Örnek Resim

Anasayfa > DÜNYADAN > Avrupa’daki BİZ

Avrupa’daki BİZ
Son Güncellenme : 14 Haz 2015 12:57

Vatanını Kendi Kaderine Terk Edenler, Vatansever Olamaz!
VATAN BİR İNSANIN BÜTÜN BENLİĞİDİR! -2-

DÜNYADAKİ BÜTÜN HALKLARIN KÜLTÜRLERİ ZENGİNDİR, GÜZELDİR! KAPİTALİZM BU KÜLTÜRLERİ YOK ETMİŞTİR!
Anadolu kültürü çok zengindir bu doğru. Bu topraklarda yaşadığımız için ülkenin insanları olduğumuz için biz biraz şanslıyız. Çünkü çok fazla kültür, dil, din, tarih geçmiştir ve bu da Anadolu’yu çok zenginleştirmiştir. Her köşesinde başka değerler yatmaktadır.
Ve bizim Anadolu kültürünü savunmamız, o kültürün hala yaşamasındandır. Yani Avrupa ülkelerinde yok olan bu halk kültürleri bizim ülkemizde hala yaşamakta. Duyarsınız anne babalarımızdan bizim zamanımızda şöyleydi, böyleydi, insanlar birbirine güvenirdi, dostluk farklıydı diye. Evet tabii ki eskiye göre yozlaşma çoktur. Ama yine de kapitalist ülkelerdeki gibi değildir.

Avrupa’da Yaşayan Gençliğimiz, Gerçek Bizim Tarihimizi Bildiğinde, Bu Tarihi  Savunabilecek Cüreti                     Kendinde Gördüğünde  İşte O Zaman O Vatana  Sahip Çıkacaktır!
Avrupa’da yaşayan gençlerimiz vatansever olarak tanımlar en genel anlamda kendini. Türk bayrağını takar,  Osmanlı’yız diye övünür. Paylaşım kültürü vs. Bunları yaşatıyor hala.
Osmanlı’ya sarılması başka bir tarih bilmemesindendir.
Unutmayın bir vatan üzerinde kendine yakışmayanı da barındırır. Yani onun üzerinde yaşamış ve doğru olmayan insanlar da yaşar. Katiller, onursuzlar, hırsızlar, ülkesini satanlar. Önemli olan onları tanımak ve onların adlarını koymaktır.
Osmanlı güçlü olduğu için  sever gençlerimiz onu. Ama bilmez ki nasıl güçlenmiştir. Tabii ki Osmanlı tarihi boyunca, diğer Avrupa’daki imparatorluklar, yani Osmanlı’nın savaştığı imparatorluklar Osmanlı’dan ileri bir konumda değildi. Hepsi halkları sömüren yok eden durumdaydı.
Bizim gençlerimiz işte o koskoca olarak bildikleri Osmanlı’ya karşı başkaldıranları tanımalıdır. Bedreddinleri, Seyit Rıza’yı, Atçalı Kel Memet Efeleri tanımalıdır.
Evet benim topraklarımda bunlar da barındı ama böyle onurlu kahramanlar da vardı diyebilmeli. Ve şu an bizim yaşadığımız kültür Osmanlı’nın değil direnen Anadolu halklarının kültürüdür.

Emperyalistler  Güçlü Değildir!   Unutmayın…   Biz, Onları  Dört Köşeden Yenmiş Bir Halkın Çocuklarıyız!
Duyarız o Almanya ekonomik olarak güçlü, güçlü silahları var. Fransızlar çok güçlü ne silah üretiyorlar be. Ya da Amerika.
Ancak onların gücü, silahları, direnen halkların gücü karşısında bir işe yaramaz.

Emperyalistlerin  Güçsüzlüğünü   9 Mayıs Zaferiyle Sosyalistler Kanıtlamıştır!
1941-1945 yılı arasında Almanya faşizmi tekeller adına Avrupa’da bir çok ülkeyi işgal etmiş ve teslim almıştır. Ama Sovyetler Birliği’ni geçememiştir. Ki, Sovyetler Birliği bu ülkelerin hepsine ordularını göndermiş ve Avrupa halkı için de mücadele etmiştir. 4 yıl verilen savaşta, sadece Sovyetler Birliği 24 milyon şehit vermiş, toplam 54 milyon insan yaşamını yitirmiştir.
Sovyetler Birliği bu savaşta kendi silahlarını üretmiştir. Sosyalist yeni insanın üretemeyeceği hiçbir şey yoktur. Kapitalizmin hala var olduğu bir dünyada sosyalist bir ülke tabii ki çok daha güçlü ve donanımlı olmalıydı ve Sovyetler Birliği ülkesini askeri olarak da geliştirdi. Ama en önemlisi vatanı için değerleri için uğrunda ölebilecek savaşabilecek milyonlarca insan yarattı.
Bu halk kendi yarattığı emeğiyle kurduğu bu ülkeyi bu değerleri yok ettirmeyecekti. Direndi. Çünkü biliyordu ki sosyalizmden başka onlara değer verebilecek insan gibi yaşabilecekleri bir sistem yoktu. Ve onu korudular, 24 milyon şehit pahasına korudular.
İşte gençliğimiz bu gücü görmeli. Kapitalizmin kağıttan kaplan olduğunu unutmayın. Tabii düşmanını küçümsemeyeceksin ama bunu da unutmayacaksın. Sosyalist bir bilinçle kuşanmış insanların çözemeyeceği sorun yoktur.

