Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Mücadelede Yitirdiklerimiz

Mücadelede Yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 02 Kas 2014 19:04

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz

9 Kasım-15 Kasım

 

“Hep daha fazla ne yapabilirim kaygısıyla hareket ettim. Çünkü bir çok şehit verdik. Her şehidimiz beni daha da zorluyor, çalışma tempomu arttırıyordu.” Eyüp Baş
Cihan Gürz
1977 Dersim doğumlu. Şehidimiz Kenan Gürz’ün kardeşiydi. 1996’dan ‘97 baharına kadar Kurtuluş  muhabirliği yaptı. ‘97’de Dersim dağlarında gerillaydı. 9 Kasım 1997’de Dersim Pertek’te düşmanla girilen bir çatışmada şehit düştü.

Hasan Beyaz
Halk Cephesi üyesi TAYAD’lı Hasan Beyaz, 23 Ekim’de Van-Erciş depreminde göçük altında kalan Van halkıyla dayanışma kampanyası başlatan TAYAD’ın Dersim’deki çalışmalarını yürüttü. Kapı kapı dolaşıp Dersim halkının yardım elini Van halkıyla buluşturmak istedi. Topladıkları yardımları kendi elleriyle Van halkına götürdü. Çadır çadır, köy köy dolaştı. Halkın yaşadığı sorunları acıları paylaştı. 9 Kasım 2011’de Van’daki 5.6 büyüklüğündeki ikinci depremde AKP’nin sağlam raporu verdiği otelin yıkılması sonucunda yaşamını yitirdi. Katili AKP iktidarıdır.

Kadir Güven
Devrim Aslan Güler
Erkan Dilsiz
Dersim’in  Çemişgezek ilçesine bağlı Paşacık Köyü yakınlarında 12 Kasım 1996’da çatışmada şehit düştüler.
Kadir Güven, 1958 Malatya doğumludur. 1980 öncesinde mücadeleye katıldı. 12 Eylül sonrası Devrimci İşçi Hareketi içinde çalıştı. Tutsak düştü, tahliye olduktan sonra yine mücadeleye koştu. 1993 Şubatı’nda   Dersim dağlarında gerillaydı.
Devrim Aslan Güler, ‘77 Hozat doğumludur. Gerillaya katılmadan önce demokratik alanda çeşitli  faaliyetlerde bulundu.
Erkan Dilsiz, 1981, Hozat doğumludur.  O da erken büyüyen çocuklarımızdandı. Faşizm onu katlettiğinde 15 yaşında bir Cephe gerillasıydı.

Eyüp Baş
1968’de Ankara Çankaya’da doğdu. Aslen Gümüşhane Kelkitlidir. Emeğin ve sömürünün ne olduğunu yaşayarak, çalışarak gördü, öğrendi. Uzun yıllar tutsak kaldığı hapishanelerde, yaşadığı koşullar nedeniyle, yıllardır ciddi sağlık sorunları yaşamaktaydı. 23 Eylül’de rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldı. 9 Kasım 2009’da Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde şehit düştü.

MuharremÇetinkaya
1972 Malatya, Doğanşehir Suçatı Köyü doğumludur. 1991’de katıldığı mücadelenin çeşitli alanlarında yer aldı. Aralık 1993’te Dersim dağlarında gerillaya katıldı. 1996 sonlarında tutsak düştü. F tipi hapishanelere ve tecrite karşı gerçekleştirilen Büyük Direniş’te yer alan bir ölüm orucu direnişçisiydi. 5. Ölüm Orucu ekipleri içinde Ölüm Orucu’nu sürdürürken, Küçükarmutlu Katliamı’nı protesto etmek için Sincan F Tipi Hapishanesi hücrelerinde bedenini tutuşturan Muharrem Çetinkaya, 12 Kasım 2001’de kaldırıldığı hastanede şehit düştü.

