Örnek Resim

Anasayfa > EMEKÇİLERDEN > 1. İşçi Kurultayı Sonuç Bildirgesi

1. İşçi Kurultayı Sonuç Bildirgesi
Son Güncellenme : 14 Haz 2015 14:38

Devrimci İşçi Hareketi İşçi Kurultayı Yapıldı
1. İşçi Kurultayı Sonuç Bildirgesi

İŞÇİ MECLİSLERİNDE ÖRGÜTLENELİM

13 yıllık AKP iktidarında 15 bin işçi katledildi!
Patron sendikacılığını yıkacağız!
Taşeronluk köleliktir, tarihe gömeceğiz!
Haklarımızı almak için örgütlenelim, örgütlenmek için İşçi Komiteleri ve İşçi Meclislerinde birleşelim!
***
23 – 24 Mayıs 2015 tarihlerinde İstanbul Gazi Mahallesi Hasan Ferit Gedik Uyuşturucu İle Savaş ve Kurtuluş Merkezi’nde düzenlenen 1. İşçi Kurultayı’nda esas olarak işçi sınıfının örgütlenme durumu tartışılmıştır.
Çeşitli işçi direnişlerinden temsilcilerin, demokratik kitle örgütü temsilcilerinin, Devrimci İşçi Hareketi’nin katıldığı kurultayda Türkiye işçi sınıfının bugünkü durumu, sorunları, örgütlenme durumu ayrıntılı tartışılmıştır. Yapılan tartışmalarda aşağıdaki tespitler yapılmış, çözüm önerileri sunulmuştur.
1- Türkiye’deki sendikal mücadele işçi sınıfının değil, iktidarın ve patronların hizmetindedir. HAK–İŞ Konfederasyonu AKP’nin sendikası, TÜRK-İŞ ise kuruluşundan beri devlet sendikası olarak işlevini sürdürmektedir.
Adında devrimci sıfatı bulunan DİSK ise devrimci düşmanlığı yapmaktan başka bir şey yapmaz hale gelmiştir. DİSK yönetim ve başkanlığı CHP’de milletvekili olmak için sıçrama tahtası olarak görülür hale gelmiştir. Kısacası DİSK de TÜRK-İŞ’leşmiştir. CHP’nin arka bahçesi olmuş, patron sendikacılığının yolunu tutmuştur.
2- Şu anki DİSK yönetimi pratiğiyle literatüre PATRON SENDİKACILIĞI tanımını kazandırdı. Yani sol söylemleri kullanıp, mangalda kül bırakmayıp patronun çıkarlarını korumak için, canla başla çalışan sendikacılara patron sendikacısı diyoruz. Ki, adı devrimci olan DİSK’in şu anki yönetimi işçiler tarafından en çok protesto edilen yönetimdir. Bu yöneticilerin zamanında işçiler; sendikalarına karşı sendika binası işgali, açlık grevi gibi eylemleri defalarca yapmışlardır. Bu rezillik DİSK yönetimine aittir.
3- İşçilerin yaşadıkları en büyük sorun can güvenliklerinin olmamasıdır. İş güvenliği önlemleri ve işçi sağlığı önlemleri patronlar açısından maliyeti arttıran, karı düşüren yatırımlar olarak görülmektedir. Patronların bu kaygılarını elbette iktidarlar da anlamakta ve patronların karlarının düşmemesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Soma’da maden katliamı olup 301 işçi katledildikten sonra bile AKP iktidarı yaşam odalarının maliyeti arttırdığını savunarak yasalaşmasını engellemiştir. Ya da Tuzla’da tersanelerde işçiler deneme amaçlı denize bırakılan sandallarda manken olarak kullanılmış ve ölmüşlerdir. Ne de olsa işçi mankenden daha ucuzdur. Ve hesap soran bir yargı da yoktur. Artık televizyonlarda iş kazalarının işçilerin dikkatsizliğinden kaynaklandığına dair kamu spotları yayınlanmaya başlanmıştır. Hükümet tarafından hazırlanan kamu spotlarındaki mesaj çok açıktır; “iş kazalarının nedeni işçilerin eğitimsizliği, dikkatsizliğidir, patronların hiç sorumluluğu yoktur.” Bu kamu spotları ile halkla, işçilerle alay edilmekte, sahtekarlıkları ört bas edilmeye çalışılmaktadır.
