Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Milisler -3

Milisler -3
Son Güncellenme : 02 Kas 2014 16:54

HER ALAN VE BÖLGEDE

MİLİSLERİN HEDEFİ  KENDİ ÖZGÜNLÜĞÜNE GÖRE ŞEKİLLENECEKTİR

Devrimci şiddet her alan, bölge ve birimin ihtiyacıdır. Oligarşi baskı, sömürü ve zulümde ayrım yapmıyor. Halkın her kesimi oligarşinin terörünün, baskı ve sömürüsünün hedefindedir.

Oligarşi halkı sindirmeyi, ideolojik etkisi altına alarak halkı devrim ve kurtuluş mücadelesinden uzak tutmayı hedefliyor. Dahası halkı kendi tabanı yapmaya çalışıyor. Bunun için her türlü yöntemi kullanıyor. Amaç baskı ve sömürü düzenini korumak, devamını sağlamaktır.

Oligarşinin terörünün amacı buyken halk milislerinin amacı da oligarşinin resmi ve sivil güçleri üzerinde baskı kurarak, devrimci şiddet uygulayarak halkı savunmak, örgütlenme ve mücadelenin önündeki yerel engelleri temizlemek, halkı devrim mücadelesine katmaktır.

Milislerin bu hedefleri her alan, bölge ve birimin özgünlüğüne göre şekillenecektir.

***

Halkın savaşı esas olarak gecekondularda şiddetlenen bir seyir izlemektedir. Bu, geçmişten bugüne gecekonduların gerçeğidir. Bu durumun sosyo-ekonomik temeli vardır. 20-30 yıl öncesinin gecekondularını bugün göremesek bile bu gerçek değişmemiş tersine derinleşmiştir.

Emekçi halkın yoğun olarak yaşadığı yerleşim alanları, mahalli alanlar ve gecekondu semtleri bugün taşıdıkları devrimci potansiyel nedeniyle oligarşinin denetim ağı oluşturmak istediği yerlerin başında geliyor. Denetimi sağlamak, otorite kurmak için devrimci örgütlenmelerin engellenmesi ve dağıtılması gerektiğini bilen oligarşi, buralara özel bir önem vererek her türlü yöntemi kullanıyor.

Yoksul mahalleler iç savaş alanlarıdır diyoruz. Mahalleler kentlerin yumuşak karnıdır diyoruz. Halkın tüm kesimleri mahallelerde yaşamaktadır. Dolayısıyla mahallelerde “saf” bir emekçi tablosu göremeyiz. Aksine buralar kültürel ve yaşam tarzı açısından, çeşitli gelişmeler karşısındaki politik tavır alışları bakımından, değişken heterojen bir karakter sergilerler.

İşsizlik, yoksulluk vardır, ama buna paralel olarak, burjuva özlemler de yoğundur. Düzen çok çeşitli biçimlerde bu özlemleri pompalar. Bu yüzden de emekçi semtlerinde her türlü yozluğun, suç şebekelerinin örgütlenmesine, yayılmasına göz yumar, teşvik eder. Uyuşturucuya, fuhuşa, tefecilere, spekülatörlere karşı mücadele özellikle emekçi semtlerinde öne çıkan, çıkarılması gereken bir mücadeledir. Ve elbette düzenin bu güçlerine karşı mücadele boyutlandığında her zaman halkın karşısında olan düzenin resmi ve sivil güçlerinin faşist terörü de halkın öne çıkan sorunları arasında yer alır. Yine yakın dönem açısından öne çıkan –gerçekte her dönem varlığını azalarak artarak sürdüren- bizzat AKP eliyle örgütlenen gerici örgütlenmeler de mahallelerde halkın önüne çıkan engellerin başında gelmektedir.

