Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Amerikan Silahları ile Kürt Halkı Kurtulamaz!

Amerikan Silahları ile Kürt Halkı Kurtulamaz!
Son Güncellenme : 09 Kas 2014 20:31

“BIJİ SEROK OBAMA”

Kobane’de Hiçbir Gerekçe Emperyalizmle İşbirliğini Meşrulaştıramaz

Amerika Halkların Düşmanıdır!

Amerikan Silahları ile Kürt Halkı Kurtulamaz! Amerika Halkların Sorunlarını Çözmez; Çıkarları İçin İşgal ve İmha Eder!

Kobanê’de yaşanan son gelişmeler kimin kimin safında savaştığını artık daha belirgin hale getirmiş durumdadır… Emperyalizm ve halkların savaşında ne ara yer, ne de tarafsızlık durumu söz konusudur…

Emperyalizmin olduğu yerde buna karşı alınacak, alınması gereken tavıra ilişkin hiçbir belirsizlik yoktur. Kuşkusuz bu Marksist-Leninistler açısından böyledir. M-L olanları bağlayan bir bakış açısıdır bu… M-L olmayanlar açısından ise çok farklı bakış açıları elbette olabilir, oluyor. Fakat oluyor diye bunların doğru olduğu anlamına gelmez… Sadece ve sadece bunun bir gerçek olduğu anlamına gelir… Gerçeğe nereden ve nasıl bakıldığı ise doğru olup olmadığının ölçütüdür.

Son gelişmelere bakıldığında Kobanê’ye destek için gidenler ÖSO ve Barzani Peşmergeleri… Bunların ikisini de esas olarak PYD-YPG istemiyor… Ancak buna rağmen uzun süren tartışmalar ve görüşmelerden sonra kabul etmek zorunda kaldı… Acaba neden? PYD’nin bu kabulü ne anlama geliyor… Barzani ve ÖSO’nun niteliği mi değişti, ne oldu da PYD fikrini değiştirip her iki gücün gelmesine rıza gösterdi ve ikisiyle birlikte savaşacağını söylüyor?

Kobanê ve PYD cephesinde bunlar yaşanırken AKP bir anda üzerine basa basa Kobanê’ye Ayn El Arap demeye başladı ve zaten ÖSO’da oranın Suriye toprağı olduğunu ve kendilerinin de bu nedenle orada bulunduklarını açıklıyor. Bu konuda anlaşan, aynı doğrultuda düşünen AKP ile ÖSO’nun bu düşünce ortaklığı tesadüf müdür? Yoksa ÖSO zaten AKP beslemesi olduğu için doğal ve olması gereken midir?

Kobanê’de Kim Kimin İçin Direniyor?

Geçtiğimiz hafta içinde önce ÖSO 1300 kişilik bir gücü Kobanê’ye yardım için göndereceğini açıkladı…

Sonra da Barzani peşmergelerinden bir gücün Türkiye üzerinden gideceği açıklandı ve sonra da bu güçler Kobanê’ye geçtiler. ÖSO 1300 kişilik bir güçten bahsetse de gönderdiği gücün 400 kişi veya daha az olduğu sonra yapılan açıklamalarda ortaya çıkıyordu… Peşmergeler ise 150 kişilik bir güçle gittiler Kobanê’ye. Bu iki gücün orada PYD-YPG güçleri ile birlikte savaşacakları anlatıldı… PYD önce komutanın kendilerinde olacağını açıklasa da daha sonra herkesin kendi gücüne komuta edeceği söylendi… Sonuç olarak bu giden güçlerin niteliği ile orada kimlerle birlikte nasıl bir savaş yürütecekleri konusu bir dolu soruyu da beraberinde getirmektedir.

Mesela, ÖSO kimdir?

Sürekli adını duyduğumuz ve Suriye’de Esad yönetimine karşı savaşan, savaştırılan bir güç olarak bildiğimiz bu güç gerçekte kimdir, kimin için savaşmaktadır? ÖSO bugüne kadar nasıl bir savaş yürütmüştür?

