Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Savaşınız Kabulümüzdür!

Savaşınız Kabulümüzdür!
Son Güncellenme : 24 Eki 2014 15:57

SavasinizKabulumuzdur-440“İÇ GÜVENLİK TEDBİRLERİ” AKP’NİN ÇARESİZLİĞİ, HALKA VE DEVRİMCİLERE AÇILMIŞ SAVAŞIDIR!
Savaşınız Kabulümüzdür!
Savaşı Büyüterek Faşist
Yasalarınızı Boşa Çıkartacağız!
ZULÜM VE TERÖR YASALARINI TANIMIYORUZ! BİZİM DE KENDİ YASALARIMIZ VAR! FAŞİZMİ TÜM KURUMLARIYLA, YASALARIYLA YIKACAK,
HALKIN İKTİDARINI KURACAĞIZ!

Credit Suisse’nin Küresel Servet Raporu’na göre AKP’nin 12 yıllık iktidarında Türkiye gelir adaletsizliğinin büyümesinde dünyada ikinci sırada yer alıyor. Nüfusun en zengin yüzde 10’luk kesimi toplam servetin yüzde 77.7’sine sahip. Geri kalan yüzde doksanlık kesim ise toplam servetin yüzde 22.3’lük bölümünü paylaşıyor.

Dünyada ise durum şöyle: En zengin yüzde 10 dünya servetinin yüzde 87’sine sahip… En zengin yüzde 1 ise toplam servetin 48.2’sine sahip… Neredeyse yarısı…. Yani dünyanın geri kalan yüzde 99’luk kesimi diğer yarısını paylaşmak zorunda kalıyor.

2 milyar insan ekmeğe muhtaç, 800 milyonun üzerinde insan da açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor.

Credit Suisse’nin Küresel Servet Raporu’na göre Türkiye gelir adaletsizliğinin büyümesinde dünya ikincisi oldu. Nüfusun en zengin yüzde 10’luk kesimi toplam servetin yüzde 77.7’sine sahip. Geri kalan yüzde 90’lık kesimi ise toplam servetin yüzde 22.3’lük bölümünü paylaşıyor.

İşte AKP’nin 13 yıllık iktidarındaki büyüme “efsanesi”nin sonuçları bu… Nüfusun yüzde 90’ı, asalak yüzde 10’luk kesim için çalışıyor.

Dünyada ise durum şöyle: En zengin yüzde 10, dünya servetinin yüzde 87’sine sahip… En zengin yüzde 1 ise toplam servetin 48.2’sine sahip… Neredeyse yarısı…. Yani dünyanın geri kalan yüzde 99’luk kesimi diğer yarısını paylaşmak zorunda kalıyor.

2 milyar insan ekmeğe muhtaç, 800 milyonun üzerinde insan da açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor.

AKP, 2014 yılı ekonomik planının hiçbirini tutturamadı. Enflasyon beklenenin üstünde, büyüme beklenenin altında gerçekleşti. İşsizlik beklenenin üstünde son beş yılın en yüksek rakamına ulaştı.

Tarım dışı işsizlik yüzde 12’ye yükseldi.

Patronlar daha rahat işçi atabilmek için 2015-2017 Orta Vadeli Ekonomik planda kıdem tazminatının kaldırılmasını, taşeronluk sisteminin daha da yaygınlaştırılmasının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını ve “istihdam büroları” denilen köle pazarlarının kurulmasını dayatıyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 10 Ekim’de “İç Güvenlik Tedbirleri” diye açıklayıp, 14 Ekim’de Meclis gündemine getirilen yeni baskı ve terör yasaları bu mevcut tablo içinde değerlendirilmelidir.

Yukarıdaki zenginler ve yoksulların servet tablosu AKP’nin kimin partisi olduğunu gösteriyor. AKP dinci, gerici, hangi kisveye bürünürse bürünsün emperyalist ve işbirlikçi tekellerin partisidir.

