Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > İstiyoruz Yapacağız

İstiyoruz Yapacağız
Son Güncellenme : 28 Ara 2014 21:32

Halkımız! Dünya Halkları!

Dünyayı Kan Gölüne Çeviren, Açlığa, Yoksulluğa, Sefalete Mahkum Eden Emperyalistler ve İşbirlikçileridir…

Umut Biziz, Umut Devrim, Umut Sosyalizm

Emperyalizme ve İşbirlikçilerine Karşı Devrim İçin Savaşı Büyütelim

AKP, tüm kurumlarını halka karşı savaşa göre yeniden örgütleyip donatıyor. Uzun süredir AKP’nin yönetememe krizini yazıyoruz. Oligarşik düzen kendi içinde AKP’nin alternatifini yaratamadığı sürece, bu kriz derinleşerek büyüyecektir. Ve AKP’nin halka karşı faşist terörü büyütmekten başka hiçbir politikası olmayacaktır. Çünkü AKP’nin gerçek ve tek alternatifi halktır. Korkusu ise halkın devrimci politikalar öncülüğünde büyüyen muhalefetidir. İşte bu korku, AKP’yi kendi iktidarını desteklemeyen tüm kesimleri, düşman olarak görmesine neden oluyor. AKP her kesime ya benden yanasın ya da düşmanımsın dayatmasını yapıyor.

Bu kriz derinleşerek büyüyecektir. Ve bu koşullarda reformizmin, uzlaşmacılığın yeri yoktur.

Haziran Ayaklanması’ndan sonra AKP iktidarının hiç de sağlam zemine basmadığını görmüştür. Ve AKP, buna göre yeni çıkartılan terör yasalarıyla, polis teşkilatının iç savaşa göre TOMA’larla, zırhlı araçlarla, gaz bombalarıyla donatılması, bu krizin sonucudur.

Yapılan “yüksek korunaklı” saraylar, “üst düzey” koruma önlemleri bunun sonucudur. Halktan ve devrimcilerden korkusudur AKP’ye bunları yaptıran.

AKP’nin son çıkardığı baskı yasaları bu korkunun ürünüdür. Baskı ve terör yasaları ile, katliamlarla AKP halkı ve devrimcileri sindirmek istiyor.

Ancak AKP sonuç alamayacaktır. Halkın büyüyen öfkesine, devrimci politikalar öncülüğünde direnişine engel olamayacaktır.

Çok çeşitli biçimlerde eylemler, direnişler büyüyecektir.

 

AKP Faşizmi, Faşist Terörüyle Halk Muhalefetini Büyütürken Örgütlü Kesimleri Etkisizleştirmekte ve Dağıtmaktadır.

AKP’nin kendi iktidarını desteklemeyen tüm kesimleri düşman olarak görmesi ve saldırması muhalefet cephesini büyütmektedir. Fakat bu muhalefetin en büyük zaafı örgütsüz oluşudur.

Çünkü AKP iktidara geldiğinden beri esas olarak saldırılarını örgütlü kesimler üzerinden sürdürmüştür.

Devrimcileri yok etmek için, emperyalizmin ve oligarşinin F tipi tecrit saldırılarını olduğu gibi sürdürmüş, direnen devrimci hareketi, 19 Aralık katliam politikalarıyla sindirilen halktan tecrit ederek, yok etmeye çalışmıştır. 7 yıl süren büyük direniş boyunca AKP’nin bu politikası sürdü. Reformizm ve küçük burjuva düzen içi güçler, daha 19 Aralık Katliamı yapılmadan sindirilmişti. F tipi tecrit politikalarına karşı direnmeyen ve direnmemeyi meşrulaştırmaya çalışan oportünizm süreç içinde çürüyerek yok olmanın eşiğine geldi…

Kürt Milliyetçi Hareket ise sürecin başından beri uzlaşmacı-teslimiyetçi, tasfiyeci bir tavır içinde oldu. Öcalan’ın da “AKP’ye iktidarı altın tepsiyle biz sunduk” diye itiraf ettiği gibi Kürt Milliyetçi Hareket iktidarı boyunca AKP’ye koltuk değnekliği yapmıştır.

Bugün reformizm, oportünizm Kürt Milliyetçi Hareketin bu uzlaşmacı-teslimiyetçi-tasfiyeci politikalarına yedeklenmiş durumdadır… Yani bu güçler “örgütlü” bir güç olarak yönetememe krizi derinleşen AKP açısından bir tehdit oluşturmamaktadır. Tam tersine bu kesimler AKP faşizmine karşı halkın büyüyen öfkesini “çözüm, barış, uzlaşma” adı altında düzen içine çekmeye çalışmaktadır.

