Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Mücadelede Yitirdiklerimiz

Mücadelede Yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 26 Eki 2014 19:03

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz
02 Kasım – 08 Kasım

“… emperyalizm ve işbirlikçileri asla ama asla halkın kurtuluş mücadelesini boğamayacaktır. Asla ama asla sosyalizm idealini yok edemeyecekler…”
Eyüp Samur

Eyüp SAMUR:
Tokat’lı olan Eyüp, 13 Kasım 1978’de İstanbul’da doğdu. Gazi Ayaklanması’na katıldığında 17 yaşındaydı. Gazi’de sorumluluklar üstlendi. 1998’de Küçükarmutlu’da faaliyet yürüttü. 1999 Kasım’ında tutsak düştü. Küçükarmutlu Katliamı olduğunda saldırıları, katliamları durdurmak ve teşhir etmek için bedenini tutuşturdu. 7 Kasım 2001’de ölümsüzleşti.

Ahmet ARIÖZ,
Orhan Veli SAYDEMİR:

Vatan Dergisi’nin dağıtımcısı ve aynı zamanda bir tutsak yakını olan Ahmet ile Vatan okuru olan Orhan, devrimci düşüncelerin yayılması için çalışan devrimcilerdi. 3 Kasım 1999’da Isparta’da geçirdikleri trafik kazasında yaşamlarını yitirdiler.
Ahmet Arıöz, Isparta’da halkın devrimci mücadelesini örgütlemeye, halka devrimci düşünceleri taşımaya çalışan bir taraftardı. Aynı zamanda bir tutsak yakınıydı.
Orhan Veli Saydemir, devrimci hareketin taraftarıydı. Gericiliğe, faşizme karşı devrimci düşüncelerin yayılması için çaba gösteren bir devrimciydi.

Numan KAYGUSUZ:
1956 doğumludur. Yıldız DMMA’da Dev-Genç saflarında mücadele ediyordu. 4 Kasım 1978’de İstanbul Şehremini’de faşistler tarafından kaçırılıp işkenceyle katledildi.

Necdet PİŞMİŞLER:
1955 Bursa doğumlu olan Necdet, devrimci düşüncelerle lise yıllarında tanıştı. 1974-75 yıllarında İstanbul’da Cepheliler’in saflarında mücadeleye katıldı. Liseli Dev-Genç ve Bursa mahalli alan sorumluluğunu üstlendi. 1980’de tutsak düştü. Tutsaklığına firar eylemi ile son verdikten sonra, kır örgütlenmesinde görevlendirildi. Devrimci hareketin kır gerillası geleneğinin yaratıcılarından biri olarak, 5 Kasım 1981’de Ordu Aybastı’da jandarmayla girdiği çatışmada şehit düştü.

Arzu GÜLER, Sultan YILDIZ, Bülent DURGAÇ, Barış KAŞ:
5 Kasım 2001’de, oligarşinin Küçükarmutlu’daki direniş evine gerçekleştirdiği katliamda şehit düştüler.
8 Mart 1978 Tunceli Hozat doğumlu olan Arzu, 1992’de mücadeleye katıldı. İstanbul Bahçelievler’de Devrimci Halk Güçleri içinde mücadelesini sürdürürken, F tiplerinin gündeme gelmesi üzerine, 4 Haziran 2001’de TAYAD’lıların İkinci Ölüm Orucu Ekibi’nde taktığı kızıl bandını, şehit düşene kadar onurla taşıdı.
20 Şubat 1973 Sivas-Kangal’ın Topardıç Köyü’nde doğan Sultan, Kırşehir’de Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisiyken mücadelede yer aldı. 1999’da İstanbul’da Kurtuluş Gazetesi’nde çalışmaya başladı. 2000’de ise, F tipi hapishanelere karşı TAYAD’lıların içindeydi. Küçükarmutlu’nun ölüm oruçlarının sürdürüldüğü bir direniş mahallesi olmasıyla, onun mücadele alanı da Küçükarmutlu oldu.
25 Eylül 1974, Kahramanmaraş, Afşin, Çomudüz Köyü’nde doğan Bülent, 1991’de mücadeleye katıldı. Mersin’de 1993’te tutsak düştü. 1996 Ölüm Orucu’nda Birinci Ekip’te yer aldı. 19 Aralık 2000 Katliamı’nda Bursa Hapishanesi’ndeydi. 13 Ekim 2001’de Adli Tıp raporuyla Edirne F Tipi’nden tahliye edildi. Küçükarmutlu’da katledildiğinde tahliye edileli henüz iki hafta olmuştu.
1981 Dersim Pertek Doğrultay Köyü’nde doğan Barış, çocukluğundan itibaren devrimcileri, gerillaları tanıdı. Akrabalarından tutsaklar vardı, kendisi de mücadele içinde iki kez kısa süreli tutsaklıklar yaşadı. 2000 Ölüm Orucu Direnişi sürecinde, Küçükarmutlu’daki direnişçilere destek olmak için Dersim’den Küçükarmutlu’ya gelmişti. İnandığı değerler uğruna ölümsüzleşti.