Emekçi halkı tehdit eden her şey, onların yaşadığı her sorun bizim mücadele hedeflerimizin içinde yer alır. Kitlelerin taleplerini sahiplenmez, sorunlarının çözümü için mücadeleyi örgütlemez, kitleleri yalnızca dergi dağıtılacak, yalnızca şehitlerimizin cenaze törenine ve arada bir de mitinglere çağrılacak bir kesim olarak görürsek, ya da pratiğimiz bunun ötesine geçmezse orada mücadele ne gelişebilir, ne de kitleselleşebilir.

TÜM MAHALLELER BİZİM OLACAK diyoruz. Emekçi semtlerini, burjuvazinin de, onun polisinin, askerinin, işbirlikçilerinin, faşist çetelerinin de adımını atarken yüreğinin titreyeceği ve nihayetinde adımını bile atamayacağı yerler haline getireceğiz. Hiç kuşkusuz bunun en önemli adımlarının başında HALK MİLİSLERİNİ yaygınlaştırmak geliyor.

***

Geniş işçi kitleleri günlerinin büyük çoğunluğunu geçirdikleri fabrika, atölye ve işyerlerinde diz boyu adaletsizliklerle, baskı ve sömürü ile karşı karşıyadır. Oligarşi ve onun resmi-sivil faşist güçleri bu alanlarda kendilerine taban yaratmaya çalışırlar. Buraları kendi mevzileri haline getirmek isterler. İşçi ve emekçilerin hak talep etmelerini, örgütlenmelerini engellemek hedefleri arasındadır. Her türlü yöntemi kullanarak grevleri, direnişleri zayıflatmaya, parçalamaya ve kırmaya yönelirler.

Direnişin olduğu her yerde patron ve devlet baskısının her biçimini görmek mümkündür. Beşiktaş Belediyesi BELTAŞ işçilerinin direnişinde Belediye Başkanı Hazinedar’ın paralı çetelerinin işçilere nasıl saldırdığı, grevi kırmak için nasıl işçileri çalışmaya zorladığı en yakın örneklerden biridir. İşçileri ihbar etmekten, işten atmaya, polisin hedefi haline getirmeye kadar her biçimde saldırırlar. Mücadelenin ivmesinin boyutlandığı koşullarda bu durum can güvenliği sorununu da beraberinde getirir. Grev çadırları patronların, devletin polisinin, sivil faşist güçlerin saldırı hedeflerindendir.

İşte İŞÇİ MİLİSLERİ devrimci şiddeti esas alacak tarzda örgütlenmeyi sağlayacaktır.

***

Kamu emekçileri de oligarşinin, mücadelesini, örgütlenmesini engellemek istediği kesimlerden biridir. Burada da memur kitlesini örgütleyip daha güçlü bir hale dönüştürme ve daha geniş kesimlerini mücadeleye katma çalışmalarına, grevli-toplu sözleşmeli sendikal hak mücadelesine karşı, oligarşi çeşitli engeller çıkartıyor.

Bizzat polisi memurların üzerine sürüyor. Geçmişte oba oba örgütlenen ve devlet dairelerini işgal eden faşist çeteler olarak çıkmıştı, şimdi gerici faşistler olarak kamu emekçilerinin karşısına çıkartılıyor.

MEMUR MİLİSLERİ bu gerçeklik üzerinde örgütlenerek bu alanda devrimci adaletin taşıyıcısı olarak buraları faşizmin, gericiliğin mevzileri olmaktan çıkartmayı hedefleyecektir.

***

Bugün oligarşinin denetim altına almakta zorlandığı ve bu konuda sürekli yeni önlemler, politikalar geliştirmek zorunda kaldığı mücadele alanlarından biri de gençlik ve özel olarak da lise ve üniversite gençliğidir. Gençliğin mücadelesini engelleyebilmek, denetleyebilmek, dahası gençliği düzenin ihtiyaç duyduğu robotlar haline getirebilmek için oligarşinin bütün okullardaki temel dayanağı eğitim sistemini yürütenler oluyor.

