Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Devrim için Devrimci Okul

Devrim için Devrimci Okul
Son Güncellenme : 04 Oca 2015 7:50

Devrimcilerin Dine Bakışı  Nasıl Olmalı?

Sevgili Devrimci Okul okurları Merhaba;

Bu hafta dersimizde din konusunu ele alacağız.

Geçen hafta AKP iş cinayetlerine karşı hiçbir önlem almazken Diyanet İşleri tarafından İstanbul’daki bütün camiilerde “Cuma hutbesi” okutuldu. Okutulan hutbede de “Allah’ın taktiridir ve O ne dilerse o olur’ deniyor.

AKP, katliamlarını Allah’ın üstüne atarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor. Halkın inançlarını sömürerek pisliklerinin üstünü örtüyor. Biz de bu hafta dersimizde din konusunu ele alacağız.

– Dinler ve İnançlar Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Yıllar önce ilk insanların bilgi ve becerileri bu kadar gelişmiş değildi. Bu nedenle insanlar doğadaki olayları açıklayamıyor, çok güçsüz kalıyordu. Bu güçsüzlükleri ve yetersizlikleri nedeniyle kendilerince bazı şeyleri güç olarak görmeye, ona inanmaya, güvenmeye, tapmaya başladılar. Açıklayamadıkları herşeye tanrı gözüyle baktılar.

Vahşi hayvanları uzaklaştırdığı, kendilerini ısıttığı vb. nedenlerle ateşe taptılar, şimşek çaktı, korkup şimşeğe taptılar. Su yaşamlarını devam ettirebilmek için vazgeçilmez bir madde olduğu için suya taptılar. Güçsüzdüler, açıklayamadıkları, korktukları çok şey vardı. Yani dinin ortaya çıkışı, insanlığın yaşam mücadelesinin, ihtiyaçlarının, çaresizliğinin sonucudur. Sorunlarına çözümü bu şekilde, bulabileceklerini düşünüyorlardı.

Böylece din, insanlığın zayıflıklarını, korkularını örten bir araç haline geldi. Umutlarını, özlemlerini ifade ediyordu.

Dinler önceleri coğrafi sonra da toplumsal çalkantıların yaşandığı dönemde ortaya çıktı. Bu din kitaplarında “Ademoğullarının Allah’ın yolundan çıktığı” şeklinde ifade edilir.

İslamiyet de Arap Yarımadası’nda putlara tapan, fuhuş ve içkiyle gittikçe çürüyen Arap kabilelerini yola getirmek için gelmiştir. Yani zulmün, sömürünün dolayısıyla insanlığın umutsuzluğun, çaresizliğin en yoğun olduğu süreçlerde yeni dinler, yeni peygamberler ortaya çıkmıştır. Ve dünyadaki yaşamı düzenleyecek yeni kurallar ortaya koymuştur.

– Dinleri Neden Egemenler Kullanabilmiştir?

Bütün dinler ilk çıktıklarında mevcut düzenin emekçiler lehine nispeten iyileşmesini sağlayacak düzenlemeler de getirmiştir. Mevcut düzenin egemenleri daima yeni çıkan dinlerin ezmeye, peygamber ve müritlerini zulmederek yoketmeye çalışmışlardır. Ancak hiç bir baskı ve zulüm amacına ulaşamamış, insanlara daha iyi bir dünya vaat eden dinlerin yayılmasını engelleyememişlerdir.

Zaman içinde toplumların gelişmesiyle her dönemin egemenleri tanrıları ve dini kendi çıkarları için kullanmaya devam etmiştir. Toplumların gelişmesini üretim araçlarındaki gelişmeler belirliyordu. Böylece din tarihsel gelişimi içinde egemenlerin elinde “halkın afyonu” olma özelliğini de kazanmış oldu. Sınıfların ortaya çıkmasıyla birlikte dinsel kuralların uygulanmasını tekellerine aldılar. Egemenliklerini sürdürmenin bir aracıydı onlar için. Aksi taktirde egemenliklerini koruyamazlardı. Kitlelerin kendi dinlerinde yer alan “tanrılarına itaat et emri” böylece tanrının oğlu-kızlarına, rahiplerine vb. olan toplumun egemenlerine itaat et emrine dönüşmüş oldu.

