Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Süreç ve Sol -1

Süreç ve Sol -1
Son Güncellenme : 11 Oca 2015 18:11

SÜREÇ VE SOL – SOLDAKİ SAFLAŞMA

‘Sol’ Emperyalizmin İdeolojik Hegemonyası  Altına Girmiştir!

Adaletsizliğin, soygunun, sömürünün, iş cinayetlerinin, yoksulluğun, açlığın, işsizliğin, yozlaşmanın karşısına direnmemeyi, boyun eğmeyi, din tüccarlığını, baskıyı, zulmü, katletmeyi, sadaka kültürünü, itaat etmeyi, hukuksuzluğu koyan bir iktidarla; AKP iktidarıyla savaşıyoruz.

AKP, başından beri Amerikan ve Avrupa emperyalizminin desteğini arkasına almış bir iktidardır. Emperyalistler Türkiye oligarşisinin 2000 başlarında artan istikrarsızlığını yarattıkları ve destekledikleri AKP alternatifi ile gidermeye, kitlelerin artan hoşnutsuzluğunu düzenin kanallarına çekmeye çalıştı. AKP, yaklaşık 12 yıllık iktidarında genel anlamda emperyalizmin politikalarını başarıyla uyguladı.

Adalet ve Kalkınma Partisi; adaletsizliğin sembolü oldu. Emperyalist ve yerli tekeller 12 yıllık AKP iktidarında karlarını üçe-dörde katladılar. Halklarımıza düşen ise açlığın, yoksulluğun, yozlaşmanın, toplu işçi ölümlerinin artışı oldu.

AKP iktidarının bu saldırıları karşısında halk muhalefeti ve direnme dinamiklerinin ortaya çıkması kaçınılmazdı. Halkın hemen her kesiminin irili ufaklı direnişleri, Haziran Ayaklanması bu anlamda oligarşinin beklemediği bir şey değildi.

Emperyalistler ve işbirlikçileri bunu da düşündüler. AKP iktidarı attığı her adımda açık faşizmi daha da kurumsallaştırdı. Bir yanda baskı… Diğer yanda demokratikleşiyoruz şovları, “Alevi Açılımı”, “Kürt Açılımı”, “Roman Açılımı” vb. yalanları… din tüccarlığı ve sömürüsü diğer yanda… Bir yanda burjuva muhalefeti hizaya çekme; sol, demokrat, ilerici, yurtsever kesimleri kendine yedekleme, kendi yanına çekme olmuyorsa tarafsızlaştırma. Büyük oranda bunu başardı. Dolaylı, dolaysız AKP’ye destek veren, saldırıları karşısında sessiz kalan bu kesimler AKP’ye dolayısıyla düzene nefes aldırdılar, saldırısını meşrulaştırdılar. Halkın düzene öfkesinin büyümesine engel oldular.

Düzenin dışına çıkan devrimci solu ise tecrit politikasıyla teslim almak oligarşinin temel politikasıydı. Tecrit saldırısı F Tipleri ile sınırlı bir saldırı değildi. Tecrit saldırısı devrimcileri “terörizm” demagojisiyle yalnızlaştırmak ve katliamlarla teslim almaktı. Direnme hakkını yok etmekti. Devrimciliğin, devrimin meşruluğunu ortadan kaldırmaktı. Kısacası düzenin önünü düzlemekti.

Hiç kuşkusuz içinde bulunduğumuz sürecin karekterini ortaya koyan gerçeklik düzenin devrimci sola, halklarımıza yönelik saldırıları ve bu saldırılar karşısında ortaya konulan direnç ve savaştır.

Bedel ödemeden hiçbir hak kazanılamaz. İktidar perspektifli olmayan hiçbir mücadele, hiçbir birliktelik, hiçbir örgütlenme sonuç alamaz, halklarımızı kurtuluşa götüremez. Emperyalizme ve işbirlikçilerine cepheden tavır almadan savaş büyütülemez, halklarımızı örgütleyemeyiz.

Faşizme, oligarşiye, emperyalizme karşı direnmek, savaşmak meşrudur. Bu meşruluk illegal örgütlenmeyi temel almakta, silahlı, militan, meşru mücadeleyi esas almak ifadesini bulur.