ÖSO ilk çıktığı zamanlarda gerek emperyalist ülkelerin basın yayın organlarında ve gerekse de AKP’nin güdümündeki yayın organlarında özgürlükçü ve Suriye halkını kurtaracak bir güç olarak yansıtılmıştı… Sonraki zaman içinde bu yapı belli dağınıklıklar da yaşadı ve sonuçta Esad’a karşı da bir gelişme gösteremeyip tıkanıp kaldı. Bu gücün Suriye içinde yaptığı provokasyon eylemleri hatırlanır mı acaba? Emperyalistlerin uzun bir süre Esad kimyasal silah kullandı demelerine ve bu konuda BM tarafından araştırma heyetleri gönderilmesinden sonra yaşanan gelişmelerde ortaya çıkan gerçekler hatırlarda mıdır? Gerek Şam civarında ve gerekse de Suriye’nin çeşitli kentlerinde gerçekleştirilen kimyasal veya kimyasal olmayan saldırılarda çocuklara varıncaya kadar yapılan katliamlarda kimin imzası vardır?

ÖSO Kobanê’ye Kürt halkını desteklemek için mi gelmiştir?

Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı Özgürlük Şafağı Tugayı’ndan komutan Nizar El Hatip şunu söylüyor:

“Kobanê’de savaşmamızın nedeni Kürtler veya Araplar değil. Orada savaşmamızın nedeni Kobanê’nin de Suriye’nin bir parçası olması. Biz de Kobanê’de Suriyelileri koruyoruz.”

Barzani Peşmergeleri Kimin Savaşçılarıdır?

Barzani’nin peşmergelerini kim eğitmekte, kim donatmaktadır? Her ne kadar sonradan bir peşmergenin kendi kendine edindiği ve taktığı bir şey olarak gösterilmeye çalışılsa da Amerikan bayrağı amblemi takan peşmerge neyin ifadesidir acaba? Bu da tesadüf müdür, yoksa bireysel bir tercih midir? Diyelim ki bireysel bir tercih olarak o peşmerge Amerikan bayrağı taktı, böyle bir tercihi bir Kürt askerine yaptıran nedir? Kimi basın yayın organlarında peşmerge olarak Kobanê’ye giden gücün içindekilerin hepsinin Amerikan ve Alman vatandaşlığına alındığı ve onlar tarafından da eğitildiği iddiaları var. Bunlar doğru mudur? Askerin amblemi de bu durumu doğrulayan bir tavır olabilir mi?

Peşmergelerin kıyafetleri, giyim ve hareket tarzları neden Amerikan askerlerine benziyor, yine bir tesadüf müdür? Aynı kıyafet tarzı ve hareketleri Amerikan eğitimi almış Türkiye’nin kontra çetelerinde de görmek neyi ifade etmektedir?

Peşmergelerin Türkiye’den geçişi sırasında Urfa’da onları karşılayan kitle tarafından “Bıji Serok Obama” sloganları atıldı… Bu ne demek? Obama lehine bu tezahüratın anlamı nedir? Önceki hafta Kürt milliyetçi hareketin yayın organı Özgür Politika’da yazan Ahmet Kahraman “Amerika’ya teşekkür” etmişti.

Bütün dünyayı kan gölüne çeviren, dünya halklarının baş düşmanı Amerika’ya teşekkür etmek, Amerikan Başkanı’na “Bıji Serok Obama” demek ne oluyor, hangi ruh halinin, hangi anlayışın ürünüdür?

Cemil Bayık’ın yaptığı açıklamada “çözüm süreci” için “Aracılara, gözlemcilere ihtiyaç var. Bizler Amerikalıları da (gözlemci olarak) kabul edebiliriz ve gördüğümüz kadarıyla o yöne doğru bir gidiş var” ve ardından “Şimdi ciddi ciddi PKK’nin nihayet terörist örgütleri listesinden çıkarılması tartışılıyor” diyor. Ne demek bu?

Çözüm sürecinin ipleri kimin elinde?

Kürt halkının kaderini Amerika belirleyemez. Belirlerse o “kader” Kürt halkı için kurtuluş olmayacaktır. Kürt milliyetçi hareket tüm umutlarını emperyalistlere bağlamış durumda.

Cemil Bayık “Bu savaşın artık PKK’nin (gerçek) resmini düzelttiğine inanıyoruz” diyor. ABD’nin desteğini arkasına alarak AKP’yi de “sıkıştırma”ya çalışıyor.

Bayık, “IŞİD’e karşı “direniş” ile emperyalistlere Ortadoğu’da kullanılacak bir güç olarak kendilerini kanıtladıklarını söylüyor.