Kıymet Hanoğlu
1967 Sivas Divriği doğumludur. Memurların, Devrimci Memur Hareketi önderliğinde zincirlerini parçaladığı, haklarını söke söke aldığı süreçte, bu mücadelenin içinde yer aldı. Eyüp Belediyesi’nde Elektrik ve Sanayi İşleri Bölümü’nde mühendis olarak çalışıyordu. Ama o bunu bir “statü” farkı olarak görmedi, tüm emekçilerin çıkarlarının, geleceklerinin bir olduğunun bilincindeydi. ‘91 yılından itibaren BEM-SEN’de örgütlü olarak memurların hak alma mücadelesine katıldı. 1992’de yapılan BEM-SEN Genel Kurulu’nda Genel Eğitim Sekreteri olarak yönetimde yer aldı. Kıymet, 13 Kasım 1993 günü İstanbul Kartal’da, iki akrabasıyla birlikte kaldırımda yürürken bir kömür kamyonunun çarpması sonucu hayatını kaybetti.

Turgut İpçioğlu
1959 doğumlu. Liseli Dev-Genç kadrolarındandı, Liseli Dev-Genç mücadelesinde önemli görevler yüklenmişti. 10 Kasım 1978’de İstanbul Bakırköy’de Aydınlıkçı hainler tarafından katledildi.

AnilariMirasimiz-Logo Yoldaşları Kadir Güven’i Anlatıyor:

