Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Mücadelede yitirdiklerimiz

Mücadelede yitirdiklerimiz
Son Güncellenme : 18 Oca 2015 7:42

Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm Mücadelesinde Yitirdiklerimiz
25 Ocak – 31 Ocak

“… En büyük hedeflerimize ulaşmanın,  en büyük zaferlerimizi kazanmanın yolunun en küçük, en basit, en sıradan denilen işleri yapmakla, oturtmakla başladığını ve aslında tamamlandığını öğrendik.  Savaşın bu yanında savaşçının kişiliğindeki ısrar ve kararlılığı öğrendik.”  Besat Ayyıldız

 

Özer Elmas:

İTÜ öğrencisiydi. Cephecilerin saflarında anti-faşist mücadeleye katıldı. 27 Ocak 1976’da faşistler tarafından okul girişinde pusuya düşürülerek katledildi.

 

Turgay Koç:

28 Nisan 1966 Malatya doğumludur. 1980’lerin ikinci yarısında Elazığ Fırat Üniversitesi öğrencisiyken mücadeleye katıldı. Önce Dev-Genç’li, sonra Devrimci Memur Hareketi’nin emekçilerinden oldu. Gözaltılar, tutsaklıklar yaşadı. Yakalandığı hastalığın tedavisi için bulunduğu Fransa’da 27 Ocak 2003’te aramızdan ayrıldı.

Besat Ayyıldız
Mehmet Topaloğlu
Bülent Dil:

28 Ocak 1998 Adana’da kaldıkları eve düzenlenen operasyonda ölüm mangaları tarafından katledildiler.
Besat, 1966 Boğazlıyan-Yozgat doğumluydu. Lise yıllarında Devrimci Sol’la tanıştı. 1988-89’da Ankara Dil Tarih’te DEV-GENÇ örgütlenmesinde yer aldı. Daha sonra İç Anadolu Bölgesi’nde çeşitli sorumluluklar üstlendi. Gözaltı ve tutsaklıklar yaşadı. 1997’den itibaren kırsal alana geçti, son olarak Akdeniz Bölgesi Kır Silahlı Propaganda Birliği savaşçısıydı. 1976 Kayseri Pınarbaşı doğumlu Bülent, yurtdışında İngiltere’de mücadeleye katıldı, 1997’de gerilla olarak Akdeniz dağlarına çıktı. 1972 Adana doğumlu Mehmet, adli tutuklu olarak girdiği hapishaneden devrimci olarak çıktı. Kurtuluş Gazetesi’nin Adana bürosunda çalışıyordu.
Mehmet Tepe:

İstanbul Kuştepe Lisesi’nde mücadeleye başladı. Genç, militan bir Dev-Genç’liydi. Bu lisedeki faşist işgalin kırılmasında önemli rol oynadı. Faşistler tarafından İstanbul Mecidiyeköy’de Ocak 1978’de katledildi.
Mete Nezihi Altınay
Cömert Özen
Ali Duran Eroğlu
Tevfik Durdemir
Muharrem Özdemir
İmran Ayhan
Mustafa Aktaş

Karadeniz Recai Dinçel Kır Silahlı Propaganda Birliği komutan ve savaşçılarından 7 gerilla, 30 Ocak 1996’da Sivas’ın Hafik İlçesi’nin Yukarı Asarcık Köyü yakınlarında oligarşinin askeri güçleri tarafından kuşatıldıklarında direnerek şehit düştüler.

Cömert ÖZEN, 1966 Tokat Almus Durudere Köyü doğumluydu. İstanbul’da Ümraniye, Küçükarmutlu gibi çeşitli gecekondu bölgelerinde görevler aldı. 1991 yılının ortalarında Tokat-Sivas bölgesinde gerillanın yapılanmasında görevlendirildi. Şehit düştüğünde birlik komutanıydı.

