Örnek Resim

Anasayfa > DÜNYADAN > Avrupa’daki Biz

Avrupa’daki Biz
Son Güncellenme : 11 Oca 2015 16:45

Avrupa’da Göçmenleri Katletmek, Camilerini Yakmak, Sokak Ortasında Öldürmek Suç Değil!

HİÇBİR IRKÇI YAKALANMIYOR VE HESAP VERMİYOR!

Almanya’da ırkçılık büyüyor. En tehlikeli olan da artık bu halkın desteği varmış gibi gösterilerek büyüyor.

Yine yılbaşında ve onun öncesinde de Müslümanların camilerine yönelik, onlarca saldırı gerçekleşti. Ama kimseden tek bir ses çıkmadı ve her nedense ırkçılarda yakalanamıyor. Yakalansa bir şey değişiyor mu? Hayır. Ya “akli dengesi yerinde olmuyor”, ya da “sarhoş” oldukları için serbest bırakılıyor.

Ülkemizde nasıl halkımızın canı çok ucuzsa, Avrupa ülkelerinde de öyle. Ölüyoruz, yakılıyoruz, katlediliyoruz ama sahiplenen yok. Halkımızın tek sahiplenenleri devrimciler, onlarda zaten bunun bedelini tutsaklıkla ödüyorlar.

Son olarak Belçika’da Cemil Kaya kalbinden hedef alınarak vuruldu. Polisin verdiği bilgiye göre Nevşehir’in Kozaklı ilçesine kayıtlı, dört çocuk babası Kaya (45), sabah saatlerinde sokakta yürürken, bıçak taşıdığı için kendisine müdahale eden polisle münakaşaya girdi. Kaya’nın göğsünden vurulduğu belirlendi. Diyelim ki polislere saldırdı, -ki sorumlusu onlardır- neden kalbinden hedef alındı?

Bilerek katledilmiştir Cemil Kaya. Ama ilk kez olmuyor ki, son kez de olmayacak polisin ırkçılıkları.

Yine son olarak Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yönelik saldırıyı da bahane ederek, ırkçılığı büyütmeye çalışıyorlar. Şimdiden bütün Müslümanlar suçlanmaya başlandı. Bahane çok ırkçılığı geliştirmek için. Avrupa’nın İslamcılaşmasına karşıymış, insanların camileri yakılıyor ne İslamcılaşması. Müslüman halkın inançlarını yaşamasına izin vermiyorsunuz kendi halkınız mı İslamcılaşacak? Bunların hepsi ırkçılıklarının kılıflarıdır.

Bakın Paris saldırısı sonrası tahlil edilecek yine Müslümanlar, halkların içi dışına çıkarılacak, nasıl bir psikolojileri var, hangi mantalite vs. nasıl bir varlık bunlar ki diyecekler. Ama neden siz her fırsatta Müslümanları, yabancıları aşağılıyorsunuz denilmeyecek.

Neden Müslüman halkın inançlarını aşağılamanın, dalga geçmenin adı basın özgürlüğü oluyor denilmeyecek.

Suçlu yine Müslüman halk gösterilecek. Çünkü emperyalizm böyle olmasını istiyor. Halkları birbirine düşürerek, bölüp parçalayarak yönetmek istiyor. Kendi krizlerini bu şekilde çözüyor.

Örneğin Norveç’te, 2011 yılında, Andres Breivik adlı ırkçı faşist tarafından, İşçi Partisi gençlik kampı basılarak, 77 çocuk ve genç katledildi. Bu olay bir Hıristiyan, ya da bir Danimarkalı diye mi tartışıldı? Hayır bırakın böyle tartışmayı, ırkçılığı faşist oluşu dahi çok tartışılmadı. Adamın psikolojik sorunları olduğu tartışıldı. Mahkeme salonlarında artist, pop star gibi katılıyor, aşk mektupları alıyor aynı zamanda hücresinde. Ölenler Müslüman değildi ama sol bir partinin gençlik kampına katılan çocuklardı, yani suç işlemişlerdi ırkçıların gözünde.

Irkçılığı besleyen, büyüten emperyalistlerdir. Özellikle medya aracılığıyla bu ince ince işleniyor. Irkçılar, faşistler kahramanlaştırılıyor, katliamlar meşrulaştırılıyor.

Halkımıza ve bütün kurum-kuruluşlara, yöre derneklerine, camilere çağrımızdır;

Emperyalizm öyle ikiyüzlü ki, bu şekilde kendi halkını da kandırıyor. IŞİD gibi halk düşmanı örgütleri sanki onlar yaratmamış gibi suçu Müslüman halka atarak, halkları birbirine düşürerek işin içinden çıkıyor.

Avrupa ırkçılığı geliştiriyor büyütüyor. Buna bugün karşı koymazsa, yarın bir bahane ile bırakın ırkçıları, polis kurşunları ile katledilecektir çocuklarımız. Sokaklarda inancımız ve milliyetimiz yüzünden aşağılanacak, darp edileceğiz. Ki şu an bunları yaşamaya da başladık. Bu saldırılara ancak örgütlü bir şekilde karşı koyuşla engel olabiliriz.

Emperyalistlerin hala yabancılara ihtiyaçları var ve amaç göçmenleri ülkeden göndermek değil. Amaç onları dize getirmektir. İnançsız, kültürsüz, yozlaşmış bir göçmen halk istiyor. Buna karşı çıkarsanız sizi katlederim diyor.

Emperyalizm özellikle müslüman halkımızda suçluluk psikolojisi yaratmaya çalışıyor. Bu yüzden korku yayıyor, sindirmeye çalışıyor.