Servetin yüzde 77.7’sine sahip tekelerin çıkarlarını korumak için vardır. Seçimlerde aldığı oy oranı ne olursa olsun faşist baskı ve terör yasaları olmadan halkı yönetemez. Çünkü kıdem tazminatının kaldırılması, getirilen yeni vergi yükleri AKP’ye oy vereni de vermeyeni de aç bırakıyor. AÇLIK KILIÇTAN KESKİNDİR. AKP bunu iyi biliyor. Açlığı bitiremeyeceğine göre açlığa rağmen iktidarda kalmanın baskı ve terörden başka yolu yoktur.

“İÇ GÜVENLİK TEDBİRLERİ” bunun içindir. Halkımızın ürettiği tüm değerlerin 77.7’sine el koyan asalak tekelleri korumak içindir. Servetin yüzde 23’lük bölümünü paylaşmak zorunda kalan nüfusun yüzde 90’lık yoksul halkımızı ve onların öncüsü devrimcileri sindirmek içindir.

Polisin adam öldürme dahil her türlü yetkisi zaten vardır. Yasalarla tanınan yetkinin de ötesinde bizzat başbakanlar tarafından polise vur emri veriliyor.

Katil polisler düzenin mahkemeleri, hakimleri, savcıları ve bizzat iktidar tarafından korunmaktadır. Berkin Elvan’ın katillerinin hala mahkeme önüne çıkartılmaması, Haziran Ayaklanması’nda Ethem Sarısülük’ü vuran polisin 4 yıl gibi bir ceza ile ödüllendirilip, ailesinin 10 yıllık hapis cezasıyla yargılanması halka karşı açılan savaşın boyutlarını göstermektedir.

AKP, 13 Yıllık İktidarında Hep Terörle Yönetmiştir

AKP, iktidara geldiğinden beri terör hiç eksik olmadı. Fakat buna rağmen bu düzenden beslenenler ve faşizme karşı direnme dinamiğini yitirmiş reformist, oportünist ve teslimiyet çizgisindeki Kürt milliyetçileri AKP’nin ‘demokratlığını’ keşfettiler.

Oysa AKP kendinden önceki koalisyon hükümetinin hapishaneler başta olmak üzere her türlü faşist terörünü, katliamlarını olduğu gibi sürdürmüştür. Sorun AKP’nin faşist terörünün karşısında 19-22 Aralık Katliamı’ndan sonra devrimci hareket dışında direnen kimsenin kalmamasıdır. Faşizmin karşısında direnemeyenler AKP’nin demokratlığını keşfederek direnmemenin gerekçesi yaptılar. AKP’nin kuyruğuna takıldılar.

AKP’nin faşist iktidarını sağlamlaştıran da esas olarak AB uyum yasaları çerçevesinde Türkiye’yi demokratikleştirdiğini söyleyerek her türlü desteği veren Kürt milliyetçileri, reformizm-oportünizm ve küçük burjuva liberal aydınlardır.

AKP iktidara geldiğinden beri halkın çeşitli kesimlerini vaat, yalan ve demagojilerle yedeğine aldı ve tasfiye etmek istediği kesimi tecrit ederek her türlü saldırıyla yok etmeye çalıştı. Ergenekon adı altında oligarşi içi çatışmayı böyle sürdürdü.

‘Açılım’ politikaları ile Kürt milliyetçileri başta olmak üzere halkın çeşitli kesimlerini yedeğine aldı. Her türlü hukuksuzluğun, adaletsizliğin üstünü “açılım” demagojileri ile örttü. Hedef aldığı kesimleri adım adım böyle tasfiye etti.

AKP’nin 13 yıllık iktidarı boyunca yok etmek istediği ve her fırsatta saldırdığı uzlaşmaz çelişkisi hep devrimci hareket oldu.

Yine AKP’nin bütün iktidarı boyunca her türlü faşist terörünü maskeleyen “barış”, “çözüm” adı altında sürdürülen uzlaşma politikalarıyla Kürt milliyetçi hareket oldu. En zor dönemlerinde AKP’ye adeta “can simidi” olan, “koltuk değnekliği” yapan Kürt milliyetçi hareketti.

AKP’nin 13 yıllık iktidarında nasıl yönettiğini görmek için yandaki tabloya bakmak yeterlidir.

2007 yılında Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda yapılan değişiklikten sonra polis 170 kişiyi “dur ihtarına uymadı” diyerek katletti.

