Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > 19 Aralık Saldırısı AKP ile Sürüyor

19 Aralık Saldırısı AKP ile Sürüyor
Son Güncellenme : 04 Oca 2015 8:18

19 ARALIK SALDIRISI AKP İLE SÜRÜYOR

Direniş Bayrağı Bugün de Bizim Ellerimizde

“Tutuşan bedenlerimizle yazılıyor tarih. Tutuşan bedenlerimizle yırtıyoruz zulmün karanlığını. Tutuşan bedenlerimiz, Türkiye gerçeğini aydınlatıyor. Tutuşan bedenlerimiz öğretiyor dünyanın Türkiye’sindeki mücadele gerçeğini. 19 Aralık… Bu tarih, Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biri olarak anılacak hep.” (Yaşadığımız Vatan, 23 Aralık 2000)

14 yıl önce söylemiştik bunları. Evet 19 Aralık bir dönüm noktasıydı. Tekrar tekrar bakın o gün söylenenlere ve yaşananlara.

Emperyalizm ve oligarşi “Ya ölüm ya düşünce değişikliği” dedi. Ölümle teslim almaya çalıştı devrimciliği. Ölümlerimizle meydan okuduk emperyalizme ve işbirlikçisi oligarşiye; “ya öleceğiz ya düşüncelerimizle yaşayacağız” dedik.

Ölüm mü istiyorsun dedik emperyalizme; Bedenlerimizi ateşe verdik… Diri diri yakıldık “ah” demedik… Gün-gün, saniye-saniye eridik, dört mevsim, 7 yıl boyunca… Tereddüt etmedik bedenlerimizi namluya sürmekte. Fedayı kitleselleştirdik.

Tutsaklarımızın olağanüstü direnişi oligarşinin bütün hesap ve planlarını bozdu. Bu kadarını beklememiş, hesaplayamamışlardı. Ülkemiz hapishaneler tarihinde olmamış bir şeyi yaparak; aynı anda devrimci tutsakların bulunduğu bütün hapishanelere saldırarak, katliam gerçekleştirerek ve hemen ardından tutsakları F tiplerine doldurarak direnişin biteceğini düşündüler. Yalanlarını da böyle süslediler gazete ve TV’lerde. Görmek istedikleri, olmasını umdukları yalanları yaydılar: “Ölüm Oruçları Sona Erdi”…

Olmadı istedikleri. Yanıldılar. Dahası direniş tam 7 yıl sürdü. Emperyalist efendiler, bu görkemli büyük direniş karşısında “7 yıl direniş mi olur” demek zorunda kalacaktı. Onların beyinleri böylesi eşsiz bir direnişi alacak kadar büyük değildi.

Hep söyledik, F tipi tecrit saldırısı devrimciliği tasfiye saldırısıdır, bu ülke topraklarında devrimciliği bitirme saldırısıdır, Türkiye halklarına saldırıdır dedik.

Kimse muhalefet etmesin! Kimse soru bile sormasın! Kimse direnme hakkını kullanmasın! İstediler. Bunun için saldırdılar. 19 Aralık saldırısının daha ilk günlerinden itibaren saldırının yalnız tutsaklara değil, tüm demokratik muhalefeti bastırmaya yönelik olduğunun ayan beyan ortada olduğunu söyledik. Bitirmek istedikleri hak ve özgürlük mücadelesiydi.

19 Aralık Katliamı’nın siyasi sorumluları ve uygulayıcıları 19 Aralık’ın siyasal amacını daha o günlerde ortaya koymuşlardır:

“Devlet otoritesi tesis edilmiştir.” (Başbakan Bülent Ecevit)

“Asıl amaç ölüm oruçlarını bitirmek değil, onun yanında devletin otoritesini sağlamaktır.” (İçişleri Bakanı Sadettin Tantan)

“Bu proje yapılacak. Biz bu ülkede bir düşünceyi yok etmek istiyoruz. Biz bu düşünceyi ne pahasına olursa olsun ortadan kaldıracağız.” (Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun)