Mete Nezihi ALTINAY,

1959 Mersin doğumludur. Devrimci Sol’un oluşumundan itibaren hareketin saflarındaydı. Cunta yıllarında tutsaktı. 1986-91 yılları arasında devrimci hareketin yeniden örgütlenmesinde büyük emeği vardır. Şehit düştüğünde birliğin komutan yardımcılığı görevini yürütüyordu.

Ali Duran EROĞLU, Tokat Artova Garkın Köyü 1975 doğumluydu. Tokat Ticaret Lisesi’nde bir taraftar olarak mücadelede yer aldı. Sivas Katliamı’na karşı eylemlerin örgütlenmesinde canla başla çalıştı. 1994’te gerillaya katıldı.

Tevfik DURDEMİR, Antalyalıydı. Uludağ Üniversitesi öğrencisiyken, 1986-87 gençlik hareketinin öncü öğrencilerinden biriydi. 1991’de illegal alana geçti. Bu dönemde tutsak düştü. Buca Hapishanesi’nde gerçekleştirilen özgürlük eyleminin ardından gerillaya katıldı.

Mustafa AKTAŞ, 1989-90’da Ankara DEV-GENÇ içerisinde bulundu. 1991’de emperyalist savaşa karşı mücadelede tutuklandı. Tahliyesinden sonra 1992 yılında gerillaya katıldı.

İmran AYHAN, 1966 Ağrı Tutak doğumluydu. Azeri milliyetindendi. İlkokul öğretmeni olarak mücadele içinde yer aldı, daha sonra gerillaya katıldı.

Muharrem ÖZDEMİR, Tokat Vavru Köyü 1971 doğumluydu. Tokat Ziraat Meslek Yüksek Okulu öğrencisiyken mücadelede yer aldı. 1994 başlarında gerillaya katıldı.

 

AnilariMirasimiz-Logo    Bir Yoldaşı Tevfik Durdemir’i Anlatıyor

24 SAAT DEVRİM İÇİN ÇALIŞIYORDU TEVFİK

Tevfik SDB savaşçısıydı. Ekip olarak 9 Nisan 1992 günü; bir sene önce aynı gün İzmir’de bir üs kuşatmasında şehit düşen Faruk Bayrakçı ve Olcay Uzun yoldaşlarımızın hesabını sormak için çıkarlar yola. Hedefleri; polis kolejinin kıdemli öğretmenlerini taşıyan bir otobüstür. Eylem sırasında çatışma olur. Hamiyet Yıldız yoldaşımız bu çatışmada şehit düşer. Ali Rıza Kurt ve Tevfik Durdemir ise Buca hapishanesine getirilirler.

Tevfikler’in Buca’da kaldığı ilk dönemlerde yoğun saldırılar yaşanıyordu. Bu saldırılardan biri de açığa çıkarılan bir tünel çalışmasının ardından gerçekleşmiştir. Hapishane idaresi tüneli bahane ederek azgınca saldırır. Tek tek işkencelerden geçirilen yoldaşlarımızdan bazıları tecrite alınır. Tecrite alınanlar arasında Tevfik’le beraber, şehitlerimizden Ali Rıza Kurt, Celalettin Ali Güler, Bülent Pak, Müjdat Yanat da vardır. Bir kaç gün sonra sürgüne gönderilirler.

Tevfikler’in yeni mevzisi Aydın Hapishanesi’dir artık. Buca sürgünleri gidene kadar Aydın’da, PKK’li tutsaklar ağırlıktadır. Sürgün yoldaşlarımızla, hapishane idaresinin koyduğu statüler bir bir kırılmaya başlar.

Tevfikler Aydın’a sürgün edildiklerinde İzmir DGM’de mahkemeleri devam ediyordu. Tutuklananların yargılandığı yerler dışındaki hapishanelerde kalmasına yasal kılıf sağlayan genelgeler yayınlanmıştı. 1993 yılının sonuna doğru tecrit genelgesi olarak geçen bu saldırıya karşı; bütün hapishanelerde Devrimci Sol davası tutsakları olarak Genel Süresiz Açlık Grevi Direnişimiz, zaferle sonuçlandı. Bunun üzerine Tevfikler ’94 başında Buca’ya geri getirildiler.

