Örnek Resim

Anasayfa > HABER > Mücadelede yitirdiklerimiz

Mücadelede yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 21 Ara 2014 6:23

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz

29 Aralık – 3 Ocak

“Kesintisiz devrim duru bir su gibidir.” Kalender Kayapınar

Gültekin KOÇ:

9 Nisan 1977 Erzincan-Çayırlı doğumludur. İstanbul’da büyüdü. Devrimcilere sempatisi lise yıllarında başladı. 1995’ten itibaren örgütlü bir devrimci oldu, gençliğin akademik demokratik mücadelesine katıldı. 1 Mayıs 1996’da tutuklandı, Eskişehir Hücre Tipi Hapishanesi’ne götürüldü. Hücreleri tanıdı. Defalarca gözaltılar, tutsaklıklar yaşadı. 19-22 Aralık Katliamı’nda dışarıdaydı ama yüreğiyle diri diri yakılan, kurşunlanan yoldaşlarının yanındaydı. O andan itibaren öfkesiyle, kiniyle yoldaşlarının hesabını sormaktan başka bir şey düşünmedi. 19-22 Aralık Katliamı’na misilleme olarak 3 Ocak 2001’de, saat 13.50’de Şişli Emniyet Müdürlüğü’ne karşı feda eylemi gerçekleştirerek şehit düştü.

 

Turgut İÇPINAR:

1959 Ordu, Fatsa’da doğan İçpınar, 1975’lerde başladığı örgütlü yaşamının büyük bölümünde İstanbul mahalli birimlerde çalıştı. Ayrıca Karadeniz’de de faaliyetler yürüttü. 12 Eylül koşullarında 5 yıl tutsak kaldı. Sonrasında da tutsaklıklar yaşadı. Almanya’ya gidişinden bir yıl sonra, işkencelerin vücudunda yarattığı tahribatların yol açtığı rahatsızlığı sonucu 1 Ocak 2004 yılında aramızdan ayrıldı.

 

Şerif AYGÜN:

29 Aralık 1969’da İstanbul Gamak Motor Fabrikası’nda işten çıkarmaları protesto eden işçilere, polisin açtığı ateşle katledildi. Saldırının hemen ardından İstanbul’un bütün üniversitelerinde öğrenciler forumlar yaparak polisi protesto etmek için boykota gittiler.

 

Yücel EROLl:

2 Ocak 1979’da İstanbul Mecidiyeköy’de faşistlerin kurduğu pusuda katledildi. Gültepe semtinin örgütlenmesinde yer alan bir devrimciydi.

 

Kalender KAYAPINAR:

Hapishanede kanser teşhisi konulmasına rağmen tedavisi sürekli engellenip ölümcül noktaya geldiğinde tahliye edildi. 3 Ocak 1996’da tahliyesinden dört gün sonra şehit düştü. Tutsaklıktan önce tıp fakültesi öğrencisiydi. Tutsaklığı sürecinde Malatya, Amasya, Antep ve Çanakkale hapishanelerinde kaldı.

 

Ali SABAN

1980’e kadar devrimci hareketin saflarında mücadele etti. 12 Eylül’de Lübnan’a geçerek Filistin Halk Cephesi   saflarında savaştı. Hareketle yeniden ilişki kurma aşamasındayken, 2 Ocak 1987’de Filistin kamplarında bir çatışmada şehit düştü.

 

Gültekin’e…

Onur yok ediliyorsa gözlerinin önünde
Ya kör olmaktır tercihin
Ya da onuru var edeceksin
Mesele ölümü kutsamak değil
Göze almak hayat kadar
Ki onur yegane kutsallıktır
Ve aslolan savaşmaktır hayat için
Bir onurdur böylesi yaşayıp ölmek
Ve nasıl bir hayat sorusunun sırrıdır
Bizim ölümlerimizde haykıran gerçek…

Ümit İlter

 

AnilariMirasimiz-LogoYoldaşı Kalender Kayapınar’ı Anlatıyor:

“Halk kültürümüzle bütünleşmenin örneğiydi…”

Buca’dan Ümraniye’ye uzanan direniş günlerimizde Uğur, Turan, Yusuf, Mecit, Orhan, Rıza ve Gültekin vatan topraklarımızı özgürleştirme mücadelemizde şehit düşerken; Ümit Doğan Gönül ve Kalender Kayapınar yoldaşlarımız da düşmanın bir başka “yok etme” politikasıyla öldürüldüler. Parti-Cephe’mize, halklarımıza, vatan topraklarımıza adanmış yaşamları, kişilikleri yol göstericimiz olacak.

