Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Bilgi güçtür: 10 Soruda Adalet

Bilgi güçtür: 10 Soruda Adalet
Son Güncellenme : 21 Haz 2015 19:21

1- Adalet nedir?
Adalet; hakkaniyet, eşitlik, doğruluk, dürüstlük, vicdanlı olmak, hakkı gözetmektir.
Adaletsizlik sınıflı toplumlarda, sömürüyle ortaya çıkmıştır ve beraberinde adalet kavramını, adalet duygusunu ve isteğini ortaya çıkarmıştır.
Toplumda tek bir adalet anlayışı olmadığından, bir toplumu oluşturan sınıfların herbirinin kendi adalet anlayışı vardır: Ezen sınıfın “adalet”i ve ezilen sınıfın adaleti.
Adaleti sınıflar üstü, sınıflardan bağımsız gibi göstermeye çalışanlar, sömürünün yol açtığı adaletsizliğin asıl kaynağını ve suçluları belirsizleştirmeye çalışanlardır. Adalet gerçeğin en çıplak halidir.

2- Halkın adaleti nedir?
Halkın adaleti; burjuvazinin, oligarşinin adaletsizliği karşısında, emekçi-yoksul halkın çıkarlarını koruyan, hakkaniyetli, milyonların vicdanında ve gözünde meşru, düzenin adaletine alternatif, devrimci bir adalet anlayışıdır. Yeni ve daha ileri bir adalet anlayışıdır.
Örneğin, kapitalizmin adalet anlayışına göre “kar”, “kazanç” adı altındaki sömürü meşrudur, emeğinin karşılığını isteyen emekçilerin istek ve taleplerini “suç” olarak göstermektedir. Halkın adaletine göre ise sömürü suç, emeğin karşılığını istemek haktır. Fuhuş bu düzenin hukukuna göre “meşru” olarak gösterilir, vergi alınır ama halkın adalet anlayışında fuhuş halkı yozlaştıran, değerleri yok eden bir ahlaksızlıktır, meşru değildir, suçtur.

3- Hukuk nedir?
Hukuk tüm sınıflı toplumlarda iktidarı elinde tutan egemen sınıfların çıkarlarını, düzenlerini meşrulaştırmaya yarayan kurallar bütünüdür. Bu kuralları yasa, yönetmelik, tüzük vb. biçimlerde uygulayan ise yargı sistemidir. Faşizmin örtü olarak kullandığı hukuk ve yargı sistemini “Adalet Sarayları”nda savcılar, hakimler hayata geçirmektedirler. “Sivil” bir görüntüyle ama faşizmin şiddet ve terörünü en üst boyutta uygulayan, kendi yazılı hukuklarını dahi çiğneyerek, yok sayarak, çıkarları nasıl gerektiriyorsa ona göre biçimlendirenlerdir bunlar.
Faşist iktidarların sürekli olarak başvurdukları aldatmacalardan biri “yaptığımız yasal” sözleridir. Zulümlerini meşrulaştırmak için, “bu yasa dışıdır”, “hukuki değil” yalanlarını kullanırlar. Her şeyin yasal, hukuki vb. olması adaletli olduğu anlamına gelmez. Adaletsizliğin kılıfıdır yasa-hukuk.

4- Yasalar ve mahkemeler adaleti sağlayabilir mi?
Bertolt Brecht “Adaleti de ekmeği yapanlar yapmalıdır. Çünkü halkın ekmeğidir adalet” demiştir.
Faşizmin bir yönetim biçimi olduğu Türkiye gibi yeni-sömürge ülkelerde de (kapitalist ülkelerde olduğu gibi) yasaları halk yapmamıştır. Halkın içinde yer aldığı tek bir anayasa-kanun maddesi yoktur. Emperyalizmin ihtiyaçlarına göre sürekli olarak “yargı”, “demokrasi”, “yasa” paketleri hazırlanmıştır.
Devletin anayasası ve hukuk sistemi azınlıktaki bir avuç zengin sınıfın çıkarı için vardır. Böyle bir durumda mahkemelerden adaletli kararlar asla çıkmamıştır, çıkamaz. Herhangi bir mahkemeden halkın yararına çıkacak herhangi bir karar faşizmin kurumlarından biri tarafından “bozulur” değiştirilir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, HSYK, MGK… Hepsi adaletsizliği “hukuk” kılıfı ile uygulatan faşist örgütlenmelerdir.

