Örnek Resim

Anasayfa > KÜLTÜR - SANAT > Sanatçıyız Biz

Sanatçıyız Biz
Son Güncellenme : 11 Oca 2015 15:55

Sinemayı Halka Götürmeliyiz

Amerikan sinemasının 1973 yılı en iyi erkek oyuncu “Oscar Ödülü” ( Baba filmindeki rolüyle) Marlon Brando’ya verilir.

Marlon Brando, ödülü kabul etmez. Çünkü, Amerikan sinemasının kirli gerçeğini en iyi bilenlerden birisidir. Bu tavrının gerekçesi, ABD’nin Kızıldereli halka reva gördüğü uygulamalar ve halk düşmanı politikasıdır.

Ödül törenine katılmayan Marlon Brando, törene bir mesaj yollar. Kızılderili bir kadın oyuncu bu mesajı törende okur.

Marlon Brando bu mesajında şöyle der:

“200 yıldır toprakları, hayatları, aileleri ve özgür olma hakları için savaşan Kızılderililere, “silahlarınızı bırakın, dostlar, böylece birlik sağlayacağız. Silahlarınızı bırakırsanız dostlar, barışı konuşabilir ve sizin için iyi olan anlaşmaya varabiliriz” diyor ve devam ediyor, “Silahlarını bırakınca da onları öldürdük. Onlara yalan söyledik. Onları hileyle topraklarından ettik. Anlaşma dediğimiz ve hiç yerine getirmediğimiz hileli anlaşmaları imzalamaya zorlamak için onları dilenci yaptık. Ve, ne kadar çarpıtılırsa çarpıtılmış olsun, tarihin herhangi bir yorumuyla, doğru yapmadık.” ( Kan Tadı- Haluk Gerger. Syf:349 Yordam Kitap.)

Kızılderili halka yönelik işlenen suçları ABD’nin yüzüne vuran Marlon Brando, Amerikan sinemasının bu suça nasıl ortak olduğuna da vurgu yapıyor.

“… Belki şu anda kendi kendinize, bütün bunların Akademi Ödülleri’yle ne ilgisi var, diyorsunuz. Bu kadın burada kalkmış neden gecemizi berbat ediyor; bizi ilgilendirmeyen, umursamadığımız konularla hayatımıza giriyor? Zamanımızı ve paramızı harcıyor, evlerimize huzursuzluk taşıyor, diyorsunuz.

Bu dillendirilmeyen sorulara yanıtım, beyaz perde toplumun da, herhangi bir başka kesim kadar, vahşi, saldırgan ve kötü göstererek Kızılderilileri aşağılamakta ve kişiliğini küçük düşürmede sorumluluk taşıdığına olan inancımdır.” ( Age)

Amerikan sinema endüstrüsinin (Holywood) Kızılderililer’i nasıl gösterdiği malumdur: Vahşi, saldırgan, kalleş, ayyaş, ezik vb..

Elbette, bu yaklaşım sadece Kızılderililerle de sınırlı kalmamıştır. Zenciler, Vietnamlılar, Müslüman halklar, devrimciler… benzer şekilde aşağılanmaya çalışılmıştır, çalışılıyor..

Neden?

Çünkü, Hollywood sineması, Amerikan emperyalizminin sinema sanatındaki kiralık katilidir. Bu katilin amacı, gerçekleri öldürmek, çarpıtmak, halklara yalan söylemektir. Bunu “sanatın dili” ile ve görsel olarak yaptığı için etkili de olur.

Hollywood sineması, Amerikan emperyalizminin halklara karşı işlediği suçları örtbas etmek için açar perdesini. Ve o perdeden halkların üstüne yozluğun zehrini, bireyciliğin pisliğini boşaltılır.

Hindistanlı yazar Babura Patel, Amerikan sinemasının kendi ülkesine yönelik etkisini şöyle anlatıyor:

“… Holywood, ABD’nin dünyadaki en güçlü silahı ile 600 milyonluk halkın böylesine kültürel olarak döllenmesi işini üstlendi. Film üstüne filmler, iki dünya savaşı boyunca Hindistan’a gönderildi. Filmler bize rumba ve samba yapmayı öğretti. Filmler bize kumrular gibi sevişmeyi ve kur yapmayı öğretti. Filmler bize öldürmeyi ve çalmayı öğretti. Filmler bize ‘Hi’ ve ‘Gee’ ( Merhaba ve Hay Allah! anlamına gelir) demeyi onlar gibi çığlık atmayı öğretti. Filmler bize şeytanlığı ve boşanmayı öğretti ve filmler bizi..içki demlerine götürdü.

Holywood bizim yiyeceklerimizin, suyumuzun, havamızın, sanatımızın, kültürümüzün, geleneklerimizin, felsefemizin, hayat ve insan ilişkilerimizin etkisini bozdu. Holywood’un dokunduğu ne varsa kirletilmiştir. Amerikalıların bir günahı pek çok ilintili modaya dönüştü. İşte eğlence yoluyla bize öğrettikleri ‘Amerikan yaşam tarzı!’ sayısı sınırlı birkaç iyi filmle bize bin tane çürümüş kokuşmuş filmleri gösterdiler.” (Aktaran: TAVIR/Şubat Mart 2014/ Syf: 5-6)

İşte o çürümüş kokuşmuş Amerikan filmleri, dünya halklarını kültürel açıdan çürütüp yozlaştırmak için piyasaya sürülür. Ki “eğlence yoluyla” halklara durup dinlenmek sizin “Amerikan Yaşam Tarzı” propagandası yapılır. Ve böylece, Holywood, dokunduğu ne varsa kirletmeye çalışır.

Ne diyordu CIA, hatırlayalım: “İnsanın en kritik noktası zihnidir. Zihnine bir kez ulaşıldı mı, ‘siyasal hayvan’ mermilere bile gerek kalmadan yenilgiye uğratılabilir. Hedef bütün halkın zihnidir”.

Soru şudur: Bütün halkın, dünya halklarının zihnini hedefleyen silahın adı nedir?

Sözkonusu olan, emperyalizmin yoz kültürüdür.

Ve o silahların başında, Holywood gelir. Amerikan sineması ‘ateş’ gücü yüksek bir silahdır ki “eğlence yoluyla” amacına ulaşır. Yani “mermilere bile gerek kalmadan”, yani öldürmeden çürütür.

Amerikan sinemasının “güçlü” gibi görünen bu yanı, onun güçsüzlüğüdür. Her ne kadar “eğlence yoluyla” gizlenmeye çalışsalar da Amerikan sinemasının muhtevası halk düşmanıdır. İnsanlığa hizmet edecek, halkların yararına konulara zaten sırtını dönmüştür. Zombiler, vampirler, terminatörler, uzaylılar, sapıklar, testereler Amerikan sinemasının ‘kahraman’larıdır.

Bu kuşatmayı parçalayacak olan, halkın devrimci alternatiflerini hayatın her alanında olduğu gibi sanat, sinema alanında somutlamaktır. Bu yanıyla, yüzü halka dönük sanatçılarımızın omuzlarındaki tarihsel sorumluluk büyüktür.

Sinema; içeriğinden biçimine, çekiminden sergilenmesine halka götürülmelidir.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.