Egemen sınıflar çıkarları için dinin topluma etkilerini olumsuz anlamda derinleştirmektedir. Yoksa tarih içinde İslamiyet yorumlayarak isyan bayrağı açan, çağına göre ilerici sayılabilecek hareketlerde söz konusu olmuştur. Kurtuluş Savaşı içinde Sütçü İmamlar, Latin Amerika’daki devrimci rahipler bunların örnekleridir.

AKP iktidarı da tüm yolsuzlukları, katliamlarını din ile örtmeye çalışıyor. Fıtratında vardı diyor ölen işçiler için. Bu şekilde halkın öfkesinin kabarmasını, iktidarını sarsacak duruma gelmesini önlemeye çalışıyor. Oysa dini en fazla tahrip eden de kendisidir.

– Devrimcilerin Bakış Açısı Nasıldır?

Devrimciler ise olayları ve olguları değerlendirme, niteliklerini belirlemelerindeki temel kıstas, halkın hak ve özgürlüklerine, mücadelesine olumlu ya da olumsuz yöndeki etkileridir. Toplumsal gelişmelere etkide bulunan dinlere de, islami örgüt ve kişilerin de değerlendirmesinde de temel kıstas budur. Dinler çıktıkları tarihte toplumda ilerici özellikler göstermiştir. Etkide bulunduğu toplumların sosyal yaşamını kendine has düzenlemeleriyle etkilemiştir. Ancak zaman içinde egemenlerin elinde halkı denetim altında tutmanın aracı haline getirilmiştir. Egemenler dini tanrı ile kulları arasındaki bir inanç ilişkisi olarak bırakmayıp “din adına” diyerek sömürü ve zulümlerini, yağma ve talanlarını kitlelere kabullendirmeye çalışırlar.

Devrimciler buna karşı çıkarlar. Devrimciler dini inançlara karşı çıkmaz. Toplumsal ve tarihi bir gerçektir. Soyut bir ateizm propagandası yapmazlar. Samimi şekilde inanç taşıyan dindar insanlara gerici gözüyle de bakmazlar. Çünkü geçmişten bugüne dindar insanların sömürüye, zulme, vatanlarının işgallerine karşı mücadele ettikleri bilinen bir gerçektir.

Siyasallaştırılan ve ideolojik olarak sınıfsallığı ve ulusallığı yok sayan, dinciliğe karşıdır. Zulme karşı mücadeleyi reddeden bunun yerine kaderciliği ve ümmetçiliği koyan dinciliğe karşıdır. Bu halkın dini duygularının egemenler tarafından kullanılmasıdır. “Din adına” halk düşmanlarının düzenin sürmesine hizmet etmedir. Emekçilerin sınıfsal ve ulusal kurtuluş mücadeleleri içinde yer alma bilincinin gelişmesinin önünde ideolojik olarak engeldir. Din, mezhep gibi ayrımlarla emekçilerin birlikte mücadelesini engelliyor. Bu biçimiyle dinciler halkların kurtuluş savaşına zarar vermektedir. Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin halkı sömürmesinin ömrünü uzatıyorlar.

Çağımızda ilericilik, gericilik kıstası, emperyalizm karşısındaki tavır alışta ifadesini bulmaktadır. Bu nedenle dini temelde de olsa emperyalizm ve uşaklarına karşı mücadele veriliyorsa, emperyalist politikaların önünde engel teşkil ediliyorsa, zarar veriyorsa bu tür kişi, örgüt ve ülkeler ilerici bir karakter gösterir. Emperyalizmi zayıflatan bir hareket din temelinde bile olsa desteklenebilir. Emperyalizme karşı bir araya gelinebilir, birlikler oluşturulabilir.