Lise ve üniversitelerde kurumlaştırılmış resmi polis ve jandarmanın dışında, özel güvenlik birimleri, gerici-faşist lise ve üniversite idareleri, faşist öğretim üyeleri, ajan-muhbir öğrenciler ve sivil-faşist çeteler öğrenci gençliğe karşı hep içiçe çalışmaktadırlar. Bu faşist ve gerici güçler öğrenci gençliği teslim almayı, onları kendi tabanları haline getirmeyi, gençliği devrimci mücadelenin dışında tutmayı amaçlıyorlar.

GENÇLİK MİLİSLERİ bu özgünlük içinde örgütlenecek ve mücadele edecektir.

***

Kırsal alanlarda da yerel silahlı milis örgütlenmelerinin yaratılması daha fazla ihtiyaç haline gelmektedir. Bugün köylülüğün örgütlenmesinin kendisi açısından yaratacağı tehlikenin farkına varan oligarşi, bu alana yönelik çeşitli tedbirler almaya başlamış, baskı güçleri olan jandarma, özel tim gibi resmi güçleri dışında ayrıca ajan-muhbir şebekeleri de oluşturmuştur. Bu tür örgütlenmeler dışında kırsal kesimin geleneksel egemenleri olan baskıcı, sömürücü ve gerektiğinde ihbarcılığı ele alan büyük toprak sahipleri, aracı ve tefeciler, muhtarlar da devrimci örgütlenmenin ve mücadelenin gelişmesinin önüne geçmeye çalışacaktır. Ve bu engeller de esas olarak yerel milisler tarafından kaldırılmak zorundadır. Ayrıca kırsal alanlarda geri kültür düzeyi ve geleneksel yapılara dayandırılarak oluşturulan gerici-faşist örgütlenmeler de mücadelenin karşısına somut engeller çıkaracaktır.

Bir Pankart,  Bir Bidon Benzin, Bir Slogan…  Her Şey Silahtır

En büyük silah örgütlendirilmiş insan iradesi olduğuna göre, bu savaşı yürütecek araçların temini ve yeni yeni silahların yaratılmasının sınırı yoktur. Sınır varsa, bu olsa olsa kafalarımızdadır. Çünkü halkı temsil eden ve halktan almasını bilen devrimci inanç ve irade bu noktada sınır tanımıyor. Bu noktada halkla bütünleşmek bize ihtiyaç duyduğumuz silahı da sağlayacaktır.

Her şey silah olabilir. Üzerine bastığımız taş, dokunduğumuz cam, hissettiğimiz koku, yaktığımız odun, ekmeğimizi kestiğimiz bıçak, balık avladığımız olta, içtiğimiz su, demir bir çubuk, bir zincir, bir bidon benzin, bir pankart, duvara yazdığımız bir slogan… Kısaca, çevremizde, aklımıza gelen her şey bir silahtır. Sorun, bunun yaratıcı yeteneğimizle ortaya çıkarılıp, kullanılmasında yatıyor.

“Silahımız yok, hiçbir şey yapamayız.” Anlayışı mücadeleye zarar verir ve kabul edilemez. Bu anlayış düşman saldırıları karşısında yenilgiyi daha baştan kabul etmek anlamına gelir.

Yoksa silahı kendimiz de yaparız: “Zapata’nın adamları (…) yaman dövüşçülerdi. Tuzaklar ve pusular tertipler, ikmal hatlarını keser, küçük kasabalara baskın verir, düşmanın ufak birliklerini yok eder, büyük kuvvetlerini hırpalarlardı. Bundan gayrı, ateşli silahlarını ve fişekleri kendileri yaparlardı.” (Zapata, Meksika’da Köylü Devrimi, syf.31)

Çoğu zaman düşmandan ele geçiririz silahımızı.

Ve esas olarak da her şeyi bir silaha dönüştürürüz.