Süreç her zamankinden daha çok devrim gerçeğini dayatmaktadır. Düzene alternatif olmayı dayatmaktadır. Oligarşinin saldırıları, politikaları, yasal düzenlemeleri vb. düzenin gücünü, istikrarını değil tersine yönetemediğini, istikrarsızlığını, güçsüzlüğünü ortaya koymaktadır. Oligarşinin saldırılarının halklarımızdaki yansıması da açık ve nettir: oligarşik düzenin halklarımıza sağladığı hiçbir çözüm ve gelecek yoktur. Devrimci alternatifin rolü tam da burada ortaya çıkmaktadır. Halklarımıza düzenin alternatifi olduğunu, çözümün halkın devrimci iktidarında olduğunu göstermek. Düzene karşı savaşıyla, halk örgütlenmeleriyle bunu ete-kemiğe büründürmek.

 

Solun Sınıflar Mücadelesindeki Yeri ve Saflaşması

Solun sınıflar mücadelesindeki yerini ve saflaşmasını belirleyen belli başlı temeller vardır. Sol bu temel noktalardaki tutumuna göre saflaşmıştır:

– Emperyalizmin ve oligarşinin saldırılarına karşı ideolojik ve politik tavır alışı.

– Oligarşinin dayattığı ve Kürt milliyetçi hareketin de elini uzattığı “barış, uzlaşma, çözüm” politikalarına karşı tavır.

– Yasal particilik ve parlamenter mücadele; illegal örgütlenme ve silahlı mücadeleye bakış.

– Devrim iddiası, iktidar perspektifi…

Buna göre solun tablosunu mevcut haliyle şöyle sınıflandırmak mümkündür:

Bir, Kürt milliyetçileri.

İki, Kürt milliyetçilerine yedeklenen sol; MLKP, TKP/ML, EMEP…

Üç, Reformist sol; ÖDP, Halkevleri, TKP, MKP…

Dört, Devrimci sol.

Esasta solun durduğu iki cephe vardır. Devrimci Cephe ve Düzen Cephesi. Sol, ideolojik-politik tutumuyla, birkaç istisna hariç, düzen cephesinde yer almaktadır.

 

Halkın Öncüsü, Düzenin Alternatifi Olması Gereken Sol Bugün Genel Anlamda Halktan ve Devrimden Çok Uzaktadır

Birkaç örgütü dışında tutarsak sol esas olarak emperyalizmin ideolojik-politik etkisi altına girmiştir… Bu durumun kökleri ‘90’lı yılların başına uzanır. ’90’lı yıllar, dünya sol hareketi ve ülkemiz sol hareketi açısından ciddi dönemeçlerden biridir.

‘90’lı yılların başı revizyonist politikaların yönetimindeki sosyalist ülkelerde birbiri ardına karşı-devrimlerin yaşandığı yıllardır.

Emperyalizmin “Yeni Dünya Düzeni” adı altında dünya hakimiyetini ilan ettiği yıllardır. Tasfiyecilik saldırılarını; “sosyalizm öldü”, “tarihin sonu”, “elveda proletarya”, “kapitalizmin alternatifi yok” diyerek yükselttiği yıllardır.

Solda tasfiyecilik rüzgarlarının estiği, silah bırakmanın moda haline geldiği, sosyalizmi, devrimi savunmanın meşruluğunun yitirildiği, iktidar hedefinin kalmadığı yıllardır.

Gururla söyleyebiliriz ki, ülkemiz devrimci solu ’90 başlarındaki bu rüzgara kapılmamış; yılgınlık, gerilemek, teslimiyet şöyle dursun “Atılım”a geçmiş, orak-çekiçli bayrağı onurla dalgalandırmıştır. İdeolojik-politik tutumundan bir adım dahi geri atmamıştır. Devrimci Sol’un bu netliği ülkemiz solunu da olumlu anlamda etkilemiştir. Ancak bu durum sol açısından dış bir etkendir. Gerçekte sol bu süreçte ideolojik anlamda bunalım yaşamış, hedefini yitirmiş, Devrimci Sol’un oligarşiyle savaşını izleyen durumda olmuştur. Emperyalizmin, başta Ortadoğu olmak üzere, dünyanın pek çok yerindeki saldırılarına seyirci kalmıştır. “Ne Sam Ne Saddam”, “Yüzde Elli Sam, Yüzde Elli Saddam” politikaları bunun ifadesi olmuştur.

Savaşmayan, çatışmayan, direnmeyen solun ideolojisini, kültürünü ve değerlerini yitirmesi, bunun yerine emperyalizmin ideolojisini, kültürünü koyması kaçınılmazdır. Bu anlamda ’90’lardaki karşı-devrimler ile birçok örgüt emperyalizmin ideolojik-kültürel etkisi altına girmiştir.