IŞİD’e Karşı Oluşturulan Koalisyon Kimdir?

Amerika’nın öncülük ettiği ve desteklediği koalisyon IŞİD’e karşı mücadele etmek üzere kurulmuştur. Bu koalisyon ağustos ayında kurulduğundan bu yana çalışmaktadır. Bugünkü katılımlarla birlikte kimler yok ki bu koalisyonun içinde: ABD başta olmak üzere AB’sinden, Türkiye’ye kadar, ÖSO’dan işbirlikçi Arap devletlerine, Barzani güçlerinden Rojava’da devrim yaptığı iddiasında olan PYD-PKK’ye kadar…

Tüm bu güçleri bir araya getiren ve ortak bir paydada buluşturup aynı çatı altında savaştıran IŞİD nelere de kadirmiş meğer… Bir yanda dünyadaki hemen tüm emperyalist güçler ve işbirlikçileri, bir yanda ise halklarının özgürlüğü için savaştığını iddia eden ÖSO, PYD, PKK gibi güçler… Bunları bir araya getiren bu IŞİD denilen gücün niteliğine ilişkin defalarca yazdık… IŞİD’in bu niteliği ortada iken emperyalizm ile kendini halk kurtuluş gücü olarak tanımlayan yapıları bir araya getiren gerçekte nedir?

Tüm tarihsel sürece bakılırsa hangi dönemde emperyalist güçler halkların bir yarasına merhem olmuşlardır? Hangi halk emperyalist güçler ve onun işbirlikçileri eliyle özgürlüğüne kavuşmuştur?

Amerika’nın başını çektiği emperyalist güçlerin Irak’ta yaptıkları unutuldu mu? Irak’ı kurtarma adına ülkeye giren emperyalistlerin Barzani gibi bir işbirlikçi, yeni bir İsrail gücü yaratmaları dışında ortaya koydukları bir sonuç var mıdır? Barzani daha ilk savaş anından bu yana Amerikan’ın gönüllü bekçisi olmak dışında halkların çıkarına ne yapmıştır?

Suriye’de yaşananları hangi çerçeve içine sığdıracağız? Bir yanda emperyalizmin oyuncağı olduğu artık iyice su yüzüne çıkan ÖSO, öte yanda IŞİD denilen emperyalizmin yarattığı bir canavar… Bir de kendi halkının kurtuluşu için savaştığını iddia eden ve bölgesinde “devrim” yaptığı söylenen PYD-PKK güçleri… Kim kiminle neyin kavgasını vermektedir?

Emperyalizmin belirleyiciliği ve yönlendiriciliği bu kadar açık olduğu halde, IŞİD’in niteliği kör gözlere ayan olacak denli açığa çıktığı halde IŞİD karşıtlığı temelinde emperyalizmin yarattığı bir koalisyonun kimin çıkarına hizmet ettiği, edeceği açık değil midir?

Yoksa Irak’ta olduğu gibi emperyalistler halkları boğazlarken Kürtler de tıpkı Barzaniler gibi aradan çıkıp kendi iktidarlarını kurarlar hayalleri mi yaratıyor bu koalisyon? Öyle ise bu koalisyonun bile bile, göz göre göre emperyalizm ile aynı çıkar ortaklığında birleşmek anlamına geldiği ortaya çıkmaz mı? Ya da başka bir deyişle Suriye’de de tıpkı Barzaniler gibi bir Kürt iktidarının oluşumu mu hedeflenmektedir? Yani emperyalizmin işbirlikçisi, İsrail gibi yeni bir güç… “Kürtler katılmazsa, Kürtler içine alınmazsa, Ortadoğu’daki sorunlar çözülemez” şeklinde Cemil Bayık tarafından yapılan açıklamaların anlamı emperyalistlerin yeni bir sıçrama tahtası olmaya hazır olunduğu şeklinde değerlendirilemez mi?

Emperyalistlerin Katil Ordularıyla Aynı Safa Düşmek Kendi Halkını Kurdun Önüne Atmaktan Başka Bir Anlama Gelmez!

“Körle yatan şaşı kalkar”… Emperyalistler ve işbirlikçileri ile bu kadar içli dışlı olmak sonuçta onlar gibi düşünmeyi ve onların çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi getiriyor. Klasik Ortadoğu politikacılığı çerçevesinde kullanma mantığıyla yaklaşanların daha sonra kendileri kullanılmaktan kurtulamaz.