“Ölüm orucundakileri örgütün elinden ve ölümden kurtarmak için bugün hapishanelere müdahale ettik” (Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk)

“F tipi uygulamasıyla terör ülke gündeminden çıkarılacaktır” (İçişleri ve Jandarma Komutanlığı’nın basın brifinginde Kurmay Albay Ali Aydın)

“Operasyon, solu ulusalcı kanada getirmek için yapıldı, DHKP-C’ye karşı yapıldı.” (Binbaşı Zeki Bingöl)

Katiller siyasal amaçlarını asla gizlemediler. Açıkça ortaya koydular: Devrimi, devrimciliği bu ülke topraklarında bitirmek. DEVRİMCİLİĞİ BİTİREMEDİLER!

Direnenlerin  Olduğu Yerde Umut, Moral, İnanç, Gelecek…

Teslimiyetin   Olduğu Yerde Çürüme ve Bitiş Vardır

Katiller sürüsünün söylediklerinin hiçbiri tutmadı. Ne söyledilerse, ne umdularsa tersi oldu. Büyük umutlar besledikleri hapishaneler katliamı ve F tipi saldırısı boşa çıkartıldı. 19 Aralık Katliamı ve Büyük Direniş onlar için kabustur. Bizim için adalet çağrısı. Onlar 19 Aralıkla “akıllı solculuğu”, “düzen solculuğunu” hakim hale getirmek istediler. Ancak 19 Aralık ve Büyük Direniş devrimciliği yeniden tanımladı. Kahramanlığın manifestosu oldu. Eşsiz, görkemli bir devrimciliktir ortaya konulan. Ölümüne bir halk ve vatan sevgisidir.

19 Aralık oligarşi ve emperyalizmin asla hatırlamak istemeyeceği bir tarihtir. Bizim için, halk için ise onur ve gurur duyulacak bir tarih. Örnek alınacak ve alınan bir direniştir. Umut, moral ve faşizme öfke kaynağıdır.

Bunları sağlayan direniştir. Bu topraklardan devrimin, devrimciliğin sökülüp atılamayacağının bir kez daha ilanıdır Büyük Direniş.

19 Aralık Katliamı ve direnişi sürerken şunları söylemiştik: “Burada önemli olan, bu direnişi şu anda belirleyici hale getiren, bu ülkede hak ve özgürlük mücadelesinin olup olmayacağıdır. Direnme hakkının kullanılıp kullanılamayacağıdır. 

Direniş bu noktada sürüyor. Devletin şiddeti ve cezası ile sinenler, ne demokrasiyi, ne adaleti, ne hukuku hiç bir şeyi savunamazlar. Tutsakların direnişi, içindeki tüm kahramanlıklarla birlikte, bu ülkedeki demokrasi mücadelesi açısından, direniş gelenekleri açısından bir manifestodur.”

O gün bu bilinçle direndik.

Bir de direnmeyenler, direnmemenin teorisini yapanlar, faşizmin katliamına boyun eğenler vardı.

Türkiye’ye demokrasi geliyor diyerek ülkemizin demokratikleştiği rüyasını görenler 19 Aralık’ta da rüyadan uyanmadılar. Ve yine bazıları, 19 Aralık saldırısında da bu operasyonun “devletle devrimciler arasında” olduğunu düşünüp rüyayı sürdürdüler.

O dişe diş 7 yıl boyunca bize “direnişi bitirin” çağrıları yaptılar. “Yaşam kutsaldır” dediler. Bolca “yaşama hakkı”ndan dem vurdular. “Örgüt baskısı” demagojilerine sarıldılar. “Örgüt de, devlet de katildir, ikisi de öldürüyor” dediler. Bu zorlu dönemi “zararsız atlatırsam güç kazanırım” hesabı yapanlar, akıllı solcular da vardı…

Bu düşünce sahipleri, bu çürümüş beyinler “devrimci demokrasinin tasfiyesi” diyerek ölümlerimize adeta sevindiler. Öyle ya onların milyonları örgütlemesi, devrim yapmaları önünde engeldik, engeli devlet katlederek kaldırmıştı!