5- Türkiye’de adalet var mı?
Savcı ve hakimlerin verdiği tüm kararların sonucunda “Adalet yok” diyoruz. Faşist iktidarlarda hiçbir zaman bu mahkeme kararları neticesinde “adalet sağlandı”, “adalet yerini buldu” dememektedir. Halkın haklı isyanları karşısında, adaletsizliği gizlemek için “Bağımsız Yargı Kararı”, “Her şey yasaya uygun”, “hukuk bunu emrediyor” açıklamaları yapmakta ama adaletin yerini bulduğunu iddia edememektedirler.
Burjuva gazete ve televizyonlarına yansıyan, halkın gündemine giren tüm olaylar incelendiğinde bırakalım adalet, “bu ülkede hukuk, yasa yok mu” haykırışları yükseliyor adliye koridorlarından.
İşkence, infaz, katliam, iş cinayetleri ve her türlü ölümlü, yaralamalı dava ve olaylarda birinci dereceden sorumlunun devlet ve görevlisi olduğunda, savcılar “kovuşturmaya yer yok”, “yeterli delil bulunamadı” kararları ile dosyayı kapatırlar hızla. Berkin Elvan’ın soruşturma dosyasında olduğu gibi tüm savcılar, katil polislerin ortaya çıkmaması için ellerinden gelen tüm hünerlerini sergilemişlerdir.

6- Adalet istemek ve  adalet beklemek nedir?
Berkin Elvan’ın katillerinin bu düzenin hukukuna göre yargılanması için dilekçelerden suç duyurularına, bildiri, afiş, pankartlara, yürüyüş, basın açıklaması, feda eylemlerine kadar 650 günü aşan “Adalet İstiyoruz” eylemleri yaptık. Çünkü adaletin beklenmeyeceğini, adalet beklemenin katillerden icazet beklemek olduğunu biliyorduk. “Adalet istemek, hesap sormaktır, katillerin cezalandırılmasını sağlamaktır, bedel ödemek ve bedel ödetmektir” dedik defalarca.
Yürüyüş dergisi satarken sırtından polisin kurşunladığı Ferhat Gerçek için istedik adaleti. Ferhat’ı vuranların yargılanması için yapılan eylemler ve Engin Çeber’i katledenlerin yargılanması için yapılan yüzlerce eylem, verilen şehitler adalet istemenin en ileri pratiğidir. Yüzlerce eylemimizden bir kaç tanesidir.
Adalet beklentisiyle yapılan ve iktidarlara manevra alanı sağlayacak şekilde yapılan eylemlerin olduğu davalar sonucunda, devlet önünde sonunda kendi katillerini aklayıp dosyayı kapatmıştır. Ama adalet istediğimiz, adaletin yerini bulması için binlerce yol yöntemle mücadele ettiğimiz katliam davaları, halklarımızın hafızasına kazınmıştır.

7- İntikam ve adalet farklı kavramlar mıdır?
İntikam, öç almadır. Yapılan kötülüğe karşılık vermektir. İntikam duygusuyla hareket edenlerin içinde bulundukları toplum, etkilendikleri ideoloji ve kültürle bağlantılı olarak, eylemleri adil-adaletli sonuçlar doğurmayabilir. Ama sosyalist ideolojiyle hareket eden kişi ve örgütlerin intikamı adaletsiz olamaz.
Halkın adaleti, içinde intikamı, kini, öç almayı barındırmakla birlikte kötülük yapanın dışında hiç kimsenin zarar görmemesini hedefler. Haklılığı, meşruluğu temel aldığından milyonların ortak duygusu olarak ete-kemiğe bürünür.
Burjuvazinin ve burjuva ideolojisinden etkilenenlerin adalet anlayışı tam tersidir. Burjuvazi kendi “adalet” anlayışını uygularken hiçbir ayrım gözetmez, yakar, yıkar, terör estirir. Örneğin, emperyalizmin büyütüp beslediği IŞİD vb. çetelerin, kontrgerilla örgütlenmelerinin katliamlarında, eylemlerinde adaletin zerresi yoktur.
İntikam ve adalet birbirini tamamlayan kavramlardır. İçinde intikam, sınıf kini olmayan adalet yoktur. “İntikamcı olmayalım, hukuk yoluyla sorunu çözelim” çağrıları yapanlar, “intikam kötüdür” diyenler, halkın adaletinin karşısında yer alıp burjuva “adaleti”nin yanında saf tutanlardır ve vicdanlarını kapitalizmin yoz düzenine teslim edenlerdir.
Bir işkenceciye karşı intikam duygusu beslemeyen bir insan adalet duygusunu da yitirmiş, yozlaşmıştır.