Birol KARASU:
1966 Giresun Şebinkarahisar doğumlu. İstanbul’da büyüdü. 1988’de devrimcilerle tanıştı ve 1990’lı yılların ikinci yarısında çeşitli örgütlülükler içinde yer aldı. 6 Kasım 2006’da, yozlaşmaya karşı mücadelede ölümsüzleşti.

Serdar KARABULUT:
1970 Amasya doğumlu. 1987’de Denizli Mühendislik Fakültesi’nde mücadele saflarına katıldı. Ege Kır Gerilla Birliği’nde gerilla iken, 1992 Eylülün’de tutsak düştü. Hapishanelerde çeşitli görevler üstlendi. Büyük direnişte, 6. Ölüm Orucu Ekibi’nde yer aldı. 8 Kasım 2002’de ölümsüzleşti.

Hikmet KURU, Alaattin GENÇ, Ahmet ÇOBAN Kadir DOĞAN:
Karadeniz’in yoksul köylü ailelerinin çocuklarıydı. Devrim mücadelesine gönül vermiş, devrimci hareketin mücadelesine katılmışlardı. Halkın devrimci uyanışını faşist terörle boğmak isteyenler tarafından Kasım 1979’da Ordu Aybastı’da faşistler tarafından katledildiler.

Nail ÇAVUŞ:
Ocak 1964 Sivas doğumlu. 1985’te Marmara Üniversitesi’nde gençliğin mücadelesinde yer aldı. 1987’de Yeni Çözüm Dergisi’nde çalıştı. Akdeniz Bölge Komitesi Siyasi Sorumlusu iken tutsak düştü. Küçükarmutlu Katliamı’na, feda eylemiyle cevap verdi. 7 Kasım 2001’de şehit düştü.

Çetin GENÇDOĞAN:
1965 Dersim doğumlu. 1992 yılında gittiği Almanya’da mücadeleye katıldı. Darbeci kontralar tarafından 6 Kasım 1994’te, Köln’de katledildi.

**

Duyulur da durmak olur mu
Dayan Armutlu yetti Muharrem
Eyüp sabrıyla beklemiştik
Nail olup geldik can feda
Bir yangına baş koymaya
Üç mevziden fırladık ateşli adımlarla
Üç dal karanfil İkarus kanatlarıyla
Yandık ki onur demektir şimdi
Değil mi ki külümüz yarına karışacaktır
Yandık ki umut demektir şimdi
Değil mi ateşimiz dünyayı saracaktır
Tutuşuyor karanlık bir ucundan
Ve zorbanın yarını, sarayı, saltanatı…

Her ömrün bir sonu vardır
Her ömrün bir sonu olacaktır
Ve fedakar kaç ömür baharında
Umutlu cümleler kurup gider
Ki onlara Adalılar derler