Mücadeleyle tanışmadan önceki yaşamında ailesinin kendisine sunduğu olanaklar ve eğitimini gördüğü yer itibariyle düzenin sunduğu yaşamı, kişiliği tercih etmemiştir. Kendisi maddi olanakları iyi sayılabilecek Kürt-Alevi bir ailenin oğludur ve tıp eğitimi görmektedir.

Bugün gençlik olarak halklaşamamanın, halk kültürümüze yabancılaşmanın bizleri kavgadan alıkoyan ağır sonuçlarını hem yaşıyor, hem de yaşatıyoruz. Kalender yoldaşın yaşamı ve kişiliği bu yanıyla örnektir bizlere. O, onca olanağa ve düzenin mesleğine biçtiği misyona rağmen tam bir halk çocuğudur. Mütevazıdır. Giyimi-kuşamı, oturması-kalkmasıyla, halklarımızın gelenek ve göreneklerine gösterdiği saygıyla dikkatleri üzerine çekerdi. Halka, halk kültürüne yabancılaşma, hor görme, kendine misyon biçme ona uzak olan özelliklerdir. Ve o, varolan bu olumlu özelliklerini daha da geliştirerek Parti’mizin tasarrufuna, halklarımızın hizmetine sunmuştur. Halklarımıza duyduğu saygı, sevgi ve bağlılığı Önderlikte, Parti-Cephe’de, yoldaşlık ilişkilerinde, aldığı görev ve sorumluluklarda somutlamıştır.

O, tamamlayamadığı öğrenimini Parti saflarında tamamlamaya çalışmış, mesleğine dair bilgi ve tecrübelerini yoldaşlarına sunmuştur. Kendimizden biliriz. Küçük burjuvazinin tembel, hantal, emek ve özveriden kaçan, zora gelemeyen yanlarımız çokçadır. “Rahatsızım, hastayım, şuram ağrıyor” türü bahaneleri görevlerimizi yapmamanın gerekçeleri olarak dile getirdiğimiz çok olmuştur. Yoldaşımız Kalender, mesleğinin bilgi ve tecrübesini Parti perspektifimizle bütünleştirerek sıkça günlük yaşamda dile getirilen “hastayım” sözüne “dert etmeyin, iyileşince geçer” diyerek emek ve çabanın her tür hastalığın en iyi ilacı olduğu bilincini bizlere vermeye çalışmıştır. Onun cezaevi direnişimizde hastalığının boyutuna, kendisine verdiği onca acıya rağmen “önce direnişimiz” demesi ya da ölüm döşeğinde son nefesine kadar Önder’imize, Parti ve yoldaşlarımıza olan bağlılığını haykırması örnektir ve bizlere ders olmaktadır.

Kalender Yoldaş, tüm yoldaşlarına karşı ölçülü, onların her tür sorunlarına karşı birçoğumuzun gözünden kaçan ufak ayrıntılara varıncaya kadar duyarlı ve hassas bir insanımızdı. Bu hassasiyet ve özen kadın yoldaşlarımıza karşı daha bir belirginleşirdi. Kadın yoldaşlarımızın gelişimine ayrı bir önem verir, destek olurdu. Kendisi Malatya Cezaevi’nden Amasya Cezaevi’ne sevk olduğunda tektir. Uzunca bir aradan sonra yanına gelen kadın yoldaşlarıyla ilk karşılaşmasında “verin elinizi öpeceğim” deyişinde yoldaşlarına olan derin bağlılığını ona özgü bir güzellikte görebilmek mümkündür.