“Aynı mahalleden değiliz” dediler; devrimcilere, halka nasıl baktıklarını, nasıl aşağıladıklarını itiraf ettiler.

“Cepte keklik mi sandınız” dediler; onların siyasetinde dostluk, devrimci dayanışma kalmamıştı. Burjuva düzenin çıkarcı anlayışıyla bakar olmuşlardı her şeye.

“Farkımızı koyduk iyi oldu” dediler; evet çok iyi olmuştu gerçekten de! Devrimci anlayış ile, vatanseverlikle, düzenle uzlaşmayla farklarını ortaya koymaları çok iyi olmuştu. Pespaye, beş para etmez düşünceleri devrimcilik, sosyalistlik, komünistlik adına savunanlara kıyasla “farklarını koyanlar” çok daha açık davranmışlardı.

Alternatif Biziz, Devrim Biziz! Büyük Direnişin Yolunda  İlerliyoruz

Devrim mücadelesi yüzlerce, binlerce irili-ufaklı çatışmalardan, katliam ve direnişlerden, ayaklanmalardan geçerek ilerler ve sonuca erer. Bu sınıflar mücadelesi gerçeğidir. Taraflardan biri diğerinin iradesine boyun eğene, teslim olana kadar sürer.

19 Aralık’la, tecritle beyinlerimizi teslim alacaktı oligarşi, alamadı. Bugün çok daha güçlüyüz. Direnişin, devrimci hareketin, sosyalizmin kesin zaferidir büyük direnişimiz.

19 Aralık’ta bizi bitiremedikleri, teslim alamadıkları için AKP’nin değişik biçimlerdeki saldırıları sürüyor. Ve bizim de her alandaki direnişimiz sürüyor.

Dün olduğu gibi bugün de bizim dışımızda esasta direnen yoktur.

Reformizm, Kürt milliyetçileri o zaman da faşizmin saldırılarından korunmak için direnenlerle aralarına mesafe koyuyorlardı. Bugün de halk ayaklanırken, AKP tüm halka savaş açarken, halk direnirken oportünizm, reformizm, Kürt milliyetçilerinin uzlaşmaktan başka bir politikaları yoktur.

AKP tüm halka savaş açma boyutuyla 19 Aralık’ı sürdürüyor. Oportünizmin, reformizmin tutumunun ise o günlerden hiçbir farkı yoktur. Haziran Ayaklanması’nda rollerini bir kez daha oynadılar. Ayaklanma ateşini söndürmeye çalıştılar. Dışında durmaya çalıştılar. Ayaklanmanın ortaya çıkardığı potansiyeli kendi seçim hesaplarına, düzen içi amaçlarına alet etmeye çalıştılar.

19 Aralık 2000 ile bugün arasındaki tek fark halkımızın da büyük direnişten etkilenmesi ve direniş saflarında yer almasıdır. Halkımız da teslim alınamamıştır.

Reformizmin, oportünizmin, Kürt milliyetçilerin politikası halkın direniş ruhunu düzen içinde tutmaktır. Bakın politikalarını bu çok açık görülecektir. Dillerinden çözüm sürecini, barış ve uzlaşma söylemlerini düşürmez oldular. “Farkını koymanın” dünkü anlamı direnişin dışında kalmak, seyirci olmaktı. Bugünkü anlamı ise devrimcilere saldırmak olmuştur. Dün devrimcileri direnişte yalnız bırakarak tecrit edenler bugün de daha açık biçimde düzenle uzlaşma, bütünleşme yolundadırlar.

19 Aralık bugün de sürüyor. Denebilir ki bugün saldırı daha kapsamlı ve boyutludur.

Emperyalizm ve oligarşinin saldırıları karşısında yaşanan her süreç, her an devrimci alternatif ihtiyacını çok açık biçimde hissettirmektedir. Politikada, örgütlenmede, mücadelede, kültürde, ahlakta, adalette, değerlerde… her alanda devrimci anlayışa ihtiyaç vardır.

