Örnek Resim

Anasayfa > EMEKÇİLERDEN > Devrimci İşçi Hareketi’nden

Devrimci İşçi Hareketi’nden
Son Güncellenme : 11 Oca 2015 18:45

PATRONLARIN ZENGİNLİĞİ BİZİM OTURMADAN KALKTIĞIMIZ SOFRALARIN KARŞILIĞIDIR!

2015 yılı asgari ücret miktarı belli oldu. Hükümet ve işveren temsilcisinin oylarıyla alınan kararda aylık 58 lira zam yapıldı. Böylece ilk altı ayda asgari ücret 891 liradan 949 liraya çıktı. İkinci altı ayda 51 lira daha zam alarak 1.000 TL olacak. Asgari ücretliye günlük yapılan zam 1.9 lirayı bile geçmiyor. Günlük hayattan örnek verecek olursak 2 simit parası dahi etmiyor.

Yapılan zam %6 düzeyinde. 2015 yılının ilk altı ayında %9 seviyelerinde olması beklenen enflasyonun altında. Kaldı ki gerçek enflasyon oranları her zaman resmi enflasyonun çok çok üzerinde olagelmiştir. Asgari ücretli bir işçi yeni zammı 58 lira ile ayda sadece 2 kilo kuşbaşı, 3 kilo çay, 41 paket makarnadan birini alabilecek.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik milyonlarca işçiyle alay eder gibi yapılan zammı yüksek artış olarak değerlendiriyor. Açıklamasında “Yüzde 6+6 şeklindeki yüksek artış gerek işçi, gerek işveren kesimi için iyi bir rakam“ diyor. Elbette onlar için yüksek bir oran. Çünkü hükümet yüzde 3+3 önerisinde bulundu. Ellerinden gelse sıfır zam da isterlerdi. İstedikleri zam oranı ve dudaklarından dökülen kelimeler bile burjuva devletin sınıflar üstü olmayıp; patronların haklarını, çıkarlarını savunmak ve korumak için var olduğunun kanıtıdır.

Bu konuda öylesine pervasızlar ki kendi kurumları olan TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) önerisini bile dikkate almadılar. TÜİK asgari ücretin 1424 lira 70 kuruş olmasını önermişti. TÜİK verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1427 TL, yoksulluk sınırı 3500 TL civarında…TÜİK’de bizim -yoksulluğu bile reva görmeyip-açlık sınırında bir hayat sürdürmemizi istiyor. Hükümet ve patronlar ise yarı aç yarı tok yaşayın diyor.

“Asgari ücret, işçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak tanımlanıyor. Türkiye genelinde ortalama ev kiraları 600-650 TL dolaylarında. İstanbul’da ise gecekondu mahallelerinde bile bu rakamın çok üzerinde. Ev kirası, elektrik, su, doğalgaz faturaları, ulaşım giderleri, okul masrafı, giyim, mutfak …. Verdiğiniz 949 TL bunlardan hangi birini karşılayacak? Sinema ve tiyatroya gitmeyi, tatile çıkmayı, gazete ve kitap almayı işçiler rüyalarında göremiyorlar. Utanmaz, arlanmaz Bakan Çelik bir de yüksek artıştan bahsediyor. Bizim bir ayda ölümü göze alarak çalışıp kazandığımız para sizin bir akşam yemeğinde harcadığınız paradan daha az.

TİSK Temsilcisi Metin Demir, işveren tarafının da belirlenen ücretten memnun olmadığını söyledi. Tekliflerini yüzde 4.5 + 4.5’e yükselttiklerine dikkati çeken Demir, “Tekrar görüşmeler neticesinde iki tarafın anlaşması gerekiyordu. İşçi tarafının anlaşmaya hiçbir şekilde yanaşmaması bizi anlaşmaya zorladı. Bizim hiç hayal bile etmediğimiz yüzde 6+6 oranlarına geldi” dedi.

Yüzde altıyı hiç hayal bile etmiyorlarmış. Alçaklar! doğru düzgün karnımızı bile doyurmayan o para için her gün beşer, onar, yüzer ölüyoruz biz. Siz ise servetinize servet katıyorsunuz. Forbes Dergisi’nin açıkladığı, Türkiye’nin dolar milyarderi sayısı 25. en zengin Murat Ülker (Yıldız Holding) 2013 yılında 3 milyar 100 milyon dolar olan servetini borsadaki düşüş ve dolar kurundaki artışa rağmen 600 milyon dolar arttırarak 3 milyar 700 milyon dolara yükseltmiş. İkinci sırada yer alan ENKA İnşaat patronu Şarık Tara 2013 yılında 2 milyor 800 milyon dolardan 2014 yılında 3 milyar 300 milyon dolara yükseltmiş. 500 milyon dolar daha zenginleşmiş. Üçüncü sırada 3 milyar dolarlık servetiyle Fiba Holding sahibi Hüsnü Özyeğin yer alıyor.

Marx: “Burjuvazi için sermaye birikimi prolaterya için sefalet birikimidir” sözleriyle özetler bu durumu. Patronların artan her kuruş serveti bizim açlığımız, yoksulluğumuz, canımız, kanımız pahasınadır.

Sendikalar işçilerin ekonomik haklarını dahi savunmaktan aciz. Bütün yaptıkları karara şerh koymaktan ibaret. Savunamazlar da! Çünkü devletle çatışmadan, dişe diş militan bir mücadele verilmeden ekonomik haklar da kazanılamaz. Sendikaların bugün içinde bulundukları durum böyle bir mücadele vermekten çok uzak.

Öyleyse ne yapmalıyız? Dayı yıllar öncesinden ne yapmamız gerektiğini söylüyor. Diyor ki: “Kendi ekonomik çıkarları için bile militan bir mücadele vermeyen, sokaklardan, meydanlardan, işgallerden, devlet güçleriyle karşı karşıya gelmekten kaçan bir işçi sınıfı, işçi sınıfı adına layık olamaz. İşçi sınıfı, adına layık olmalıdır. Adına layık olabilmek için, ilk görev, kendi haklarına sahip çıkması ve kendilerinin yöneteceği, söz ve karar sahibi olacağı örgütleri kurmaktan geçer.”

O örgütler işçi meclisleridir. İşçiler! Bütün fabrikalarda, bütün atölyelerde, bütün işyerlerinde işçi meclislerini kuralım. Kendi örgütlerimizle kendi kavgamızı verelim. Bizim olanı geri alalım!

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.