Örnek Resim

Anasayfa > GENÇLİK > Emperyalizme Öfken Varsa Dev-Genç’in 45. Yılında Yerin Hazır

Emperyalizme Öfken Varsa Dev-Genç’in 45. Yılında Yerin Hazır
Son Güncellenme : 11 Oca 2015 17:34

“Hak Verilmez Alınır, Öğrenci Meclisleri İle Kazanılır”

Emperyalizme Öfken Varsa Dev-Genç’in 45. Yılında Yerin Hazır”

TÖDEF’ten bu yana geleneksel olarak devam eden Dev-Genç Kurultayı, “Hak Verilmez Alınır, Öğrenci Meclisleri ile Kazanılır” sloganı altında, 3-4 Ocak 2015 tarihlerinde Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

Kültür Merkezinde gençliğin önünde duran sorunlar tartışılıp, bunların temel sebeplerinin ortaya konulduğu ve bu sorunlara dair gençliğin üreteceği politikaları belirleyen kurultaya saat 12.00’ de devrim şehitleri nezdinde bir dakikalık saygı duruşu ile başlandı. Ülkenin dört bir yanından gelen Dev-Genç’lilerle dolan salonda kurultay sinevizyon gösterimi ile devam etti. Akabinde Nazım Hikmet’in “Delikanlım” şiiri okunarak birinci oturuma geçildi.

Birinci oturumun konusu, “Öğrenci Meclisleri” idi. Söz konusu meclislerin, öğrencilerin kendi sorunlarını tartışıp çözüm bulduğu bir kurum olduğu anlatılarak meclislerde din, dil, ırk, renk ayrımının olmayıp parasız bilimsel demokratik eğitim isteyen herkesin yer alabileceği vurgulandı. Öğrenci Meclislerinin nasıl kurulacağı sorusuna cevap olarak; önce okullardaki öğrencilerle meclislerin ne olduğu üzerine tartışılması gerektiği, okullarda bulunan sosyal faaliyetleri değerlendirerek birliktelik sağlanabileceği örnekleri verildi. Alkışlarla sona veren oturumun ardından, yemek arası verildi.

Dev-Genç Korosu, yoldaşlarına söyledikleri şarkıları ve halaylarıyla salonu coşturdu…

İkinci oturumun konusu ise “Üniversitelerde Hak Gaspları ve Buna Karşı Geliştirilen Mücadele” idi. Bu oturumda ilk olarak, AKP’nin yozlaştırma politikasına değinilerek alkolün, uyuşturucunun, fuhuşun, gün geçtikçe daha fazla arttığı belirtildi. Kurultaya gelenler sık sık söz hakkı aldılar. “Üniversitelerde Hak Gaspları” başlıklı konuda ise 12 Eylül Cuntasının ürünü YÖK aracılığı ile devletin gençlik üzerindeki baskı politikalarının kurumlaşmasına vurgu yapıldı. Ve öğrencilerin yaptıkları her demokratik eyleme AKP döneminde daha da artan soruşturmalara ve 2000 yılından bu yana 12 bin 939 öğrencinin süresiz olmak üzere okuldan uzaklaştırıldıklarına değinildi. Hızlıca devreye giren TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi) sistemi; afiş asan, bildiri dağıtan, basın açıklaması yapan öğrencilerin soruşturmasını tamamen Emniyet Müdürlüğü’nden gelen listeler üzerinden açıldığı ve İslamcı veya faşistler söz konusu olunca hiçbir soruşturmanın açılmadığı üzerine somut örneklerle konuşuldu. Kurultaya gelen öğrenciler de yaşadıkları hak gasplarından örnekler verdiler.

Burjuvazinin bencil kültürüyle yaydığı yozlaştırma politikalarına karşılık dayanışma, fedakarlık, halk ve vatan sevgisi gibi değerlere sıkı sıkıya sarılmanın önemi anlatıldı. Her türlü kültürel faaliyetin öğrencileri politikleştirmeyi hedefleyerek titizlikle örgütlenmesi gerektiğinden bahsedildi. Saldırılar karşısında ise cüretli eylemler yapmak gerektiğinden söz edilerek Dev-Genç’lilerin yaptığı DTCF Dekanlığı işgali örnek gösterildi.