AKP’nin 13 yıllık iktidarında 14 bin 712 işçi iş cinayetlerinde katledildi. Fuhuş 220 kat, uyuşturucu 800 kat arttı… 59 bin olan tutuklu ve hükümlü saysı 152 bine çıktı.

AKP bugün oligarşi içi çatışmada rakiplerini çok büyük oranda tasfiye etti ve devletin tüm kurumlarını ele geçirdi.

Ancak buna rağmen tekellerin partisi olan AKP’nin halka verebileceği hiçbir şeyi yoktur. Onun için halkın tüm kesimleri AKP’nin hedefindedir.

Oligarşinin büyüyen yönetememe krizi AKP’ye faşist terörü daha da arttırmaktan başka seçenek bırakmamaktadır.

Yönetememe Krizi AKP’ye Özgü Değil, Oligarşinin Krizidir!
Yeni sömürge bir ülkede krizler geçici değil süreklidir.

Çünkü;

1- Yeni sömürge bir ülkede ekonomik, sosyal ve siyasal hayat tamamen emperyalizmin çıkarlarına göre düzenlenmiştir.

2- Kendi kendine yeterli olmayan kapitalist veya çarpık kapitalist bir ekonomi mevcuttur. Teknoloji geri, verimlilik yetersizdir.

3- Sektörler arası korkunç bir dengesizlik vardır. Birbirini tamamlayacak şekilde organize olmuş sektörler ya da sanayi yerine, emperyalizmin ihtiyacına göre bölük pörçük bir dağılım sözkonusudur.

4- Sanayi tek yönlü ve emperyalizme bağımlı tüketim sanayisidir. Altyapıdan yoksundur. Yüksek maliyet ve düşük ücret iç pazarı daraltır (talep yetersizliği) ve zaten yetersiz olan cılız bir sermaye birikimi sağlarken, bunun da büyük kısmı emperyalist tekellere akmakta ve kapitalizm kendini yeniden üretecek sermaye birikiminden tamamen yoksun kalmaktadır.

Bunların sonucu olarak;

1- Yeni sömürgelerde sürekli bir EKONOMİK KRİZ vardır. Çünkü; emperyalizmin genel bunalımı katmerli bir biçimde bize yansımaktadır. Bu krizi başka ülkelere aktararak yumuşatan ve dolayısıyla politik ve sosyal krize dönüşmesini engelleyen gelişmiş kapitalist ülkelerin olanaklarına sahip değildir. Aksine bağımlı bulunduğu emperyalist ülke tarafından dayatılan ekonomik programlarla, onun ekonomik krizinin ağır yükünü de omuzlamak durumunda kalmaktadır. Bu kriz halkın daha fazla sömürülmesiyle sürdürülür…

2- Yeni sömürgelerde ekonomik krizin sonucu olarak sürekli bir SOSYAL KRİZ vardır. Çünkü, egemen sınıflar, ekonomik krizi emekçi sınıflar üzerindeki sömürüsünü her geçen gün daha da yoğunlaştırarak atlatmaya çalışmakta ve dolayısıyla sınıf çelişkileri alabildiğine derinleşmektedir. Çifte sömürü altındaki emekçi halk kitlelerinin yaşam şartları, günden güne güçleşmekte, açlık, yoksulluk, işsizlik vb. biçiminde yansıyan sosyal kriz büyümektedir.

3- Yeni sömürgelerde işbirlikçi oligarşinin güçsüzlüğünden kaynaklı sürekli bir SİYASAL KRİZ vardır. Çünkü, çelişkinin keskinliği, ekonomik, sosyal ve siyasal güçsüzlük, pre-kapitalist unsurların önemli bir güce sahip olması, işbirlikçi egemen sınıfları çelişkili bir ittifaka zorlamakta, zayıf ve istikrarsız bir siyasal yapıyı ortaya çıkarmaktadır. Egemen sınıfların emperyalizmden arta kalan sömürüden pay alma mücadelesi, sürekli bir hükümet bunalımının kaynağı olmaktadır. Her iktidar değişikliği yeni çatışmaları yaratmakta, kısa sürede yeni değişiklik yapma ihtiyacı doğmaktadır.

İşte bir bütün olarak bunlar, ekonomik, sosyal, siyasal krizle sürekli devrimci durumun varlığı, toplumsal süreci devrim dönemi olarak belirler.