Tarih 11 Kasım 1996… Yer, Dersim-Paşacık Köyü… İki Cephe savaşçısı, bir köy evinde oturmuş, köylülerle sohbet ediyorlardı. Yaşlıca olanı tarihimizi anlatıyordu. “Bak amca” dedi, “bizim Türkiye’nin her tarafında direnişimiz var. Eğer gerekirse biz de direniş yaratıp o geleneği sürdürürüz” diyordu. Gece gündüze evriliyordu. “Düşman, şafakla birlikte kuşatmıştı Paşacık köyünü. Telaşla Cephe savaşçılarının kaldıkları bahçelerin çevresini tutmaya çalışıyorlardı. Panzerlerini de sürmüşlerdi köyün içerisine. Köylüleri bir araya topladılar. Onlara bahçeleri gösteriyorlardı. “Şimdi nasıl teslim alacağız onları” diyordu bir düşman subayı. Amaçları Cephe savaşçılarını “teslim” almak ve “bakın sizin için savaşanlar nasıl da önümüzde diz çöküyorlar. Ne kadar da korkaklar, bakın da görün” demekti. Bunu başarabileceklerinden emin konuşuyorlardı köylülerle. Kendilerince, halkın Cephelilere duyduğu güveni böyle yaparak yok edeceklerdi(!) Ardından panzerleri sürdüler bahçelere, yüzlerce askeri yatırdılar mevzilere. Cepheli savaşçılar kuşatmayı farketmişlerdi. Düşmanın “bakın nasıl teslim alacağız” dediğini de…
Cephe savaşçıları yatmışlardı mevzilerine. “Gelin teslim alabiliyorsanız alın” diyordu her biri. Mutluydular. Halkın tanıklığında bir çatışmaya gireceklerdi az sonra. Bir tarih yazacaklardı ki, halk yakından daha iyi tanısın savaşçılarını. Üç savaşçı silahlarını doğrultmuşlardı hedeflerine. Askerler yaklaşmışlardı Cepheliler’e. Artık çatışma kaçınılmazdı. Sol omuzuna dayadığı kleşinin tetiğini son kez yokladı Kemal. Zaten emniyeti çoktan açılmıştı “Hadi hadi, biraz daha yaklaşın alçaklar” diyordu. Ve birazdan ilk silah sesleri geldi. “Teslim olun” çağrısına Kemaller silahlarıyla karşılık veriyorlardı. Düşman, Cepheliler karşısında şaşkına dönmüştü. Komutanlarının öldügünü gören askerler bağırıp, ağlamaya başlamışlardı. Onlar da ölümü enselerinde hissetmişlerdi. Analarını, babalarını, karılarını, çocuklarını hatırlayıp, onları bir daha görebilmek için dualar ediyorlardı. Bir asker, “çatışma bitsin de anamı-babamı arayacağım” derken, bir diğeri “karımı ve çocuklarımı özledim. Eğer burada şehit olmazsam, onları arayıp hasret gidereceğim” diyordu. Üç Cepheli şehirlerde yaratılan geleneği kırlara taşıyıp yaygınlaştırmanın onurunu yaşıyorlardı. Bu onurla saat 14:00’e kadar çatıştılar. Düşmana, “asıl siz gelin Parti-Cephe’ye teslim olun” çağrılarını yapıyorlardı, Hem de “Parti-Cephe sözü veriyoruz” diyorlardı. Kanlarıyla taşlara, “DHKC-SPB” yazıları yazıyorlardı. Yoldaşları gelip alsın diye, silahlarını kanlarıyla “yağlayıp” gömüyorlardı toprağa. Düşmana “imdat” çığlıkları attırıyorlardı.
Üç Cepheli Savaşçı, Paşacık’ta sergiledikleri direnişleriyle halkın korkularını, kaygılarını da yıkmışlardı. Onlara cesaret verdiler. Haklılığımıza olan inançlarını pekiştirdiler. Direnişin tanığı yaşlı bir amca, “ama biz hiç korkmuyoruz. Çünkü ilk defa böyle bir çatışmayı gördüm ve gururlandım. Eğer teslim olsalardı, halka ihanet etmiş olurlardı. Ama son mermilerine kadar çatışıp öldüler. Ben o zaman, onların halk için savaştıklarına daha çok inandım” diyordu. 12 Kasım ’96’da Paşacık’ta, Cepheliler’in yarattığı direnişe tanıklık eden halk, dost örgüt savaşçıları, “böyle bir direnişe tanık olduğumuz için gururluyuz” diyorlardı imrenerek. Halkımızı, dostlarımızı gururlandıran direnişin kahramanları Kemal (Kadir Güven), General Cem (Erkan Dilsiz), Murat (Devrim Aslan Güler)’tı… Kadir Güven(Kemal), şehit düşmeden bir kaç saat önce halka, “..Türkiye’nin her tarafında direnişimiz var. Eğer gerekirse biz de direniş yaratıp o geleneği sürdürürüz” diyordu. O, söylediğini yapan, yaptığını savunan bir gelenğin savunucusuydu, işte bu geleneği sürdüreceğinin sözünü veriyordu 11 Kasım gecesinde. Köylülere verdiği sözü, yine o köylülerin gözleri önünde saatlerce çatışarak, kahramanlıklar yaratarak, “ölerek” yerine getiriyordu.
…Söylediğini yapacak kararlılıkta olan kişiliğin tohumları 18 yıl öncesinden atılmıştı. Devrimcilikte kesintisizlik, zorlukları aşmadaki kararlılık, iradeli bir kişilik, ihanetler karşısındaki devrimci tavır, acılar, sevinçler ve sevgilerle dolu kahramanca bir yaşamdı Kadir Güven.
Oligarşi, 1994’te 13 Cephe gerillasının katledildiği Emirgan çatışmasının ardından Cephe’nin ilişkilerine yöneldi. Köyler boşaltılıyor ve yakılıyordu. Hasan Çiçek ve Müslüm Aydın, oligarşinin dayatmaları karşısında köylerini terk etmeyi reddettiler ve gözaltına alınıp katledildiler.
Hasan (Babo) Çiçek, 1927 Hozat doğumludur. Derviş Cemal Aşireti’ndendir. 1938 Dersim isyanında 13 yaşındadır ve katledilenlerin cesetleri altında kalarak sağ kurtulmuştur. Cephe taraftarı, gerillanın ilişkisiydi. Hozat’ın Şamaşi (Beytaş) Köyü’ne bağlı Dereko Mezrası’nda 9 Kasım’da gözaltına alındı, 12 Kasım’da ağaca bağlanıp yakılarak katledilmiş halde bulundu.
Müslüm Aydın da, Cephe taraftarı ve gerillanın ilişkilerindendi. Oligarşinin baskılarına boyun eğmedi, Hasan Çiçek gibi askerler tarafından gözaltına alınan köylülerden biriydi, Kasım 1994’te Hozat’ın Dürüt deresinde yakılarak katledildi.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.