Ölüm kasırgasıyla geliyorsa geliyorsa zulüm
Ardında suyu çekilmiş topraklar
Ruhu çekilmiş insanlar bırakarak
Ve sömürüye “özgürlük” diyorlarsa
Hayat kurmanın adı cinayetse
İşte düşüyoruz yalanın tam ortasına…
İşte saplıyoruz ateşimizi karanlığa…

Ümit İlter
AnilariMirasimiz-Logo  Özgür Tutsaklar, Serdar’ı Anlatıyor:

Merzifon’un Alişar Köyü’nde yoksul Alevi bir ailenin 1970 yılında doğan ikiz çocuklarından biri olan Serdar; hareketli, meraklı ve inatçı bir çocuk olarak büyüdü. İnatçılığı zaman zaman başına “dert” açsa da o hep büyük hayallerinin peşinde oldu. Ve ilk hayali olan üniversiteyi kazanarak 1978 yılında Denizli Mühendislik Fakültesi’ne geldi. Ailesine, köylülerine yaşattığı gurur onun en büyük sevinciydi. Üniversite ortamı Serdar’a yeni ufuklar açtı ve o, köyünün dışındaki hayatı, haksızlıkları görüp öğrenmeye başladı. Çocukluğundan kalma alışkanlığıyla her şeyi merak ediyor, soruyor ve sorguluyordu. Kısa süre içinde okulundaki Dev-Genç’lilerle tanıştı ve onları da soru yağmuruna tuttu. Verilen Yeni Çözüm Dergisi’ni büyük bir ilgiyle okudu. Yalnız okuldaki, yurttaki sorunları değil; köyü, yoksulluklarını düşündü. Okuldaki mücadaleyi görüp de geri durmak zaten Serdar’a yakışmazdı.
Artık mücadelenin tam ortasındadır Serdar. Yürüyüşler yaparlar, sivil faşist saldırılara cevap verirler, diğer üniversitelerdeki İzmir’deki, Manisa’daki Dev-Genç’lilere desteğe giderler. Elbette demokratik üniversite mücadelesinin, vatan ve halk sevgisinin bedelleri de vardır. Soruşturmalar açılır, gözaltına alınanlar olur. Birlikte Manisa’daki arkadaşlarının açlık grevine destek verdikleri Baki Erdoğan tutuklanır. Yıl 1989 olmuştur ve devrimci hareket, Ege Bölgesi’nde örgütlenmesini geliştirmek için faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır. Dev-Genç’liler sık sık uğradıkları yerlerden biri de İzmir Yeni Çözüm Dergisi Bürosu’dur. Burada Müjdat Yanat’la, Recep Güler’le, Hüseyin Coşkun’la tanışan Serdar artık kararını vermiştir: Ne olursa olsun devrimcilik yapacak ve gerilla olacaktı.
Bu hayalinin gerçekleştiği gün daha büyük bir ateşle yürekler yangın yerine döndü. Ege dağlarında atılan her adımda Sabo’lara bağlılık, hesap sorma bilinci vardır. Serdar artık Ege Kır Gerilla Birliği’nin öncüsü İbrahim Yalçın Arıkan’ın, Bülent Pak’ın en yaman gerillasıdır. Özel bir tecrübesi, bilgisi olmadığı halde ısrarla öncülüğe aday olmuş ve bu zorlu görevi almıştır. Sadece öncülük değil her işte gönüllü ve ataktır Serdar. En iyi keşfi yapmaya, su kaynağı bulmaya, depo kazmaya, en sessiz yürüyüşü yapmaya, attığını vurmaya, ilk eylemde yer almaya hem de büyük bir inat ve ısrarla adaydır Serdar. İlk kez yürünen, hiç bilinmeyen bir ormanın içinde saatlerce birliği yürütür; çoğu zaman birliği durdurup “Siz biraz dinlenin” deyip yanına bir yoldaşını alarak sessizce gözden kaybolur ve yine sessizce ön keşif yapmış olarak geri dönerdi. Hiç dinlenmeden gayet kendinden emin birliği belirlediği hedefe doğru yürüyüşe geçirirdi.