İşçi katliamlarına karşı duyarlılık ve sahiplenme açığa çıkarılmalıdır. Bu konuda reflekslerimiz hızlı olmalı, ölen ve sakat kalan işçilerin gerek hukuki anlamda davaları ele alınmalı, gerekse de ölen işçilerin ailelerine sahip çıkılmalıdır.
İşçi katliamlarına karşı ADALET MÜCADELESİ esas alınmalı, işçi katliamlarının gerçek sorumlularından hesap sorulmalı ve bu mücadele sürekli olmalıdır.
4- İşçilerin diğer bir sorunu örgütsüzlüktür. İşçiler artık yasal kurumlarda bile örgütlenememektedir. Sendika üyesi olmak, işten atılmak için yeterlidir. Sendikalar tabanlarını yitirmiş, toplu sözleşme dahi yapamayan tabela sendikası haline gelmiştir. İşçilere gidip fabrikalarda örgütlenme yapmak yerine patronlarla anlaşarak işçileri üye yapmaktadırlar. Sonuç olarak; işçi sınıfının mücadelesini vermesi gereken sendikalar patronların çıkarları için çalışan sendikalara dönüşmüştür.
5- İşçiler eğitimsizdir. Sınıf bilincinden yoksundur. Sendikalar ya da diğer örgütler işçileri eğitme konusunda ısrarlı, etkili programlar yapmamaktadır. Sendikalar tarafından tatil bölgelerinde yapılan eğitim kampları sendika yöneticilerinin aileleriyle birlikte tatil yapmalarının sağlandığı arpalık haline gelmiştir. Eğitimsiz işçi sınıfı dost ve düşmanını ayıramamaktadır. Hak arama yollarını bilmemektedir. Hatta yasal haklarını bile bilmemektedir. Bugün çoğu fabrikada işçiler haftalık çalışma süresinin 60 saat olduğunu, bunu aşan sürenin fazla mesaiye girdiğini sanmaktadır. Oysa haftalık yasal çalışma süresi 45 saattir.
6- İşçi sınıfına yapılan saldırıların en büyüklerinden biri taşeronlaştırmadır. Taşeronlaşma ile işçiler örgütsüzleştirilmiş, ücretler düşmüş, çalışma süreleri artmış, işsizlik artmıştır. Taşeronlaşma ile kazanan patronlar olmuştur.
7- Bir başka saldırı ise özelleştirmedir. Halkın malı olarak kabul edilebilecek kamu kurum ve kuruluşları adeta yok fiyatına tekellere satılmış, kamu hizmetleri özelleştirilmiştir. Özelleştirme ile işsizlik beraber gitmektedir. Özelleştirilen kurumlarda ilk yapılan şeyler işten atmalar ve ücretleri düşürmektir.
8-  İşçilerin yaşadıkları sorunlardan bir diğeri dayanışma ve paylaşmanın olmamasıdır. İşçiler adeta hücrelere hapsedilmiştir. Bir direnişteki işçiler başka direnişlerle dayanışma göstermemekte, ya da bir direnişteki işçilere diğer işçiler dayanışma göstermemektedir. Yani direnişteki işçilerle dayanışmayıp kendi kabuğuna çekilen işçiler sıranın kendilerine gelmesini beklemektedirler. Oysa bu saldırıların önündeki en büyük barikat işçilerin dayanışmasıdır. Devrimci İşçi Hareketi tüm direnişleri kendi direnişi olarak görür ve direnişlerin zaferi için en geniş halk kitlelerinin dayanışmasını örgütler.
9- Yukarıda saydığımız sorunların tamamı hemen herkes tarafından dile getirilmektedir. Ancak çözüm yolları konusunda farklı öneriler sunulmaktadır. Bazıları mahkemelere havale etmekte, bazıları meclise havale etmekte, bazıları çeşitli partilere havale etmekte, başka bazıları da sendikaları çözüm olarak göstermektedir. Ancak bunların tamamının işçilerin sorunlarını çözmeyeceği, çözmediği onlarca kez tekrarlanan pratiklerle kanıtlanmıştır.