Şengal’de Amerika’nın askeri güçleri ile birlikte hareket edildiğine ilişkin o dönem çıkan yazılar hatırlardadır…

Yine Kobanê’ye giden güçlerin orada Amerika’nın katil ordularından olan iki güçle birlikte savaşacaklarına dair haberler yer alıyor basında. Delta Force isimli Amerika’nın kontra askeri gücü ve Black Water isimli Amerikan kiralık asker gücünün de Kobanê’de olduğu ve bunların ÖSO, Peşmerge ve PYD-YPG ile birlikte savaşacakları açıklanıyor… Amerika’nın bu iki gücünün daha önce bulundukları ülkelerde neler yaptıkları biliniyor. Delta Force isimli örgütün Amerika’nın gizli askeri operasyonlarını gerçekleştiren kontra örgütlenmedir. Katiller ordusudur.

Black Water isimli kuruluşun en son isminin Academi olduğu ve bunun da zorunlu bir isim değiştirme olduğu, zorunluluğun bu kiralık askeri gücün daha önce Irak’ta gerçekleştirdiği katliamlardan ve işkencelerden kaynaklandığı bilinir mi? Bu katiller ordusu ile birlikte olmanın Kürt halkının kurtuluşuna, Kobanê’nin kurtuluşuna nasıl bir yararı olacaktır? Bu katiller ordusunun Irak’ı getirdiği durum ortada olduğuna göre Kobanê’de farklı davranması mümkün müdür?

Kaldı ki bu güçlerle birlikte aynı çatı altında yürütülen bir “direniş” nasıl bir “direniştir”? IŞİD’e karşı “direnirken” onu yaratan ve zaten kucağında oturduğu güçle aynı safa düşmek, aynı kucakta oturmak anlamına gelmiyor mu? Bu haliyle Kobanê’de yürütülen savaşın belirleyici, yönlendirici ve tek gücü emperyalistler olmuyor mu?

Daha da ötesi emperyalizmin katil ordularıyla birlikte aynı safta bulunmak hangi halkın çıkarına olabilir? Halkların kanına girmiş, işkenceler yapmış olduğu tescilli olan Amerikan güçlerinin sadece Irak’ta yaptıkları hafızalarda çok taze olduğu halde onunla aynı safta olmak kendine halk hareketi diyen bir güç için, en hafifiyle utanılacak bir durum değil midir?

Dünya Halklarının Düşmanı  Emperyalistlerin Silahı İle Hiçbir Halk Kurtuluşunu Sağlayamaz

Evet, onlarca soru ve daha da sorulabilecek onlarca, yüzlerce soru daha vardır. Hepsi cevaplanması gereken sorular… Kim cevaplayacak? Kürt küçük burjuva milliyetçileri ya da onun kuyrukçularının bu sorulara bir cevabı olmalıdır.

Emperyalist güçlerle aynı zeminde buluştuklarını ve bunun da Kürt halkının çıkarına olmasını bir yana bırakalım; tersine Kürt halkının katliamı ve geleceğinin tam olarak karartılması anlamına geldiğini umursamıyorlar bile… Uzlaşma çizgisi artık işbirliği noktasına gelmiştir.

“Bu savaşın artık PKK’nin (gerçek) resmini düzelttiğine inanıyoruz” diyen Cemil Bayık’ın emperyalistler nezdinde takdir görmeyi bu kadar istemesi ve kendi “gerçek resimleri” olarak bugün içine girilen işbirliğine bel bağlaması Kürt halkı açısından hem utanılacak ve hem de kaygı duyulacak bir durumdur… Utanılmalı çünkü halkların katili olan bir güçle aynı safta bulunmak, onun tarafından takdir edilmeyi, “terör”listelerinden çıkarılmayı bu kadar önemsemek ancak utanılacak bir durumdur… Kaygı duyulmalı çünkü bugün Kürt halkı içindeki en büyük güçlerden biri halkların katilleri ile birlikte hareket ediyorsa bir halk ancak bundan kaygı duyabilir.