Ege Gerilla Birliği Berdanlar’la, Yaseminler’le güçlenmiştir ama bir de kavganın diğer yanı vardır. Devrimci hareket yeni atılımlara, devrim yürüyüşünü umutla büyütmeye hazırlanırken darbecilik ihanetini yaşamıştır.
Dayımız hainler tarafından tutsak edilmiş, komutan İbrahim Yalçın Arıkan Hareketi ve Dayı’mızı sahiplenmek için birlikten ayrılmıştır. İç düşmanın darbesinden haberi olmayan Ege Gerilla Birliği yer değiştirmeye çalışırken bu kez dış düşmanın darbesiyle karşılaşmış ve tutsak düşmüştür.
Serdar çatışmadan tutsak düşmenin acısıyla işkencecilere meydan okur. Onun direnişine tahammül edemeyen işkenceciler “böyle olacağını bilseydik dağda kafanıza sıkardık” der… Serdar’ın cevabı “sıkmazsanız şerefsizsiniz, orda ya da burda şehit düşmek benim için onurdur” olur. İşkenceciler yıllar geçse de cevabı unutmayacaktır.
Buca Hapishanesi’ne yüreği buruk ve acılı ama başı dik giren Serdar’ın yeni hedefi Buca Okulu’nun örnek bir öğrencisi olmaktır… Serdar da başarılı bir öğrenci olarak direnişlerde, özgürlük eylemi çalışmalarında yerini almıştır…
Serdar Buca Okulu’nun öğretmenlerinden biri olmuştur. Ali Rızaları sürgün edenlerin bütün hesapları boşa çıkmıştır ve Buca Okulu’nun öğrencileri düşmanın korkularını büyütmeye devam etmişlerdir.
Bu kez 17 Temmuz 1995 günü özgürlük eylemi başarıyla gerçekleştirilir. Serdar bu eylemin her aşamasında görev alır, sabırla çalışır ve sonuçta 4 komutanını Ali Rıza’yı, Celalettin’i, Bülent Pak’ı, Tevfik’i kendi elleriyle kavgaya gönderir. Oligarşinin bu darbeye cevabı Ali Rıza’yı katletmek ve 21 Eylül 1995’teki katliam saldırısı olur. Hedef katliamla, tutsakları teslim alarak halka gözdağı vermek ve sindirmektir.
İşte 21 Eylül günü tüm bunların acizliğiyle geldiler Özgür Tutsakların kapısına. Ve o gün öğle üzeri “Vatan Buca, Namus Buca, Onur Buca” olmuştu. Uğur Yusuf, Turan bu inançla, bu bağlılıkla ve bu feda bilinciyle tohum oldular yüreklere, halkın ve vatanın bağrına. Katiller Serdar’ı da özel olarak hedef seçmişler, ağır yaralamışlar ve öldüğünü düşünerek bırakmışlardır.
Serdar 21 Eylül’den sonra hep o günkü feda ruhuyla yaşadı, direndi, savaştı… Hep en önde oldu. Barikatlarda, göğüs göğüse çatışmalarda, Ümraniye’nin, Ulucanlar’ın hesabını sorarken ve nice direnişte, eylemde, okumada, öğrenmede…
19 Aralık’ta ve büyük direnişte de hep en önde, hep feda ve zafer gönüllüsü oldu. Berdanlar’ın, Ali Rıza komutanın yıl dönümünde alın bandını kuşandığında hayallerinden biri daha gerçek olmuştu.
Ege dağlarında yürür gibi Berdanlar, Yaseminler gibi yürüdü Serdar. “Muştumuzu bekleyin” diyordu yoldaşlarına ve halkına. Muştuyu 8 Kasım 2002 günü verip yüreklerde ve kavgada zafer bayrağı oldu.
Şubat 2010, Kırıklar 1 No’lu F Tipi
Özgür Tutsaklar

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.