Bunun en bariz ve ibretlik örneği Haziran Ayaklanması’nda yaşanmıştır. Kürt Milliyetçi Hareket Haziran Ayaklanması’nı “çözüm sürecini sabote etmeye yönelik” bir giriş olarak değerlendirmiş, reformizm, oportünizm ise daha ayaklanmanın ilk gününde ayaklanan halkı dağıtmaya, ayaklanmayı bitirmeye çalışmıştır. Ayaklanmaya işçiler, memurlar, öğrenci gençlik, esnaflar… bütün olarak halkın tüm kesimleri katılırken, sözde koca koca işçi memur sendika konfederasyonlarının, meslek örgütlerini, odaların esamesi bile okunmamıştır. Örgütlü olarak bilinen işçi-memur sendikaları, odalar, meslek örgütleri halk ayaklanırken hareketsiz kalarak AKP politikalarına hizmet etmişlerdir.

AKP, iktidarı boyunca bu kurumları tek tek hedef alarak saldırmıştır.Ve saldırılar karşısında direnmeyen bu kurumlar kendi kitlesinden dahi soyutlanmış, bugünkü halini almışlardır.

AKP’NİN SİNDİREMEDİĞİ, TESLİM ALAMADIĞI TEK GÜÇ DEVRİMCİ HAREKETTİR! CEPHE’DİR

Oligarşi’ye “Kızıldere’nin adı değişti siz hala değişmediniz” dedirten, Amerika’ya “7 YIL DİRENİŞ Mİ OLUR, İŞİMİZ KOLAY OLMAYACAK BİLİYORUZ… TEKRAR ML BİR ÖRGÜTÜN YERYÜZÜNDE GÜÇ OLMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ… DÜNYAYA OLUMSUZ ÖRNEK OLACAKLAR BUNDAN SONRA HERKES KENDİNİ BİZE KARŞI EYLEM YAPABİLECEK GÜÇTE HİSSEDECEK, BU COK AMA COK TEHLİKELİ BİR YÖNELİM… BUNA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ… DHKP-C BÖLGESEL ÇIKARLARIMIZA TEHDİT OLUŞTURUYOR…” dedirten Büyük Direnişimizin zaferidir.

Emperyalistler ve işbirlikçileri F tipi tecrit politikalarıyla devrimcileri teslim alamadılar. 7 yıl süren direnişimizle, 122 şehidimizle emperyalizmin, faşizmin her türlü saldırılarına karşı direnileceğini tüm dünya halklarına gösterdik.

7 yıl boyunca bize “niye ölüyorsunuz” diyorlardı, bütün sol yok olurken, silahlı mücadele yürüten bütün örgütler silah bırakırken, bizim varlığımız, yok edilememiz, bugün direniş çizgimizin bütün halkın elinde silaha dönüşmesi neden öldüğümüzün cevabıdır. Büyük direnişin zaferinin büyüklüğünün kanıtlanmasıdır.

Sol, düzenle uzlaşma-teslimiyet, tasfiye sürecini yaşarken, halkın direnişlerinin büyümesi, büyük direnişimizin halkta karşılığını bulmasıdır, direnişin zaferidir.

AKP’nin korkularını büyüten, oligarşinin açmazı, bu gerçekliktir. Halkın öfkesi düzen içi muhalefette değil, devrimci politikaların öncülüğünde gelişmektedir.

Süreç artık iki binli yılların F tipleriyle halkın sindirildiği değil, Büyük Direnişin etkisiyle, halkın direnişinin büyütüldüğü süreçtir.

 

Faşizmin Saldırılarının Hedefinde Hep Biz Olacağız! Faşizmin Saldırılarına Göre Örgütlenmeyen Hiçbir Hareket Varlığını Sürdüremez!

Bugün çatışma oligarşi içinde AKP ile Fethullahçılar arasındaki iktidar kavgası olarak görünmektedir. Bu doğru değildir. AKP-Fethullahçılar çatışması görünürdeki bir çatışmadır. Oligarşi içi bir çatışmadır. Son tahlilde oligarşik düzen tehlikeye girdiğinde, oligarşinin çatışan tarafları tüm çelişkilerini bir kenera bırakıp, halka karşı birlikte savaşırlar.

AKP oligarşi içi çatışmada Fethullahçılar üzerinden, asıl olarak halka karşı savaşı büyütmektedir. Bunu böyle görmeyenler son çıkan baskı yasalarına bakmalıdır. Çıkan yasalarla asıl olarak hedeflenen halk ve halkın öncüleri devrimcilerdir. Polislere, “yüzünde maske vardı”, “elinde molotof vardı” denilerek devrimcileri ve devrimcilerin öncülüğünde direnen halkı katletme yetkisinin verilmesi bunun kanıtıdır. Bu yasalar halkın her türlü meşru araçlarla direnme hakkını hedeflemektedir.