Halk Meclislerimiz, milislerimiz, her alandaki devrimci politikalarımız, düzenle asla uzlaşmama çizgimiz, tertemiz devrimciliğimiz iddiamızın ifadesidir. Her Cepheli bu iddiayı, alternatifi büyütmekle görevlidir.

Alternatif arayanlar Büyük Direnişe bakmalıdır. Büyük Direnişin yolundan giden devrimcilere bakmalıdır.

Büyük Direnişle emperyalizmin, oligarşinin tecrit saldırısını siyasal olarak boşa çıkardık. Tecrit hücrelerinden çıkan İbrahimler’imiz, Erdallar’ımız, Alişanlar’ımız düzenin politikalarının iflası, devrimci politikaların zaferinin adıdır.

Dün olduğu gibi bugün de reformist, oportünist politikalar değil, direniş kazanacak, devrimci politikalar kazanacaktır. Halkımız, devrim cephesini, silahlı savaşı büyütelim.


HHB: Hapishanelerde Keyfi Uygulamalara Son Verilsin!

19 Aralık Hapishaneler Katliamı’nın 14. yıl geçmesine rağmen tecrit ve işkencenin devam ettiğini söyleyen Halkın Hukuk Bürosu (HHB), yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada “Devlet her fırsatta tutsakların haklarını gasp etmek için kendi yasalarına dahi uymayan bir takım düzenlemeler yapmakta. Bunun son örneği “tutsaklara yayın yasağı”dır. Tutsaklar için tecrit koşullarının daha da ağırlaştırılması, devrimci basın yayın için de sansür anlamına gelen bu keyfi uygulama ile ilgili geri adım atılmıştır. Ancak tutsaklara saldırmak için fırsat kollayan hapishane idaresi yine boş durmamıştır. Müvekkilimiz işkence yapılarak zorla “süngerli oda”ya konulmuştur. Cengizhan Pilaf, Rize L Tipi Hapishanesi’nde tekli hücrede tutulmaktadır. İşkence yapmaktan, haksız ve keyfi uygulamalardan vazgeçin denildi.

Israr Ettik, Direndik, Konteynerimizi Geri Aldık!

Polisin 12 Eylül’de Gazi Mahallesi’ne saldırısından sonra gasp ettiği Halk Meclisi konteynerı Gazi halkının direnişi, ısrarı ve sürekli takibi sonucunda geri alındı. Gazi Halk Meclisi 25 Aralık’ta yaptığı açıklama ile el koyulan konteynirlarını avukatları eşliğinde aldıklarını ve Halk Meclisi çalışmaları yürüten Nurtepe-Güzeltepe Halk Meclisi’ne dayanışma amacıyla verdiğini duyurdu.

1 Mayıs Mahallesi’nde  Polis Ordusu Terör Estirdi  Katiller Mahallemizden  Defolsun!

1 Mayıs Mahallesi’nde 26 Aralık’ta onlarca akrep adlı zırhlı araçlarla özel harekât polisleri mahallede terör estirdi. Ataşehir Emniyet Müdürü’nün de katıldığı operasyonda yüzlerce özel harekât polisi ve onlarca akrep adlı zırhlı araçlarla mahalleyi abluka altına alan katiller gece saat 21.30 sıralarında kafeleri basıp arama yaptı. Halk Cephesi taraftarlarının üstünü aradı. Katiller ellerinde ağır makinalı otomatik silahlarla mahallede terör estirdi.

Ara sokaklara girip ellerinde ağır silahlarla halkı baskı altına almaya çalıştı, kahveleri bastı. Kafede oturanlara kimlik kontrolü yapan katiller sokak başlarını tuttu, katiller çevrede olan biteni video ya çeken insanlara saldırdı ve gözaltına almaya çalıştı. Halkın tepkisi üzerine gözaltı yapamadan mahalleden gitti.

Dersim’de Pazar Kahvaltısı

Dersim’de 21 Aralık günü Dersim Haklar Derneği’nde kahvaltıda bir araya gelen dernek çalışanları ve aileler aynı sofrada umutlarını paylaştılar. 19-22 Aralık ve güncel gelişmelerin de konuşulduğu kahvaltıya 10 kişi katıldı.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.