DEVAM EDECEK

(Önümüzdeki Sayı: Milis Halktır, Halkın İçindedir, Halkın Örgütlü Silahlı Gücüdür, Halkın Yaratıcılığının İfadesidir.)


 

Sivil Faşist Çeteler Gerçeği Karşısında Halk da Kendi  Örgütlü-Silahlı Gücünü Çıkartacak

Kara Gömlekler – İtalya:

1940 İtalya’sında Mussolini faşizminin sokak egemenliğini sağlayan yarı-askeri “Kara Gömlekliler” gibi “halk desteği” izlenimli baskı aygıtı örgütlenmesidir. Kara Gömlekliler faşist Mussolini’nin emrindeki silahlı yerel faşist birliklerdir. 1919 başlarında sosyalistlere, devrimcilere karşı kurulan bu birlikler giderek tüm halkı hedef almaya başladılar. Mussolini iktidara gelmek için bu birlikleri kullandı. Mussolini’nin iktidara gelmesinden sonra Kara Gömlekliler resmi olarak ulusal milise çevrildi. Kara Gömlekliler İtalya’da faşizme kitle tabanı sağlamada, İtalyan halkını sindirmede, terörize etmede Mussolini faşizminin önemli silahlarından biri oldu.

“Siyah gömlek, siyah pantolon ile iki kişilik gruplar halinde kol kola sokaklarda dolaşın!” Mussolini’den bu talimatı alan Kara Gömlekliler halka yönelik yağma, hırsızlık, cinayet, tecavüz her şeye başvurdular. Doğaldır ki, Kara Gömlek üyeleri de buna uygun karakterli kişilerdir. Amaç halkı teslim almaktır. Halkı faşizme boyun eğmeye zorlamaktır.

Milisin Gücü,

Düşmana Karşı

Herşeyi Silaha Çevirmesidir

“Polis Armutlu’da Milisleri Arıyormuş Korkun Geliyoruz, AKP’den Hesap Soracağız/ Cephe” yazılı pankartı caddeye bakacak şekilde astılar.

“Torbacıları Bize Bildirin-Cephe”… “Gün Bizim Gece Bizim, Size Dünyayı Dar Edeceğiz – Cephe”… “Halkımız Katillerden Hesap Sormak İçin Bize Silah Getirin, Dünyalarını Karartalım – Cephe”… “Halk Düşmanlarını Bize Bildirin – Cephe”, “Uyuşturucu Satmak, Hırsızlık Yapmak Suçtur – Cephe”…

Hepsi bir pankart ve birer slogandır. Ancak halk düşmanlarını titretmeye yetiyor. Bunun için tahammül edemiyorlar. Sloganlarımızı siliyorlar her fırsatta. Korkularını bastırmak için. Biz de ısrarla yazmaya çalışıyoruz korkularını hatırlatmak için.

***

“Küçük Armutlu’da devlet güçlerine karşı 6 kez bombalı saldırı gerçekleştirildi; Reşitpaşa girişine asılan bubi tuzaklı bir bombalı pankartı imha etmeye çalışan bomba imha ekipleri şans eseri kayıpsız kurtuldu; Küçükarmutlu halkının “direniş tepesi” olarak andığı ve panzerler tarafından işgal edilen tepeye, panzerlerin yanıbaşına bubi tuzaklı bir propaganda kaseti yerleştirilerek yayın yapıldı…” (Mayıs-Haziran 1992- İstanbul)

***

“Bir polisin silahı milislerimizce kamulaştırıldı; Başbakanlık Personel Dairesi basıldı, arşiv bölümü ateşe verildi ve DEVRİMCİ SOL bayrağı asıldı.” (Temmuz 1992- Ankara)

***

“Okmeydanı Halil Rıfat Mahallesi ve İdealtepe Mahallesi muhtarlıkları basıldı, polisle işbirliği yapmamaları konusunda uyarıldı ve çeşitli evraklar alındı.” (Mayıs 1992 – İstanbul)

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.