İşte oligarşinin bütün “tedbirleri” devrim korkusundandır. Bu korkunun sonucudur ki, yeni sömürgelerde oligarşinin yönetim biçimi SÜREKLİ FAŞİZMDİR.

Oligarşinin krizi derinleştikçe devrim korkusu büyümektedir.

AKP’nin “iç güvenlik tedbirleri” halktan, devrimcilerden korkusunun sonucudur. Haziran Ayaklanması AKP’nin korkularını kabusa çevirmiştir.

Onun için AKP’nin “İç Güvenlik Tedbirleri” halka ve devrimcilere karşı açılmış savaştır.

SAVAŞINIZ KABULÜMÜZDÜR!

Bizim gibi faşizmle yönetilen bir ülkede yasaların, kazanılmış hakların hiçbir kalıcılığı yoktur. İşkencelerin, kayıpların, katliamların yapılmadığı hiçbir dönem yoktur.

Faşizmin icazet sınırları içinde hiçbir hakkın mücadelesi verilemez. “İç Güvenlik Tedbirleri” adı altında çıkartılan yasalar AKP faşizminin daha da pervasızlaşacağını göstermektedir.

Bugüne kadar hiçbir dönem icazetle politika yapmadık. Düzenin çizdiği sınırlara hapsolmadık.

Alınan “tedbirler” açıkça göstermektedir; AKP’nin korkusu devrim korkusudur ve hedefinde biz varız, devrimci hareket var.

Kürt milliyetçi hareket ve onun yedeğindeki reformizm, oportünizm düzene teslim olmuş durumda… AKP ne yaparsa yapsın, AKP’ye mahkumlar.

Gelişmelere bakın: AKP, her türlü terörünü, yedeğine aldığı Kürt milliyetçi hareketle birlikte “çözüm” süreci diyerek maskeliyor.

AKP’nin tüm saldırılarını biz göğüsleyeceğiz. Şimdi baskılara göğüs germek zamanıdır.

AKP’nin terör yasalarının halkımızı sindirmesine izin vermeyeceğiz.

AKP’nin halka ve devrimcilere terör uygulama konusunda önünde hiçbir engeli yoktu.

Kürt milliyetçileri, oportünistler oligarşiyle uzlaşsa da, silahları bırakıp teslim olsalar da, halkın devrimci hareketin öncülüğünde devrime yürüyüşünü engelleyemeyecekler.

Süreç inkar, uzlaşma, tasfiye, teslimiyet süreci değil, süreç devrim sürecidir.

Hiçbir inkar, uzlaşma, tasfiye, teslimiyet devrimci yükselişin önünde engel olamayacak…

İç güvenlik tedbirleri bunun göstergesidir. Devrim cephesinde yer almayıp düzenle uzlaşmaya girenler sadece kendilerini tasfiye ederler.

Faşizmin her türlü terörünü biz Cepheliler göğüsleyeceğiz.

FAŞİST DİKTATÖRLÜKLER İSTEDİKLERİ TERÖR YASALARINI ÇIKARTABİLİRLER!

Hatta çıkarttıkları yasalar da yeterli olmaz infaz, işkence, katliam, kaybetme gibi her türlü kontra yönteme de başvurabilirler… Ama ne yaparlarsa yapsınlar direnenler, savaşanlar varolduğu sürece halkı teslim alamazlar.

İşkenceler, katliamlar, infazlar, gözaltında kayıplar oligarşinin başvurmadığı yöntemler değil… Halkı teslim alabildiler mi? Devrim mücadelesinin büyümesine engel olabildiler mi? Hayır…

Halkı teslim alamayacaklar. Çünkü biz varız.

AKP’nin faşist yasalarını da, her türlü saldırılarını da mücadelemizle boşa çıkartacağız.

Oligarşinin Açmazı Ceza Yasalarında da Devam Ediyor. Oligarşi 1950’lerden beri “demokratikleşme” adı altında halkın mücadelesini engellemek için terör yasaları çıkartı… Engel olabildi mi? Hayır!