Çünkü, emperyalistlerden bugüne kadar halklara hiçbir hayır gelmemiştir. Tarihsel, sosyal tüm gerçekler bunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererler… Yukarıda sorduğumuz soruların hepsinin cevabını aslında bu gerçekleri ortaya çıkaran sorulardır. Fakat gerek Kürt milliyetçi hareket ve gerekse de onun kuyrukçuları bu soruları sormak ve cevaplamak yerine yaşananlara olmadık misyonlar biçerek hayaller kurmaktan öteye geçmemektedirler. “Rojava devrimi” hayalleri görenler gerçeklere gözlerini kapattıkları sürece emperyalizmin dümen suyunda ilerlemekten başka bir sonuç alamayacaklarını görmek zorundadırlar.

Emperyalistler yıllardır birçok kesime “devrim” hayalleri gördürmektedirler… “Turuncu devrim”, “kadife devrimi” vb. gibi bir dolu “devrim” yaşadı dünya! “Arap baharı” denilen bir dolu “demokrasi” gösterilerini izledik hep beraber… Emperyalistler bu hayalleri gördürürlerken ve “devrim” hülyaları yaşatırlarken gerçekte kendi politikalarını hayata geçiriyorlardı.

Bu hayalleri yaşayanlar, bu politikalarda emperyalizm gerçeğini görmeyenler bugün IŞİD karşıtlığı noktasında bu kez de emperyalistler ile aynı koalisyon içinde yer alabiliyorlarsa emperyalizme “elini verenin kolunu da kaptıracağı” gerçeğini bir kez daha hatırlamak zorundadırlar.

Hatırlarlar mı? Pek sanmıyoruz ancak yine de söylemek zorundayız. Çünkü emperyalislerin silahı ile kuşanıp onlarla birlikte aynı safta yer alarak savaşanların yürüttüğü savaşın hiçbir halkın, Kürt halkı da dahil hiçbir halkın çıkarına olmayacağı kör gözlerin bile görebileceği bir gerçektir. Buna rağmen hangi çıkar ortaklığı Kürt milliyetçi hareketi ve kuyrukçularını emperyalizmle aynı noktada buluşturuyor bu da ayrıca sorulması gereken bir sorudur. Çünkü halkların çıkarına olmadığı, halklar açısından kendi katilleriyle aynı yatakta yatmak anlamına gelen bir gerçeğe rağmen böyle bir işbirliği içine girmenin bir yanı elbette milliyetçiliğin yarattığı körlüktür. Ancak bir de çıkar birliği içine girecek denli Barzani kafasına uygun hareket etmek vardır ki; işte en tehlikeli gidişat da budur?

Sonuç Olarak;

1- Kobanê’de yaşananlar artık emperyalizm ve işbirlikçileri ile aynı kulvarda buluşma anlamına gelmektedir. “Bıji Serok Obama” sloganları bünyeyi sarmışsa bunun başka bir anlamı olamaz.

2- AKP iktidarı ÖSO ve Barzani güçleri eliyle bölgede kendisi dışında bir Kürt oluşumuna karşı çıkarken emperyalizmle elbirliği içinde Kobanê üzerinden bölgedeki denetimi artırmaktadır.

3- IŞİD karşıtlığı üzerine kurulu olan koalisyonda buluşan güçlerin hepsi emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden bir poziyondadırlar… Hangi gerekçe ileri sürülürse sürülsün objektif gerçek budur.

4- Amerika’nın katil ordularıyla aynı safta bulunmanın kendisi bile halklar açısından utanç verici bir durumdur.

5- Emperyalistlerin dümen suyuna girip onların silahlarıyla kendi halkının kurtuluşunu sağlayacağını söyleyenler hala gerçeğe uyanmak istemiyorlarsa artık uzlaşmanın ötesinde işbirlikçilik noktasına gelmişlerdir.

7- Kürt milliyetçileri ve kuyrukçularına bir kez daha sesleniyoruz: Yüzünüzü dünya halklarına dönün. Silahlarınızı emperyalistlere ve işbirlikçilerine çevirin. Girdiğiniz yol emperyalistlerin çıkarlarını koruma ve kollama yoludur. Bu yoldan ve emperyalistlerin “yardımı” olarak gelen silahlardan halklar için kurtuluş çıkmaz. Emperyalistlerin silahları halkları köleleştirme silahlarıdır. Bu tarihin tüm evrelerinde böyleydi ve böyle olmaya da devam etmektedir. Emperyalizm değişti hayalleriyle ne kendinizi ne de halkları kandırın.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.