İlk günün son oturumunda ise konu “Emperyalizmin Gençlik Politikası” oldu. Emperyalizmin hükmedebildiği ülkelerde gençliği , özellikle ağırlıklı kesimi oluşturan öğrenci gençliği yozlaştırarak kendi sömürü sistemine uygun, tehlikesiz öğrenciler haline getirdiği belirtildi.

Kurultayın sonunda ise şarkıları, türküleri ve marşlarıyla Dev-Genç için gelen “Grup Umut Yağmuru” küçük bir konser verdi.

Sözümüzdür, Öğrenci Meclislerini Kuracağız

Dev-Genç Kurultayı ikinci gününde de panellerle devam etti. Günün ilk panelinin konusu Ayaklanmalar’dı. Gençlik Federasyonu’ndan Onur Duran Amerika’daki ayaklanma örnekleriyle Haziran Ayaklanması’nı karşılaştırdı. Sosyal patlama şeklinde gelişen bu ayaklanmaların ardında mücadele mirası bıraktığına vurgu yaptı. Ayrıca Haziran Ayaklanması’nın sona ermediğini, bugün bir çok engelin yıkıldığını ve milyonların birlikte hareket etme bilincine ulaştığını anlattı. Ve yeni ayaklanmaların halkın örgütlü mücadelesi ile zafere ulaşacağını söyledi.

Ardından Halkın Hukuk Bürosu avukatı Aycan Çiçek, Haziran Ayaklanması’nın 12 Eylül’le birlikte kurumsallaşan faşizme karşı gelişen bir ayaklanma olduğunu söyledi. Konuşmasını detaylandırarak hayatın her alanında AKP faşizmi halkın haklarını gasp ettiğini ve gerek yargı içerisinde, gerekse meydanlarda hak aramaların bastırılmaya çalışıldığını anlattı. Ayaklanma süresince halkın barikat kurmak veya çatışmak gibi birçok direnme pratiğini devrimcilerden öğrendiğini söylerek ayaklanmayı yönlendiren ve haftalarca sürdürenlerin yine devrimciler olduğuna işaret etti. Ve bu durumun devrimcilerin doğru düşündüklerinden, asıl düşmanın kim olduğunu bildiklerinden ve devrimi istedikleri için oluştuğunu söyledi.

Tiyatro sanatçısı Mehmet Esatoğlu ise Dev-Genç’in 15 – 16 Haziran İşçi Direnişi’nden bu yana ayaklanmalar içinde büyüyüp geliştiğini söyledi. Esatoglu ayrıca ayaklanmanın tanımını tüm halkı sarıp sarmalayan bir duygu olduğunu ve örgütlü olduğu takdirde zafere ulaştıracak bir güç olduğu şeklinde tanımladı.

Grup Yorum üyesi Caner Bozkurt ise konuşmasında ayaklanmada sanatçının rolünü anlattı. AKP faşizminin sanatçılara akla mantığa sığmayan baskılar olduğunu anlattı. Ayaklanma günlerinde ise özellikle göz önünde bulunan sanatçıların ayaklanmaya katıldığının görülmesi halkta büyük moral yarattığını ve durumun meşruluğunu daha çok kavradığını belirtti.

Konuşmaların ardından Haziran Ayaklanması’nın bilançosu okundu.

Ardından kurultaya katılımcı olarak gelen sapanlı teyze Emine Cansever, Berkin Elvan’ın dayısı Kenan Düzen ve ayaklanmada kafasından gaz fişeğiyle yaralanan Mustafa Ali Tombul’a söz verildi. Emine Cansever öncelikle ayaklanmaya neden katıldığını anlattı. “Gençlikten korkmamalı, onlardan öğrenmeli” diyerek gençliğin toplumun motor gücü olduğuna vurgu yaptı.

Berkin’in dayısı Kenan Düzen ise Gezi direnişini herkesin birbirini anlatması ve yine herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini söylerek Berkin’in doğum gününde mezarı başında olalım dedi.

