Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Mücadelede yitirdiklerimiz

Mücadelede yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 11 Oca 2015 16:52

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz

18 – 24 Ocak

“Tüm yüreğimle savaşçı olmak istiyorum” Ayşenur Şimşek

Ayşenur Şimşek

Devrimci Memur Hareketi’nin önder kadrolarından, Sağlık-Sen’in kurucularındandı. 1993-94’te Devrimci Sol Güçler’in Ankara-İç Anadolu Koordinasyonu’nda görev almıştı. 24 Ocak 1995’te kontrgerilla tarafından kaçırıldı ve kaybedildi. Aylar sonra, 13 Nisan’da, Kırıkkale’de, işkence yapılarak katledilmiş olarak bulundu.

Bahri Mutlu, Cemal Karapınar

Devrimci İşçi Hareketi’nin iki neferiydiler. İstanbul’da Basın-İş Grevi’nde, patronlara karşı direniyorlardı. 19 Ocak 1980’de grev nöbetini bitirdikten sonra kurulan bir pusuda faşistler tarafından katledildiler.

Ercan Özçeken

18 Ocak 1996’da İzmir Buca’da kuşatıldığı evde teslim olmama geleneğimize yeni bir halka ekleyerek şehit düştü. Aslen Kars’lıdır. Küçük yaştayken ailesi İzmir Küçükçiğli’ye yerleşmiştir. Kürt milliyetindendir. Küçükçiğli’de devrimci hareket’in faaliyetleri içinde yer aldı. Son görevinde silahlı bir ekibin üyesiydi.

Kerim Yaman

24 Ocak 1975 günü faşistler önce Cerrahpaşa’da sağlık işçilerine ve ardından Vatan Mühendislik Yüksek Okulu’nda gerçekleştirdikleri saldırıda, okuldan çıkan öğrenciler üzerine yaylım ateşi açtılar. Faşistlerin kurşunuyla Kerim Yaman katledildi. Kerim Yaman İYÖKD üyesi Cepheliler’in önderliğinde bir direnişe dönüştürülen 50 bin kişinin katıldığı bir törenle Akhisar’a uğurlandı.

 

Vladimir İlyiç Ulyanov LENİN

“Biz sınıflar ortadan kalkıp sosyalizm kurulmadıkça savaşların ortadan kalkmayacağını biliyoruz.”

Önderliğiyle, teorisyenliğiyle, Rusya’nın ve dünyanın kaderini değiştiren Ekim Devrimi’nin yolunu aydınlattı. Dünyanın ilk proletarya iktidarının kurulmasında, ilk sosyalist inşanın gerçekleştirilmesinde Sovyet işçilerine, köylülerine, aydınlarına kılavuzluk yaptı. 1870 yılının Nisan’ında Rusya Simbirsk’te dünyaya geldi.

Devrimci düşüncelerle ağabeyi aracılığıyla tanıştı. Ağabeyi Rus Çarı’na karşı suikast düzenlemekten dolayı idam edildi. 18 yaşında ilk illegal grup içinde yer aldı. Lenin, ağabeyinin de üyesi olduğu Narodnikler’in mücadelesinden çıkardığı derslerle, Marksizm’in ışığında yürümeye devam etti. 1890’lı yılların ortasında Petersburg’da İşçi Sınıfının   Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği adındaki illegal örgütlenmenin kuruluşuna önderlik etti. Ki bu örgütlenmeler, devrimci bir partinin de çekirdeğini oluşturacaklardı. Örgütleyiciliğiyle, teorik önderliğiyle giderek öne çıktı. 1901’de RSDİP’in yayın organı Iskra’da yazı kurulu üyesi oldu. Lenin takma adını ilk kez burada kullandı. Sürgünler, ayaklanmalar, yenilgiler, oportünizme, sosyal şovenizme karşı verilen mücadeleler içerisinde, ayrışmalar ve saflaşmalarla Bolşevik Parti’nin yaratılmasına önderlik etti. Önderi olduğu parti, 1917 Ekim Devrimi’ni gerçekleştirdi. 1919’da onun önderliğinde Üçüncü Enternasyonal kuruldu. Dünya devrimci hareketi yeni bir ivme kazandı. 21 Ocak 1924’te aramızdan ayrıldığında, dünya halklarına her daim yol gösterecek bir devrim tecrübesini ve onun teorik ifadesi olan bir öğretiyi miras bıraktı. Dünyanın tüm devrimcileri, onun tarihsel, siyasal, teorik mirasıyla sosyalizm uğruna savaşmaya devam ediyorlar.