Fethullahçılar’ın tarihlerinde direniş diye bir şey yoktur, işbirlikçilik vardır.

Kürt Milliyetçi Hareketin tabanı her ne kadar molotoflarla, yol kesmelerle… oligarşiye karşı direniyor gözükse de nihai hedef olarak politikalarının özü oligarşiyle uzlaşmaktır. Oligarşinin çekincesi Kürt Milliyetçi hareketten ziyade Kürt halkının direnme dinamikleridir. AKP bunuda adım adım Kürt Milliyetçi Hareket ile yok etmek istiyor. İmralı’da başlatılan “çözüm” politikalarının özü özeti budur.

Son “iç güvenlik tedbirleri” yasal düzenlemelerin açık hedefi Cephe’dir.

Kürt Milliyetçileri, reformizm, oportünizm… herkes faşizmle uzlaşmaktan bahsederken halka direnelim, savaşı büyütelim çağrısı yapan ve savaşan Cephe’dir. Politikalarıyla milyonları yönlendiren, öfkesine tercüman olan Cephe’dir. Yüze takılan maskeler, molotofla direnişler, Cephe ile özdeşleşmiştir. Ve bu direniş silahı halkın elindedir. Halk AKP faşizmine karşı maske takmayı, molotoflarla direnmeyi meşru görmektedir.Ve her geçen gün çok daha fazla kesimlerin elinde, direniş silahı olarak kullanılacaktır. Bu yasalarla AKP bunun önünü kesmeye çalışmaktadır.

AKP faşizminin Cephe’ye yönelik saldırıları yasal düzenlemelerle de sınırlı kalmayacak… Bu baskı ve terör yasalarıyla AKP esas olarak halka karşı iç savaşın, katliam politikalarının zeminini hazırlamaktadır.

 

Tek Bir Adım Geriye Atmayacağız! Her Türlü Meşru Araçlarla Direneceğiz!  Savaşı Büyütecegiz

Karşı-devrimlerin at başı gittiği, emperyalistlerin tarihin sonunu ilan ettiği 90’lı yılların başında Önderlik, Atılım kararlarını almış ve sürecin temel şiarı olarak da DAHA HIZLI KOŞMALIYIZ demişti.

Cepheliler, bugün için de aynı şiarımız geçerlidir. Halkın umudu biziz. AKP faşizminin saldırılarına maruz kalan, tüm halk kesimlerini birleştirecek olan, tek örgütlü güç biziz. Çünkü AKP faşizmine karşı direnen, halkın savaşını büyütmekten bahseden, iktidar hedefiyle savaşan, silahlı mücadeleyi savunan tek güç biziz.

Bundan dolayıdır ki, faşizmin bize yönelik saldırıları daha artacaktır. Bunu biliyoruz ve tüm Cepeliler buna hazırlıklı olmalıdır.

Buna hazırlıklı olmak ne demektir?

Faşizmin her türlü saldırılarını göğüslemek, direniş çizgisini tereddütsüz uygulamaktır.

Faşizm sürekli kadrolarımızı hedef almaktadır.

Faşizmin bize yönelik saldırılarıyla ilk kez karşılaşmıyoruz. Ya da biz faşizmi AKP ile tanımıyoruz. ‘90’ların başından beri bize yönelik saldırılar hiçbir iktidar döneminde bir diğerinden daha az olmamıştır. 600 şehidimizin 500’den fazlasını 12 Eylül’den sonra verdik. İktidara gelen her parti öncelikli tehditlerden biri olarak bizi görmüştür. Kürdistan’dan sonra kayıpların, katliamların, infazların, işkencelerin, tutuklamaların doğrudan hedefi biz olduk.

Bu nedenle operasyonlarla, tutuklamalarla, katliamlarla bizi hiçbir güç bitiremez.

Bugün AKP’nin politikaları 90’lı yıllarla bire bir aynı olmasa da amaç aynıdır. Farkı ise 90’lı yıllarda şöyle ya da böyle faşizme karşı direniş çizgisinde olan bir sol vardı. 2000’lerin başında F tipi tecrit politikalarına karşı direnemeyen sol, büyük oranda ideolojik olarak da örgütsel olarak da tasfiye olmuştur. Bugün faşizm halkın tüm kesimlerine saldırırken örgütlü bir güç olarak direnen, savaşan sadece biz varız.

2013 yılının başında, bütün alanlara yönelik komplolar kurularak yapılan operasyonlar bizi bitirmeye yönelikti. Başaramadılar. Operasyonlarla, katliamlarla, tutuklamalarla bizi bitiremeyeceklerini gösterdik… Bu tür saldırılar hep olacaktır.

Bu saldırıları boşa çıkartmanın yolu, HER CEPHELİ’NİN KENDİ ALTERNATİFİNİ YARATMASIDIR.