Yine Amasya Cezaevi sürecinde hak alma eylemliliği içerisinde ölüm orucu da gündeme gelmiş, ölüm orucu ekibinde yer alması noktasında çok ısrarcı olunca “sen düşmanla olan görüşmeleri yapacaksın, talimat böyle” diyen kadın yoldaşına “talimata uyacağım” deyişi, ondaki örgüt disiplini ve terbiyesinin sayısız örneklerinden sadece birisidir. Direniş sonrası kazanımları hazmedemeyen cezaevi idaresi faşist yüzünü göstererek direniş içindeki tutsakları sürgün etmiştir. Yoldaşlarından ayrı düşen Kalender yoldaş, onların sağlığına dair bilgi alınca “artık ölsem de gam yemem, sizin iyi olduğunuza dair haber aldım ya!” demiştir.

O, “eski kafayla yeni insan yaratılmaz” deyişindeki özlü ifadede kısa sayılabilecek mücadele yaşamının özetini sunmuş ve hep yeninin peşinde koşmuştur. Duyarlılığı, özverisi, disiplini, sabrı, mütevazılığı, bağlılığı, halk sevgisi ve daha birçok özelliğiyle Kalender yoldaşımız şehitler kervanındaki yerini almıştır. Elindeki bayrak bayrağımız, savaşı savaşımızdır. Gidişi artan öfkemizdir. Rahat uyu yoldaş!…


Komutan Erhan Yılmaz Mezarı Başında Anıldı

Amed Halk Cepheliler, 15 Aralık günü 30 Kasım 1998 tarihinde Ege (Gölgeli) Dağları’nda 20 gün süren kuşatmayı yarıp çekildikleri Balkıca Köyü’nde 20 saat süren destansı direnişle ölümsüzleşen iki Halk Kurtuluş Savaşçısı Komutan Erhan Yılmaz ve Mehmet Yıldırım’ı andılar. Şehit komutan Erhan YILMAZ’IN Bismil’de bulunan mezarı başında yapılan anmada “Yaşasın Balkıca Direnişimiz! Komutan Erhan Yılmazve Mehmet Yıldırım Ölümsüzdür- Amed Halk Cephesi” imzalı bir ozalit açıldı. Erhan Yılmaz’ın mezarına kızıl bayrak dikildi ve saygı duruşuna geçildi. Saygı duruşunun ardından gerillaların şehitliğinden sonra yayınlanan 78 No’lu açıklama okundu. Anma sırasında zırhlı araçla gelen ve ellerinde uzun namlulu silahlarla araçtan inen ahlaksız Bismil polisi, anma yapan Halk Cephelileri kamera çekimi yaparak taciz etti. Bir Halk Cephelinin de kendilerini çektiğini gören korkak ve ahlaksız polis küfrederek ve araçlara binerek mezarlıktan uzaklaştılar. Mezarlıktaki anma şehitlerin özgeçmişlerinin okunmasından sonra sona erdirildi. Balkıca Direnişini anlatan videoyu izlemek ve helva yemek üzere Amed Özgürlükler Derneği’ne geçildi.

 

Devrim Şehitleri Anıldı

Hozat Halk Cephesi devrim şehidi Nurettin Güler’in Dersim Hozat Çaytaşı’nda bulunan mezarını ziyaret etti. 12 Aralık’ta yapılan mezar ziyaretinde Nurettin’in mezarı temizlendi ve mum yakıldı. Mezarın yanına kızıl flama ve “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür – Xozat Halk Cephesi” pankartı asıldı. Saygı duruşundan sonra Nurettin Güler’in anlatıldığı yazı okundu. Nurettin Güler’i tanıyanlar konuşmalar yaptı. “Nurettin Güler ve Çaytaşı şehitlerinin yarattığı değer ve gelenek sürüyor. Dağlar şahansız halk umutsuz bırakılmayacak” dendikten sonra lokma dağıtıldı. 32 kişinin katıldığı ziyaret sırasında köylüler bu ziyaretten dolayı mutlu olduklarını belirttiler ve evlere çay içmeye davet ettiler.

 

Kevser Mırzak’ın Mezarı Başındaydık

Kevser Mırzak 11 Aralık’ta Ankara Polatlı’da mezarı başında anıldı. Saygı duruşunun yapıldığı anmada, Kevser’in mücadelesi, militanlığı, öğreticiliği ile ilgili kısa bir konuşma yapıldı. Hesap soran sloganlar atıldı. Mezar çiçeklerle bezendi. Anmaya 12 kişi katıldı.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.