Gerçek Vatanseverler Sosyalistlerdir!  Kapitalizmin Karşısında Ancak Sosyalistler  Dikilebilir!  Ancak Sosyalistler  Vatanımızın Değerlerine Sahip Çıkabilir!
Evet Anadolu kültürü güçlü değerlere sahiptir. Ama Anadolu kültürü bizim gençliğimize yetmemeli. Ki bu kültüre sahip çıkabilmek içinde sosyalist olmaktan başka bir çare yoktur. Bu düzende bu kültüre sahip çıkmak artık mümkün olmaz hale gelmiştir.

Eğer Ülkenizi, Vatanınızı Seviyorsanız O Ülke İçin Mücadele Etmelisiniz!
Naziler evlerimizi yaktığında ülkemize geri dönmek, konuşulur aileler arasında. Neden? Orası bizim vatanımızdır, dönebileceğimiz bir yer. Doyacağın yeri değiştirebilirsin ama vatanını değiştiremezsin değil mi.
Ama vatanına sahip çıkmadan onun için hiçbir şey yapmadan, onu kendi kaderine terk ederek onu seviyorum onun kültürünü taşıyorum demek doğru mu? Bu kadar basit mi olmalı?
Vatanı sevmek; onun canını acıtan herşeye karşı mücadele edebilmektir aynı zamanda.

Vatanı Sevmek Şafak Olabilmektir, Elif ve Bahtiyar Olmaktır!
Sevmekse işte sevmek budur. Vatanı sevmek, onun üzerindeki her canlıyı sevmektir aynı zamanda. İnsanını sevmektir ilk önce. Ve o insanlar için ölebilmektir, asıl olan sevgi gerçek ve pürüzsüz olan sevgi budur.
Azı çoğu yok ya seveceksin ya da sevmeyeceksin bu kadar net bir çizgidir bu.
Uğrunda savaşabileceğimiz çok güzel bir vatanımız var bizim. Üzerinde yaşayabileceğimiz güzel bir coğrafyası olan, çok değerli bir tarihi ve kültürü olan. O zaman o vatana pislik bulaştırmalarına izin vermemelidir Avrupada yaşayan gençliğimiz de. Unutmayın sizin her şeyinizi şekillendiren o vatanın tarihi, kültürü ve değerleridir!

*

Yaşasın Direniş, Yaşasın Zafer!
Gülaferit Ünsal süresiz açlık grevini zaferle sonuçlandırdı. Gülaferit, 6 Nisan’da başlattığı süresiz açlık grevini 29 Mayıs akşamı, taleplerinin kabul edilmesi sonucu  zaferle bitirdi.
Direnişin kazanımları, Av. J.Olbermann, Berlin Yeşiller Partisi Milletvekili Canan Bayram ve Berlin Kadın Tutuklu Hapishaneleri Genel Müdürü M. Blümel’nın katıldığı toplantı sonucu protokol altına alındı.
54 gün süren açlık grevi sonucu 51 kiloya düşen Gülaferit Ünsal, sağlık durumunun iyi olduğunu, önemli olanın direniş ve zafer olduğunu söyledi.
30.05.2015 tarihli mektubunda direnişin son güne kadar provokasyon ile kırılmaya çalışıldığını anlatan Gülaferit şunları yazmış: “Açlık grevi boyunca 16 gün gazetelerimi alamadım. 3 provokasyon daha yaşadım. 54. gün de dahil olmak üzere her gün, bazen hücreme getirilerek yemek isteyip istemediğim soruldu. Hapishane yönetimi tarafından açlık grevim tamamiyle görmezden gelindi, yok sayıldı.
Son provokasyon, 2 ay önce Türkçe gazetelerimi almak için dilekçe vermemi isteyen gardiyan tarafından, açlık grevinin 53. günü (28 Mayıs) saat 15.00’de, kapılar açıldığında yaşandı.
Postayı sorduğumda, gardiyan gelmediğini söyledi. Ben de geldiğini ve istediğimi söyledim. Gazetelerimi isteme kararlılığım sonucunda beni hücreye kapatmak istedi. Buna itiraz etmem üzerine, hücre kapısını üzerime kapatarak, zorla hücreye sokmaya çalıştı. Beni kapı arasına çok kötü sıkıştırdı. Karın boşluğumda ağrı oluştu. Bütün gücümü kullanarak koridora çıkmayı başardım…
1 saat boyunca koridorda bekledim. Gazetelerimin verilmesiyle tekrar su ve şeker almaya başladım.
Direnişimiz karşısında tecrit, ceza, saldırı, provokasyon ve komplolar etkili olamaz. İnsan iradesi ve kararlılığı en büyük güçtür.
Saldırılar, yalnızca kapitalizme ve faşizme karşı nefretimizi büyütür.
Avrupa hapishanelerinden onurumuzla ve başımız dik çıkacağız.
Benimle dayanışma için 13 Mayıs’tan beri süresiz açlık grevi yapan Muzaffer Doğan, Yusuf Taş, Özgür Aslan ve Sonnur Demiray’a, ayrıca destek açlık grevleri yapan Özkan Güzel ve Ahmet D. Yüksel’e, dışarıda dayanışma açlık grevleri ve eylemler yapan herkese,
Açlık grevinin en başından beri beni yalnız bırakmayan, dayanışma içinde olan bütün Alman dostlarıma,
Sesimi dışarıya taşıyan, bu mücadeleye gönülden destek olan tüm arkadaşlarıma, dostlarıma sonsuz teşekkür ediyorum.
Direnişi birlikte kazandık.
Sizleri çok seviyorum. Selamlarımı gönderiyorum.
Hepinizi, Özkan Güzel’in Süresiz Açlık Grevi’ne destek vermeye ve direnişi Özkan için büyütmeye çağırıyorum.”
Gülaferit Ünsal

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.