 

Amilcar CABRAL

Gine-Bissau bağımsızlık mücadelesinin önderi Cabral, Portekiz’in Lizbon şehrinde öğrenciyken Afrika’nın ulusal bağımsızlığı için mücadeleye katıldı. 1950’lerin ortasında Gine’nin Ulusal Kurtuluşu İçin Hareket’i (MING) kurdu. Fakat MING’nin yasallıkla sınırlı mücadelesiyle sonuç alınamaması, yeni bir örgütlenme ve mücadele biçimini gündeme getirdi. 1956’da illegal olarak Gine ve Cabo Verde’nin Bağımsızlığı İçin Afrika Partisi’nin (PAIGC) kuruluşuna önderlik yaptı. 1962’de gerilla savaşına başlandı. Gerilla kısa sürede ülkenin büyük bölümünü ele geçirdi. Cabral, nihai zafere çok yakınlaşıldığı bir zamanda, 23 Ocak 1973’te PİDE (Portekiz İstihbarat Örgütü) ajanları tarafından katledildi. Gine halkı aynı yılın Eylül’ünde bağımsızlığına kavuştu.


AnilariMirasimiz-Logo

Bir Yoldaşı Ayşenur Şimşek’i Anlatıyor:   AYŞENUR OLMAK

Tek başınaydı ama o bir Cepheliydi.

Kimi zaman çalıştığımız yerde tek olmak, bir şey yapmamanın gerekçesi olur. Oysa bir Cepheli tek başına da olsa orada çok kişi olmayı becerebilmeli, örgütçülüğün Cepheli olmanın önemli bir özelliği olduğunu görmelidir. Ayşenur da tek başına olanlarımızdandır. Hareket ona bulunduğu alanda sendika çalışması yapmasını söylemiştir. Onunla birlikte koşturacak, iş yapacak kimse yoktur. Ama gelen emirleri, verilen görevleri harfiyen yerine getirme sorumluluğu hiçbir zaman “bu iş olmaz, kimse yok” dedirtmemiştir Ayşenur’a. Sessiz, sakin kurulmuştur Sağlık-Sen. Ayşenur’un emeğiyle, sabrıyla kurulmuştur. Tek tek ilgilenir insanlarla. Konuşur anlatır, eğitir insanları, her gece bir başka ilişkisinin evinde kalır Ayşenur ve hayatı paylaşır insanlarla. Çalışmaları sonuç verir. Çevresindeki insanlar netleşir ve Sağlık-Sen’in kurucuları haline gelir.

Parçacı değil, Cepheyi düşünendir Ayşenur. Devrimci Memur Hareketi sağlık iş kolunda yeni örgütleniyordur, ama o insanlarıyla, tüm gücüyle hareketin genel kampanyalarına katılır. Kampanya içinde en aktif birimlerden biridir. Yine Ayşenur’un hareketi sahiplenişi ve bağlılığı onun günlük yaşamda verdiği tüm kararlarda kendini hissettirir. Örneğin darbecilik sürecinde yaşanan tartışmalarda doğru tavrı alıp gelişmeleri değerlendirerek, diğer insanların da kavramasını sağlamıştır. Ve zor süreçlerin insanı olduğunu kanıtlamıştır.

İnsanları tüm yönleri ile değerlendirme ve sonuç çıkarma yeteneğine sahiptir Ayşenur. İlgilendiği insanların olumsuzlukları vardır, bilir. Ancak olumlulukları onun için asıl öne çıkarılan yandır. Olumlu yönlerini değerlendirip geliştirmesini bilendir. Hareketi geliştirmenin insanları geliştirmekten geçtiğinin bilincindedir.

Hırslıydı, yani Cepheliydi Ayşenur. Biliyordu ki yeni bir dünya kurmak, dünyayı fethetme coşkusu ve hırsıyla dolu olmak demektir. Dolu dolu yaşıyordu bunu. Bu hırsla sarılıyordu işlerine. Planlı programlı olması, her insanda bir olumlu yan görüp oradan yaklaşması, işlerini sonuç almadan bırakmaması bundandı.

Cephe kültürünü kavrayandır Ayşenur. Mütevazidir örneğin. Demokratik alanda yeraltı çalışmasını ustaca yapıyor olmasının bir nedeni de budur. Tavır ve davranışlarında, konuşmalarında kimse hissetmemiştir onun sorumlu olduğunu. Sıradan bir insan gibi girip çıkmıştır kurumlara.

Ve işkencede ser verip sır vermeyendir Ayşenur. Onun direngenliği, hareketi sahiplenişi çileden çıkarmıştır işkencecileri. Ölüm korkusunu çoktan yenmiştir Ayşenur. Ailesine olan duygusallığını halka duyduğu sevgiyle Cephenin bir savaşçısı olmanın bilinciyle yenmiştir.

Ve zaferi kazanan olmuştur Ayşenur. Zafer milyonlarca emekçinin yaşaması için ölmeyi bilmektir. Zafer, düzenin yozluğundan, bencilliğinden, çürümüşlüğünden çekip almaktır insanları. Zafer, umudun adını nakış nakış işlemektir hastane duvarlarına. Dalgalandırmaktır orak çekiçli bayrağı alanlarda.

Zafer özgürlük için, gelecek için, milyonların kurtuluşu için düşebilmektir yollara emin adımlarla. Ve zafer, haykırabilmektir inancını kurşuna dizilirken bile. Tanya ve Ayşenur gibi.

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.