‘90’lardan bugüne yaklaşık 25 yıl geçti. Sol, bugün 25 yıl öncesinin de çok gerisindedir. ‘90’lı yıllarda tüm eksiklerine rağmen silahlı mücadeleyi savunan, illegal, düzen dışı örgütlenmelerini şöyle ya da böyle koruyan bir sol vardır. Reformizmi bir kenara koyarsak oportünist sol o süreçte devrimci cephede yer almıştır. Şehitler, tutsaklar vermiş, bedeller ödemiştir. Ülkemizin şehirlerinde, kırlarında oligarşiye silah sıkmıştır. Ancak içten içe ‘90’larda başlayan gerileyiş, çürüme devam etmiş, bugüne gelmiştir. Bugün oportunizm hemen hemen bütünüyle reformizme, düzeniçiliğe kaymıştır.

Emperyalizm gerçeği solun gündeminden çıkmıştır. Bırakalım pratik tavır almayı, söylemde dahi emperyalizm karşıtlığı, anti-emperyalizm olgusu kalmamıştır. Sol bu noktada İslamcı hareketlerin de gerisine düş-müştür. Kürt milliyetçiliği nezdinde emperyalizmle uzlaşmak, emperyalizmin ilerici olduğu demagojisi meşru hale getirilmiştir. Sol buna da sessiz ve seyirci kalmıştır.

Oligarşinin saldırılarına karşı meşru, militan mücadele yerine; meşruluk düzenin yasalarında, icazetinde, Avrupa emperyalizminde aranmıştır. Kendi gücüne, halka güvenmeyenler güveni, gücü kendi dışındaki güçlere yaslanmakta aramışlardır.

Solun hemen hemen bütünü bugün AKP’yi birincil tehlike olarak gördüklerini, ona karşı mücadele ettiklerini söylemektedir. Ancak bu söylem tutarsız ve boştur. AKP politikaları emperyalizmin politikalarıdır. AKP’nin politikalarından rahatsızlık duymak bu anlamda AKP’yi gerçekten karşısına almak demek, düzeni karşısına almak demektir. Ancak başta Kürt milliyetçileri olmak üzere ona yedeklenmiş sol ile reformist sol açısından düzen dışılık, anti-emperyalistlik ve böyle bir iddia sözkonusu değildir. Bu kesimler açısından AKP karşıtlığı çok büyük oranda düzenin sınırları içindeki bir karşıtlıktır. Tersini iddia etmek halkı aldatmaktır.

Emperyalizm ve oligarşi çok açık biçimde, göstere göstere Kürt milliyetçi hareketini tasfiye ediyor. Adına “çözüm süreci” dedikleri tasfiye politikası sol adına, ilericilik adına, devrimcilik adına savunuluyor. Dahası bu politikanın, bu oyunun aracı haline geliniyor. Daha yakın süreçte oligarşinin saldırıları karşısında savaşan, şehitler veren, bedeller ödeyen MLKP’nin, TKP/ML’nin tutumu ibret vericidir.

Yasal particilik, parlamenter mücadele “uygun koşullarda, temel mücadeleye hizmet edecek tarzda” kullanılabilecek bir mücadele biçimi olmaktan çıkıp düzene sığınmanın ifadesi haline gelmiştir. Solun belli kesimleri açısından silahlı mücadele, illegal örgütlenme yani düzendışılık korkulan, ürkülen, hatta saldırılan değer ve biçimler haline gelmiştir.

Devrim iddiası, iktidar perspektifi kalmamıştır. Sonuç, devrimden ve halktan uzaklaşmış bir sol gerçeğidir. Oligarşi, düzeniçi güçler bu sol nezdinde solla, solun değerleriyle oynar hale gelmiştir.

Silahlı savaş geliştikçe soldaki saflaşmanın değişeceği, yeni saflaşmaların oluşacağı ve solun sol olarak hak ettiği yere geleceği açıktır. Bu noktada hiç kuşkusuz belirleyici olan silahlı savaşın, iktidar mücadelesinin büyütülmesi ve halkın örgütlenmesidir.

(Sürecek)

 

Düzenin dışına çıkan devrimci solu ise tecrit politikasıyla teslim almak oligarşinin temel politikasıydı. Tecrit saldırısı F Tipleri ile sınırlı bir saldırı değildi. Tecrit saldırısı devrimcileri “terörizm” demagojisiyle yalnızlaştırmak ve katliamlarla teslim almaktı. Direnme hakkını yok etmekti. Devrimciliğin, devrimin meşruluğunu ortadan kaldırmaktı. Kısacası düzenin önünü düzlemekti.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.