Halkımız; suçlu olan biz değiliz, inançlarımızla kültürümüzle yaşamak bizim hakkımız. Korkmayalım, biz geri adım attıkça çok daha büyük baskı ile karşılacağız. Birleşelim ve ırkçılığın sorumlularına karşı mücadele edelim!

 


 

Anadolu Gençlik Kampı Yapıldı!

Kolektivizm birliğimizin, gücümüzün mayasıdır!

Kim istemez 10 gün boyunca bir tatil kampında Hollanda, Fransa, İngiltere, Almanya, Avusturya, Belçika ve İsviçre’den gençlerle tanışıp arkadaş olup ve kolektif bir şekilde yaşamak? Bu sene 50 kişi bunları yapmak için 2015 Anadolu Gençlik kış kampında buluştu. Farklı ülkelerden gençler hızla birbiri ile tanışıp arkadaş oldu. Bu arkadaşlık sayesinde sıcak bir ortam oluştu. Bu sıcaklığın oluşmasının farklı bir nedeni ise kolektif bir şekilde bu kampta yaşamamızdı. Bu düzen bizi bencil olmayı öğretiyor buna karşı bizde herşeyi beraber yapıp kolektif yaşamayı öğreniyoruz. Kampın diğer bir amacı ise Avrupa’da yaşayan Türkiyeli gençlerin kendi anadolu kültürlerine sahip çıkmalarıdır. Bunun yanı sıra biz gençlerimize bu düzenin ne kadar pis bir düzen olduğunu öğretip buna karşı kendi alternatiflerimizi sunuyoruz.

Kolektıf Yaşamak

Kollektivizm ne demek? Kollektivizm herşeyi birlikte, ortak yapmaktır. Bir sofraya oturup yemeği beraber yemek, herkesin dahil olabileceği oyunlar oynamak, temizlik yapılacaksa onu beraber yapmak, vb. Bir başka deyişle kolektivizm; güçlerimizin birleştirilmesidir.

Bu düzen bize bencil olmamızı öğretiyor. “Babana bile güvenme, sadece kendini düşün” diyor. Biz buna karşı birbirimizi sahiplenip beraberlik oluşturmalıyız. Kampta da olduğu gibi her yaptığımız şeyde birbirimizi düşünmeliyiz ve birbirimize öğretmeliyiz. Kampta herkes değişik ve uzak ülkelerden geldi. Çoğumuz birbirimizi tanımıyorduk. Fakat çok kısa bir sürede çok güzel arkadaşlıklar edindik. İşte kolektivizm bizi birbirimize bağlayan harç olmuştur. Çünkü kollektivizm bir yaşamda herkes herşeyi birlikte yaptığı için sadece kendini değilde başkalarını düşünmeyi öğreniyor ve bir sahiplenme oluşuyor. Bu düzene karşı kolektif olmalıyız.

Kültürel Çalışmalarımız

Avrupadaki Türkiyeli gençlerimiz kendi memleketlerini bile tanımıyorlar, bazıları memleketimize hiç gitmemiş. Kendi memleketlerini merak bile etmiyorlar.

Vatanımızdan uzak Türkiyeli gençler olarak Avrupa’da da kendi Anadolu kültürümüzü sürdürüyoruz. Bu düzen bizim kültürümüzü unutmamızı istiyor ve bunun için elinden geleni yapıyor. Yozlaşma ile ilgili yazımızda da bunu belirtmiştik. Bizler Avrupa’da yaşıyan gençler olarak buna izin vermemeliyiz. Anadolu kültürümüzü birbirimizden öğrenip, sürdürmeliyiz.

Bu kampta buna çok önem verildi ve kültürel çalışmalarımızla hayata geçirildi. Halk oyunları kültürel faaliyetlerimizin bir parçasıydı. Kendi yöresel oyunlarımızı çalışarak kampımızda öğrendik. Diğer bir kültürel faaliyetimiz koro çalışmamızdı. Burda da halk türkülerimizi öğrenip söyledik. Biz bu düzene karşı kendi kültürümüze sahip çıkmalıyız.

Eğitim Çalışmalarımız

Bu düzen gençlerin beyinlerini nasıl uyuştururum diye planlar yapıyor. Bunu değişik yöntemler ile başarabiliyor da mesela uyuşturucu, alkol, fuhuş, kumar, vs… Bunların hepsini gençlerimize karşı kullanıyor ve kendi pisliklerine çekmek için elinden geleni yapıyor. Gençlerimiz bu bataklığa düşmemeli ve bu bataklıklta olanları yardım edip alternatiflerimizi öğretiyoruz. Bu düzen herşeyi kendi çıkarları için yapıyor. Sporu bile artık sağlık için değilde kendisi nasıl bunun üzerinden para kazanır diye düşünüyor. Biz ise kampımızda her sabah yaptığımız spor bizim gençlerimizin sağlıklı olmaları içindir, tembel olmamaları içindir.

Sonuç Olarak

Bu düzenin bize öğrettiği bencil yaşamı değil, kolektif yaşamı savunmalıyız. Herşeyi beraber yapıp birbirimize öğretip birbirimizden öğrenmeliyiz.

Bu düzen bizim kültürümüzü bize unutturmak istiyor ama biz kültürümüze sahip çıkmalıyız.

Düzen bize kendisinin sunduğu hayattan başka bir hayat olmadığını gösteriyor, ama bu pis düzeniçi hayattan başka bir hayat da vardır. Ve bu hayatı alternatiflerimizle birbirimize öğretmeliyiz.

Bu düzene karşı Anadolu Gençlik saflarında hep birlikte mücadele edelim.

 

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.