Düşman saldırılarına hazırlıklı olmak demek, faşizmin her türlü terörüne rağmen devrimi örgütlemek, halkın savaşına öncülük yapmaktır.

Sürecin ihtiyaçlarını karşılayacak kadrolar, yöneticiler olmalıyız. Kadrolar, yöneticiler yetiştirmeliyiz.  Bunun için her Cepheli bulunduğu her alanda, kendi alternatifini yetiştirmelidir. Bunun yolu komitelerdir.

KOMİTELER BOŞLUKTA BİR ŞEY BIRAKMAZ.

KOMİTELER, yaşamın ve savaşın karşımıza çıkardığ her sorunu çözer.

KOMİTE örgüt demektir. Örgütlenmek demektir.

Bugün AKP saldırılarına hazır olmak demek her alanda KOMİTELERİ hayata geçirmek demektir.

Halkımız bizimle. AKP faşizminin saldırılarına karşı bizim dışımızda politika üreten, direnen yok. AKP bugün bu kadar pervasız ise bunun bir nedeni de budur.

Halk AKP faşizmi karşısında teslim olmuyor, direniyor fakat halk örgütsüzdür. Güçlü bir önderlikten yoksundur.

Bugün görevimiz milyonlara önderlik yapmaktır. Halkı faşizme karşı savaştırmaktır.

AKP polisini, askerini, sivil faşist çetelerini tepeden tırnağa halka karşı savaşa göre örgütlüyor, donatıyor.

AKP iktidarını korumak için her yola başvurmaktan çekinmeyecektir. Nitekim bunu her fırsatta gösteriyor.

Dış politikada, emperyalizmin desteğini alabilmek için her türlü uşaklığa açık. Emperyalizme Ortadoğu’da “bizi kullanın” diye can atıyor. İç politikada ise suni ayrılıklarla halkları birbirine düşmanlaştırarak kendi tabanını militarize ediyor.

AKP en geniş halk kitleleri nezdinde gayrı meşru bir hal almıştır. AKP’ye karşı her türlü araçla direnmek, savaşı büyütmek meşrudur. Çünkü AKP kendi yasalarını dahi tanımıyor. Kendi ihtiyacı neyi gerektiriyorsa ona göre yasa çıkartıyor. Tüm yasalar AKP faşizmini güçlendirmeye yönelik yeniden düzenleniyor. Kendi yasalarını tanımayan bir iktidarın yasalarına, halkın uymasını kimse beklemesin.

Gayri meşru olan AKP’dir. Örgütlü olduğumuz alanlarda, AKP’ye yaşam hakkı tanımamalıyız. AKP faşizminin bize saldırısını beklemeden hesap sormalıyız. AKP suçludur. Her gün halka karşı suç işliyor.

Halkı savaştırmalıyız. Halkın savaşını örgütlemeliyiz.

Her bir Cepheli binleri, yüzbinleri, milyonları, yönetecek, savaştıracak, halka önderlik yapacak savaşın kurmayları olarak kendini görmelidir.

Bugün hiç kimse adaletin varlığından sözedemez.

Bizim de kendi yasalarımız, kendi adaletimiz var. Faşizm tüm dünyada insanlık suçudur. Faşizme karşı direnmek, savaşmak onurdur.

Savaşmak için silahlanmalıyız. AKP halka meydan okuyor. “Bir TOMA’ya zarar verirseniz 10 TOMA alırız” diyor.

10 değil binlerce TOMA da alsalar, örgütlü halkın önünde hiçbir güç duramaz. Tarih bunun aksine tanık olmamıştır.

Bizim elbette TOMA’larımız olmayacak fakat en basit silahlarla düşmana en büyük zararı vermeliyiz. Amerika Vietnam’a en büyük askeri gücünü yığdığında Vietnam halkının yaratıcılığı karşısında hareket edemez hale geldi. Biz de AKP’nin TOMA’larını, zırhlı araçlarını mahallelerimize giremez hale getirmeliyiz.

Halkı savaştırmayı öğrenmeliyiz. En basit silahlarla düşmana büyük zararlar vermek için taktik ve yöntemlerimizi geliştirmeliyiz.

Savaşı savaşarak öğreneceğiz. Halkın yaratıcılığına güvenmeliyiz. Halkın olanakları ve yaratıcılığı sınırızdır.

Halkı örgütlediğimizde, halka öncülük yaptığımızda halk faşizme karşı gerçek bir güç haline gelir.

Faşizmi yenme onuru devrimcilere aittir. Tarih buna bir kez daha tanık olacak, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

TÜM CEPHELİLER 2015 YILINA HALKIMIZA SAVAŞI BÜYÜTME SÖZÜ VEREREK GİRİYORUZ.

FAŞİZM YENİLECEK BİZ KAZANACAĞIZ! SOSYALİZM KAZANACAK!

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.