AKP’NİN ZULÜM VE TERÖR YASALARINI TANIMIYORUZ. Faşizmin hiçbir terör yasası bizim mücadelemizin önünde engel olamaz…

AKP’nin faşist yasalarına karşı BİZİM DE KENDİ YASALARIMIZ VAR! Kanla, canla yazılmış yasalardır bunlar!

Hiçbir baskı halkla bütünleşmiş devrimci mücadeleyi engelleyemez.

Halkımız; faşizmin baskı ve zulmü altında yaşamak istemiyorsak savaşı büyütmeliyiz!

HER ALANDA MİLİSLERİ ÖRGÜTLEYELİM!

AKP’nin “iç güvenlik tedbirleri”nin hedefinde kırmızı fularlı milislerimiz var.

Milisler halkın örgütlü gücüdür. Milisler faşizmin terörüne karşı halkın adaletidir.

Milislerimizle faşizme karşı halkın savaşını büyüteceğiz.

Mahallelerimizde faşizmin yasaları değil, bizim yasalarımız geçerli olacak.

Faşizmin hiçbir yasası, hiçbir kurumu meşru değildir.
Faşizmin tüm yasalarını, tüm kurumlarını yıkıp halkın iktidarını kuracağız!

AKP’NİN “İÇ GÜVENLİK TEDBİRLERİ”İNDEN BAZILARI
☆ POLİSE ‘MAKUL ŞÜPHE’ İLE SAVCILIK İZNİ OLMADAN 24 SAAT GÖZALTINA ALMA YETKİSİ VERİLECEK
☆ ‘MAKUL ŞÜPHE’ İLE POLİSE ÜST, ARABA, EV VE İŞYERİ ARAMA YETKİSİ VERİLECEK
☆ MOLOTOF KOKTEYLİ ATEŞLİ SİLAH SAYILACAK
☆ MASKE TAKMAK 4 YILA KADAR SUÇ SAYILACAK
☆ DEVRİMCİLERİ TUTUKSUZ YARGILAMA KALDIRILACAK
☆ “DİNLEME VE KAYDA ALMA”, “GİZLİ SORUŞTURMACI GÖREVLENDİRME”, “TEKNİK ARAÇLA İZLEME” KAPSAMI GENİŞLETİLECEK
☆ MALA EL KOYMA KAPSAMI GENİŞLETİLECEK
☆ İNTERNET DENETİM ALTINA ALINACAK

AKP’NİN 13 YILLIK İKTİDARINDA KATLİAMLAR, BASKI TERÖR VE ZULÜM VARDIR!
AKP’NİN SUÇLARI

1- POLİS KATLİAMLARI: ‘Baran Tursun Vakfı’nın verileri’ne göre 2007 YILINDA PVSK’DA YAPILAN DEĞİŞİKLİKTEN SONRA 2007-2014 yılları arasında polis 170 kişiyi katletti.
2- İŞ CİNAYETLERİ: 2002-2013 Yılları arasında 13 bin 442 işçi iş cinayetlerinden katledildi… 2014 yılının ilk sekiz ayında 1270 işçi katledildi…
3- FUHUŞ: Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından yapılan açıklamaya ğöre fuhuş suçundan 2002 yılında 2669 kişi hakkında dava açıldı. Bu sayı 2007 yılında 4494’e, 2010 yılı sonu itibariyle de 8409’a ulaştı. Fuhuş suçu 8 yılda yüzde 220 oranında arttı.
4- UYUŞTURUCU: Son üç yılda uyuşturucu, özellikle sentetik uyuşturucu denen bonzai kullanımı yüzde 800 arttı.
5- HAPİSHANELER: Türki- ye’de 328’i kapalı olmak üzere 377 hapishane bulunuyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 59 bin 428 olan tutuklu ve hükümlü sayısı, 2006’da70 bin 477, 2008’de 103 bin 296, 2010’ da 120 bin 814, 2012’da 125 bin 100, 2014 ise 152 binin üstüne çıktı. Bu rakamların 2017 yılında 215 bine çıkması öngörülüyor.
6- AKP’NİN YAĞMA VE TALANI: AKP döneminde ülkemizdeki 124 kamu malı satıldı. Bu satıştan AKP 41 milyar dolar elde etmesine rağmen bütçe 171 milyar dolar açık verdi.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.