın isyanını baskı ve terör uygulamadan engelleyemez. AKP’nin yönetememe krizi büyüdükçe daha fazla faşist terör uygulayacaktır. Başka yolu yoktur. Bu saldırı yasaları da esas olarak AKP’nin krizini ve devrimci mücadeleden korkularını göstermektedir.

Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı açıklamalara göre yapılmak istenen yasal düzenlemelerin nedenleri ile öngörülebilir sonuçlarını şu şekilde açıklayabiliriz.

1- Polise 24 Saatlik Gözaltı Yapma Yetkisi Verilecek

Bu yetki, keyfiyet ve katliam teşkilatı haline gelmiş polis teşkilatının önünün bu yönde daha fazla açılması demektir. Polise 24 saat süreyle, makul şüpheye dayalı olarak verilen gözaltı yapma yetkisi kayıp ve infaz politikalarının yeniden bir çizgi haline getirilmesidir. Açıklamaya göre bu yetki için üst amir ya da mülki amirden onay alma ve savcıya bilgi verme şartı getiriyor. Savcı gerek görürse, bunu 48 saat uzatabilecek. Şüpheli kişi en geç 4 günde hâkim karşısına çıkarılacak.

Polis “şüpheli gördüm aldım” dediği kişiyi kaybederse, katleder bir kör kuyuya atarsa akıbetini ne savcıdan ne mülki amirden soramazsınız. Onların cevabı en iyi ihtimalle “bize böyle bir bilgi gelmedi” olacaktır. Evlatlarını arayan analara “Çocuklarınız benim cebimde mi ki çıkarıp vereyim” diyen başbakanın sözleri bu sorumsuzluğun, keyfiyetin, aymazlığın akıldan çıkmaz bir örneğidir.

2- Şiddete Dönüşen Her Türlü Eylem Suç Sayılacak

Bu biçimde basına yansıyan düzenleme 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu kapsamına giren her türlü düşünce açıklaması ve hak talepli eylemi engelleme amacı güdüyor. Polisin “bu bez parçalarını indirmezseniz yürütmem, yürürseniz müdahale ederim” tehdidi karşısında geri adım atmayanlar, polisin uyguladığı şiddetten sorumlu tutulacaktır. Bu düzenleme, polisi, “şiddet kullanmaya mecbur bırakanları” cezalandırmaya dönük bir düzenlemedir. Hem hakkınız gaspedilecek, hem işkence göreceksiniz, hem de polise işkence yaparken şiddet kullandırttığınız için siz ceza alacaksınız.

3- Molotof, Saldırı Silahı Olacak

Molotof kokteyli, halkın kendi kendine rahatlıkla ürettiği, polisin hak ve özgürlüklere haksız saldırıları karşısında kendini savunma aracı olarak kullandığı bir patlayıcıdır. Halk tipi basit bir patlayıcı türü olan molotof, direnen halkların silahıdır.

Molotof kokteyli atmak eylemi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 170. Maddesinde düzenlenen “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçu ile 174. Maddesinde düzenlenen “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçu kapsamında değerlendirilip cezalandırılır. Mevcut yargılama pratiklerine göre molotof atan bir kişi, hem molotof atmaktan hem de molotofu elinde bulundurmaktan ötürü 170 ve 174. maddeler uyarınca ayrı ayrı cezalandırılır. Yetmez, “sen molotof attığına göre kesin örgüt üyesisindir” varsayımıyla örgüte üye olmaktan da ceza verilir. Bu da yetmez, örgüt, terör örgütü olarak kabul edildiği için verilen cezalar yarı oranında arttırılır. Hazırlanan yasa paketiyle görülüyor ki bu yasa ve ağırlaştırılmış ceza uygulamaları da siyasi iktidara yetmemektedir.

Molotof kokteyli, resmen bir saldırı silahı olarak kabul edilerek, molotof kokteyli atmak suçu ayrıca ve açıkça düzenlenmektedir. Bu düzenleme, tüm ağır ceza tehditlerine rağmen meşru hak arama yollarını kullanan bir halkı, yine yargı eliyle cezalandırarak sindirme nafile çabasıdır. Molotof kokteyli bir saldırı aracı değil; hak ve özgürlükleri elinden alınan, her talebi kanla, copla, gazla bastırılan halkın direnme ve savunma aracıdır. Hiçbir yasal düzenleme bu gerçeği değiştiremez.