Buca’da bir çok yeni tutsak vardı. Yoldaşlarımızın gelmesiyle daha bir güçlendik, geliştik.

21 Eylül Katliamı’ndan önce Buca’da erkek yoldaşlarımızla iç görüş olanağımız yoktu. Onları ancak avukat görüşünde görebiliyorduk. Tevfik’i de ’95’in başlarında bu görüşlerde tanıdım. Orta boylu, geniş yüzlü, utangaç bir görünümü vardı. Konuşması biraz dikkat çekiyordu, belki de kırık dişinden kaynaklıydı. Tevfik’in ön dişlerinden biri kırıktı. Dışarıda bir eylem için taksi kaldırmaya gittiklerinde, taksici direnince dişi kırılmış ve taksicinin yarattığı vukuattan dolayı o gün eylemi iptal etmek zorunda kalmışlardı. Kırık dişinin böyle bir anısı vardı.

Tevfik’le sohbetlerimiz daha çok eğitim üzerine oluyordu. ’95 başlarında Buca’da toplam sayımız 100-120 civarındaydı. Tevfik yöneticimiz ve eğitim sorumlumuzdu. “Nasıl bir eğitimci olmak” konusunda emek harcıyordu. Eğitim işleriyle ilgilenecek arkadaşlar için eğitim programı hazırlamıştı. Mao-Seçme Eserler’deki kimi yazılardan, dergimizde çıkan perspektif yazılarına, eğitimle ilgili okunacak diğer kitaplara kadar düzenlenmiş bir programdı. Sohbetlerinde insanlarımızın ufkunu nasıl genişletmemiz gerektiğine dair örnekler veriyordu. Çok yönlü yetişmek-yetiştirmek gerektiğine vurgu yapıyordu.

Herkese yetiyor, yetişebiliyordu Tevfik. Mesela sorardı “bir yoldaşınla ne kadar sohbet ediyorsun?” 15-20 dakika sohbet edebilmişsek iyi diyordu. Süreyi sormaktaki amacı, yoldaşlarımızla ilişkilerimizin bir kaç cümleyle, işlerin yapılıp edilmesiyle sınırlı olmamasını, paylaşımın gelişmesini istemesindendi. Erkek arkadaşlar Tevfik’le sohbetlerini anlatırlardı. Havanın bulutlu olmasından başlayan bir sohbet saatlerce sürebilir, o sohbetlerin içinde bağlılık, güven, açıklık, güzellikler boy verirdi. Erkek yoldaşlarımız karşılıklı iki koğuşta toplam yüz kişiydi. Tevfik bir çok insanımızın devrimci dinamiklerini, güzelliklerini açığa çıkaranlardan olmuştur hep. Tevfik’le olan sohbetlerimizde kitaplara olan sevgisini de görebiliyorduk. “Bir kitabın başına oturdum mu bitirmeden kalkmak istemiyorum” diyor, bunun iyi ve kötü yanlarından bahsediyordu.Tevfik yoğun işlerinin arasında okumaya da yazı yazmaya da zaman ayırabilirdi. Çok güzel yazardı. Mütevazilik üzerine, düzen-devrim çelişkisi üzerine yazdığı yazılar hala aklımdadır. Mesela yataktan kalkarken yaşanan “5 dakika daha mı fazla uyusam” düşüncesindeki düzen-devrim çelişkisini öyle bir anlatırdı ki, ikna olmamak mümkün değil.

Tevfik her sabah en erken kalkanlardandı. Bir çok arkadaşımız her sabah uyandıklarında, onu masanın başında işini yaparken gördüklerinden bahsederdi.

Tevfik’in sohbetlerinden yaşamındaki bir çok ayrıntıya kadar, hemen her davranışının bir tek amacı vardı. Devrimi güçlendirmek… Mesleği devrimcilikti ve bunu 24 saat yerine getiriyordu. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.