Ancak ülkemizdeki islamcıların büyük kısmı tarihleri boyunca devrimcilere saldırmıştır. Egemenlerle işbirliği içinde hareket etmişlerdir. Katliamlara, saldırılara ortak olmuşlar, bu tavırlarıyla da halk saflarına zarar vermişlerdir.

Haziran Ayaklanması’nda bunun olumlu örneklerinide somut bir şekilde görebildiler. Devrimciler 28 Şubat sonrası türbanlı öğrencilerin mücadelelerine destek vermiş polisin saldırısına birlikte direnmiştir.

Bu anlayışla devrimciler samimi şekilde inanç taşıyana gerici gözüyle de bakmazlar. Dini bayramlarını kutlar, oruç tuttuklarında büyük sofralar hazırlar, onlarla beraber geleneksel günlerine özgü faaliyet gösterirler. Düzenin halk içinde yaratmak istediği ayrımcılığa, devrimcilere karşı geliştirmek istediği düşmanlığı politikaların birliğin, paylaşımın olduğu bu sofralarda bozar. Sömürülen kesimin bir olduğu, düşmanın sömürenler olduğu gerçeği ortaya çıkar.

– Devrimci Halk İktidarında Din ve İnanç Özgürlüğü Nasıl Ele Alınacak?

Halkın din ve inanç özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması hedeflenir. Hiç kimsenin dini kendi çıkarları için kullanmasına izin verilmez. Halkın hiçbir etki altında kalmadan özgür bir şekilde ibadetlerini yerine getirmesine de saygı gösterip, güvence altına alırlar.

Anti-emperyalist, anti-faşist temelde büyük bir halk cephesi ile devrimi yapacağız. Yoksul olan sömürülen, madenlerde katledilen bizleriz. Asıl bizi dinci, laik, alevi-sünni diye egemenler bölüyor. Biz bütün inançlardan, uluslardan milyonlarca Anadolu halkı birleşip onları boğalım diye “birleşelim bizi sömürenleri boğalım” mesajını anlatmakla görevlidir bir devrimci.

Sevgili okurlar

Haftaya başka bir konuda görüşmek üzere..

Hoşçakalın..


Katil Polis Kürdistan’da Komplo ve Tehditlerle Halk Cephelileri Sindiremeyecek!

Elazığ Halk Cephesi 27 Aralık’ta, “Faşistlere ve Devrimci Düşmanlarına” başlıklı bir açıklama yayınladı. Açıklamada, polisin Halk Cepheliler’e yönelik takip, taciz, fotoğraf çekme gibi yıldırma çabalarının arttığı belirtilerek, bu tür aciz çabaların mücadelelerini engelleyemeyeceğine vurgu yapıldı. Polis en son 25 Aralık’ta Halk Cepheli Uğurcan Küçük’ü telefonla arayarak üzerinde baskı kurmaya çalıştı, ancak başaramadı. Ayrıca, Elazığ Özgürlükler Derneği girişiminin kiralandığı dernek yerine kendilerini “Hozat Garajı’ndan gelenler” olarak tanıtan faşist 4 kişilik bir grup gelerek yerin sahibini tehdit etti. Halk Cepheliler tehditlere karşılık; “Devrimci irade karşısında çaresizsiniz. Biz halkız. Haklıyız ve kazanacağız!” sözleriyle kararlılıklarını bir kez daha ilan ettiler.

Uğur Kaymaz ve Berkin Elvan’ın Katilleri Cezalandırılsın!

Amed’de başlatılan ‘Uğur ve Berkin İçin, Adalet İçin Bir İmza da Sen Ver’ kampanyası dahilinde, 26 Aralık’ta Ofis Sanat Sokağı’nda masa açıp imza toplayan ve Roboski’ye gidileceğini duyuran Halk Cephelilere polis saldırdı ve 2 Halk Cepheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan Rojda Yalınkılıç ve Coşkun Özdemir gece serbest bırakıldı. Gözaltılarla ilgili açıklama yapan Amed Halk Cephesi “Yeni komploların peşinde olan AKP’nin eli kanlı polisini uyarıyoruz elinizi üzerimizden çekin, komplo kurmaktan vazgeçin!” dedi.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.