8- Adaleti nasıl  sağlayacağız?
Adalet eylemlerimiz sadece misilleme yapmayı, hesap sormayı içermez. Bu yanıyla da yalnızca silahlı birliklerin ve savaşçılarının işi değildir.
Adaletin yerine getirilme süreci halkın hesap sormayı ve halkın kendi iktidarını nasıl kuracağının öğrenildiği süreci de kapsar. Halkın en kitlesel bir şekilde katılmadığı, halk kitlelerine eylemin amacının anlatılmadığı adalet eylemlerinin etkisi sınırlı kalır.
Tarihimiz adalet eylemlerinin pratik dersleriyle doludur. En dar cezalandırma eylemlerinden en geniş kitlesel eylemlere kadar adaletimiz halk tarafından sempatiyle karşılanmış, şüphe duyulmamıştır. Deniz Gezmişler’in idamına onay veren dönemin başbakanı Nihat Erimler, faşist katliamların örgütleyicisi bakan Gün Sazak’lar, Hiram Abas’lar, Engin Çeber’in, Berkin Elvan’ın ve daha pek çok yoldaşımızın katlinden, işkence görmesinden sorumlu kişi-kurumlara kadar yüzlerce adalet eylemi örneği vardır. Uyuşturucu-fuhuş-kumara karşı örgütlediğimiz eylemlerdeki hassaslığımız adaletimizin en somut halidir.
Temel olan, bir halk düşmanının hakkında halkın karar alıp o kararı uygulayabilmesini sağlayabilmektir. Bunu gerçekleştirecek olan da halk komiteleri, halk meclisleri ve halk milisleridir.

9- Adaletsizliğin kaynağı nedir?
Adaletsizliği üreten-yaratan ve adaletin yerini bulmasını engelleyen en genel olarak kapitalist düzendir. Emperyalizm ve oligarşidir.
Türkiye’de 30 milyona yakın insanımıza “sosyal yardım” adı altında AKP iktidarı sadaka dağıtıyor. İşsizlik en üst noktaya çıkmış durumda. Dünya zengin listelerine AKP’nin büyüttüğü zenginlerin adları ekleniyor. Madenlerde onlarca-yüzlerce madenci katlediliyor. Mahkemelerden patronları cezalandıran kararlar çıkmıyor. Hırsızların, soyguncuların, katillerin korumasını yapmaktadır polis, MİT, ordu, mahkemeler. Halk çocukları bir bir katlediliyor. Bu düzenin her kurumundan, her yerinden adaletsizlik boy veriyor. Çünkü kapitalist düzen, tüm sömürüye dayalı düzenler gibi en temelde adaletsizlik üzerine oturur, özünde adaletsizlik sistemin ekonomik-sosyal-siyasal her alanına yansır, düzenin tüm eylemlerine mayasını verir.

10- Adaletsizlik ne zaman son bulacak?
Adaletsizliğin kaynağı kurutulmadan, o çarklar paramparça edilmeden adalet tam anlamıyla yerine getirilemeyecektir.
Bağımsız, demokratik, sosyalist Türkiye’yi kurma mücadelemiz adaletsizliği yok etme mücadelemizdir.
Zulmün, sömürünün, emperyalizme bağımlılığın son bulduğu bir ülkede adaletsizlik de son bulacaktır.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.