Bu nedenle biz Devrimci İşçi Hareketi olarak işçilere İşçi Meclislerinde örgütlenmeyi öneriyoruz. Fabrikalarda, atölyelerde, inşaatlarda ve benzeri işçilerin olduğu her türlü işyerlerinde kurulabilecek meclisler işçilerin meşru örgütleridir. İşçilerin kendi sorunlarına kendilerinin sahip çıkmasının, sorunlarını kendilerinin çözmesinin biricik aracı meclislerdir. Meclislerde işçiler eşittir. Demokratik merkeziyetçilik esasına göre çalışacak meclislerde her işçinin konuşma hakkı, eşit oy hakkı vardır. Kararlar alınana kadar işçilerin tümü konuşur, düşüncelerini açıklar. İşçiler arasında oy verdiği partiye göre, siyasi düşüncesine göre, milliyetine veya dini inanışına göre ayırım yapılmaz. Fakat karar alındıktan sonra herkes alınan kararı uygulamak için çalışır. Bu konuda en büyük sorumluluk Devrimci İşçi Hareketi’nindir.
İşçiler için meşru temelde mücadele etmekten başka yol kalmamıştır. Lastik işkolunda, havayollarında grevler milli güvenlik gerekçesiyle ertelenmiştir. AKP yasal grev hakkını fiilen gasp etmektedir. Meşru direnme çizgisinde bedel ödemeyi göze alamayanlar yasal grev hakkını da kullanamaz… Metal işçilerinin fiili grevi anayasal hak olan grev hakkını kullanamayan sendikalara örnektir…
Meşruluk temelinde mücadeleyi örgütleme göreviyle yükümlü olan devrimciler, Devrimci İşçi Hareketi işçilerin meşru mücadelesini örgütlemelidir. KAZOVA direnişinde de görüldüğü üzere süreç artık işgallerle yürüyecektir. Bugün de TOFAŞ, RENAULT fabrikalarındaki işgaller işçilere çözüm yolunu göstermektedir.
-DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ tüm işçi direnişlerini örgütleme, destekleme sorumluluğunu daha etkin hayata geçirmelidir.
-DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ işçileri meclislerde örgütleyip bilinç kazandıracak, öğrenecek ve öğretecektir.
– DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ işçilerin mücadelesini yasallık sınırlarına hapsetmeden meşruluk temelinde ele alır. İşçilerin meşruluğunun temeli haklılıklarıdır. Patronlar tarafından kendilerinden çalınanları almak için mücadele etmektedirler.
– DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ bir yandan işçi direnişlerini örgütlerken aynı zamanda işçileri de örgütleyecektir. İşçilere, kazanmanın yol ve yöntemlerini fiili mücadelesiyle gösterecektir.
-DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ işçi direnişlerini, işçi sınıfının mücadelesinin halkın diğer kesimlerinden ayrı olmadığını bilerek işçi direnişlerini ele alır.
İŞÇİ MECLİSLERİNDE BİRLEŞELİM, ÖRGÜTLENELİM,    KAZANALIM!


Hoş Geldin Dünyamıza, Kavgamıza!
Gözlerin Şafak’ça, Gülüşün Hep Bahtiyar Olsun!

Direnen Nefa Tekstil işçisi Erkan Munar arkadaşımızın 1 Haziran’da bir erkek çocuğu dünyaya gelmiştir. Nazlı ablamıza ve Erkan abimize gözleri aydın, Bahtiyar bebeğimize aramıza, kavgamıza hoş geldin diyoruz. Bakışların Şafak gibi, saçların alev alev Elif’çe ve gülüşün hep Bahtiyar olsun.
Kuruçeşme
Devrimci İşçi Hareketi

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.