Yine başbakanın açıklamasına göre molotof kokteyli kullananların tutuklanması ile ilgili hâkimlere bırakılan takdir yetkisi, ortadan kaldırılacak. Demokratik hak talep eden eylemlere katılanlar tutuklama tehdidi ile vazgeçirilecekler.

4- Maske İle Gösteri Yapmak Suç Olacak

Bu şekilde basına yansıyan düzenlemeye göre mevcut yasalarda varolan cezaların arttırılması sözkonusu olabilir. Gösteri yürüyüşlerine yüzünü kapatarak katılmak, zaten mevcut yasalarda suç olarak düzenlenmiştir.

Bilinir ki polis saldırısı olmazsa kimse yüzünü kapatmaz, hak arama yolları tıkanmazsa, polisin saldırısı olmazsa molotof kokteyli de atan da olmaz. Halkın en meşru hak ve özgürlük taleplerini ifade etmesinin yolları kapatılırsa halkın da kendini savunma ve direnme hakkı doğar. Haksız ceza tehdidi altında bulunan kişilerin kimliğini gizlemesi, kim olduğunun bilinmesini engellemeye çalışması doğal olandır. Bu düzenlemeyle bir kez daha görülmektedir ki AKP, kendi baskı ve terörüyle neden olduğu sonuçtan yine halkı sorumlu tutmaktadır.

5- Mala Zarar Verenler, Bedelini Ödeyecek

Toplumsal olay ve eylemlerde meydana gelen zararlar, eyleme katılanlardan tahsil edilecek. Bu zararların giderilmesinin istenmesi bir süre ile sınırlanmayacak, yani zamanaşımı işlemeyecek. Oligarşi yıllardır demokratik kitle eylemlerinde, hak alma mücadelesinde estirdiği terörün üstünü örtmek için kırılan cam çerçeve demagojisi yapmıştır. Polis insanlarımızı katletmiş, katliamlarının üstünü örtmek için günlerce kırılan kaldırım taşlarının, ezilen çimenlerin demagojisini yapmıştır. Şimdi bu düzenleme ile estirdiği terörün faturasını da halka kesmek istemektedir.

6- İnternet Denetim Altına Alınacak

Son yıllarda halkın, hak alma mücadelesinde iletişim aracı olarak kullandığı internet kullanımını da denetim altına almak istemektedir. Artık her türlü eylem duyurusu “şiddet çağrısı yapıyor” “nefret söylemi yayıyor” denilerek ceza konusu edilebilecek.

7- Emniyet Teşkilatının Faaliyet Alanı Halka Karşı Savaşa Göre Yeniden Düzenleniyor

Bugüne kadar ehliyet ve pasaport işlemlerini yapan emniyet müdürlükleri bundan böyle masabaşı memuriyet işleriyle değil uygulanan baskı ve terörün derinleştirilip yaygınlaştırılmasıyla meşgul olacak. Bu nedenle yapılan yeni düzenlemeyle birlikte ehliyet ve pasaportu emniyet değil, nüfus ve vatandaşlık idaresi verecek.

8- Jandarma ve Sahil Güvenlik Atamaları İçişleri Bakanlığı’na Bağlanıyor

Mevcut sistemde jandarma ve sahil güvenlik atamaları Yüksek Askeri Şura tarafından yapılıyorken bu atamaları yapma yetkisi İçişleri Bakanlığı’na veriliyor. AKP kendi güvenliğiyle ilgili hiçbir konuda açık kapı bırakmayıp, tüm kadro atamalarını bakanlığına bağlıyor. Yine açıklanan tasarıya göre jandarmanın mevcut üniforması da İçişleri Bakanlığı’nca belirlenip değiştirilecek.

Bu başlıklar altında “iç güvenlik reform paketi” adıyla basına yansıyan yasal düzenlemeler halkı, daha fazla terörle korkutmayı, sindirmeyi hedefleyen AKP iktidarının açmazıdır. Açmazdır; çünkü halkımız açtır, yoksuldur, işsizdir ve ucuz ölümler kapısında beklemektedir. Yaşamın halk için çekilmez hale getirildiği bir ülkede halkın isyanını sonsuza dek engelleyecek bir yöntem yoktur. Mesele o isyanın devrimcilerin umudu, iradesi ve yol göstericiliğiyle halk iktidarı hedefine varmasındadır.

Tüm halkımızı hak ve özgürlüklerimizi çiğnetmemek ve daha ileri haklar kazanmak için faşist baskı yasalarına karşı mücadeleye ve örgütlenmeye çağırıyoruz.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.