Son olarak kafasından gaz fişeğiyle yaralanan ve komada kalan Mustafa Ali Tombul söz aldı. Hala konuşmakta zorluk çektiği görülen Mustafa Ali mahkemenin kendisine verdiği 3 ay 10 günlük cezanın yıldıramayacağı gerekirse ömür boyu yatacağını söyledi ve herkesi Halk Cephesi saflarında mücadeleye çağırdı.

Verilen kısa aranın ardından sahneye Dev-Genç Korosu geldi. Dev-Genç Korosu seslendirdikleri halaylar ve türkülerle gelenleri coşturdu.

İkinci oturumun konusu Parasız Eğitim ve Kapitalist ve Sosyalist Sistemlerde Eğitim’di. İlk sözü Gençlik Federasyonu’ndan Berna Yılmaz aldı. Berna Yılmaz kapitalist düzende eğitimin paralı olmasından kaynaklı birçok öğrencinin çeşitli işlerde çalıştığını söylerek ucuz iş gücü yaratıldığının altını çizdi. Verilen eğitimin ezberci ve gençliği sindirmeye yönelik olduğunu belirterek faşizme sadık bir gençlik yaratılmaya çalışıldığını vurguladı.

Yaprak Yılmaz sosyalist düzende eğitimin nasıl olduğunu anlattı. Sosyalist düzende eğitime azami önem verildiğini ve verilen eğitimlerle yeni insanlar yaratılmaya çalışıldığını anlattı. Eğitimde teori ve pratiğin iç içe olduğuna vurgu yaptı. Ayrıca yine eğitimle birlik kültürünün oluşturulduğunu söyledi ve konuşmasını Sovyetler Birliği ve Küba’dan örneklerle bitirdi.

Ardından Bulgaristan’dan gelen Katya ülkesinde gençliğin durumundan bahsetti. Bulgaristan’da sosyalist düzenin kalkmasının ardından gençliğe bireyci bir kültürün aşılandığı ve apolitikleştirildiğini söyledi. Gençliğin gitgide milliyetçileştiği ve onlara sürekli anti-komünizm propağandası yapıldığını da anlattı. 7 yıl önce gençliğin parasız egitim için verdiği bir mücadeleyi de anlattı. Yine kendilerinin yurt vb. yerlerin kötü olduğunu söyleyerek, alternatiflerini örgütlediklerini söyledi. Ve hedeflerinin ülkelerinde olmayan Marksist-Leninist bir örgütlenme yaratacaklarını söyledi.

Katya’nın ardından Almanya’dan gelen Tolga söz aldı. Almanya’da eğitimin sınıflandırıldığını ve bu durumun hiçte adil olmadığını söyledi. Meslek liselerinde stajların ağır bir sömürü olduğunu ve tek kazançlı çıkanın tekeller olduğunu anlattı.

Kıbrıs’tan gelen Hüseyin, Kıbrıs’ta eğitimin gençliğin durumundan söz etti. Kıbrıs’taki okulların bir çoğunun iş adamlarının kurduğu üniversiteler olduğunu söyledi ve yaşam koşullarının ağır olduğunu söyledi. Yurtların çok pahalı olduğunu ve bir yastığın dahi para karşılığında verildiğini anlattı. Kıbrıs’ta geçtiğimiz yıllarda harçların Euro üzerinden hesaplandığı ve bu yüzden harç fiyatların sürekli değiştiğini anlattı. Öğrenci gençliğin direnişiyle Euro’nun kur oranının sabitlendiğini ve en büyük kazanımlarından biri olduğunu söyledi.

Gençliğin yaşadığı bunalımlar, hak gaspları ve ölümler gibi birçok konunun istatistiklerinin okunmasının ardından öğrenci meclislerinin neden örgütlenmesi gerektiği somut bir şekilde gösterildi. Ve herkesten öğrenci meclislerini kurma sözü alındı.

Oturumun bitmesinin ardından Cephe şehidi Muharrem Karataş’ın yazdığı bir şiir seslendirildi. Ardından sahneye Koma Hebun ve Grup Yorum gelerek türküleri ve halaylarıyla kitleyi coşturarak kurultayı sonlandırdılar.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.