Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Kürdistan’da Tek Yol Devrim

Kürdistan’da Tek Yol Devrim
Son Güncellenme : 21 Haz 2015 20:10

Kürt Halkı Daha Çok Silahlanacak ve Teslim Olmayacak!

Geçen hafta dergimizin bu köşesinde HDP’ye yönelik saldırıları ve HDP’nin buna karşı tavrını yazmıştık… Tekrar ediyoruz oligarşinin HDP’ye yönelik saldırıları bitmedi ve bitmeyecek… Seçimlerden sonra da devam etti saldırılar. Bu kez İslamcı İhya-Der başkanının öldürülmesinin hemen arkasından üç HDP’li katledildi… Ölen İslamcı konusunda PKK’liler kendi eylemleri olmadığını açıkladılar…
Evet, PKK eylemi değil, o halde devletin bir provokasyonu…
Yani devlet HDP’ye saldırı zemini oluşturmak, HDP’lileri katletmek için provokasyonlar düzenliyor… Ve kontrgerillanın has evlatları olan İslamcı çeteler, şehrin göbeğinde elde silah polisin gölgesi altında HDP’lileri katlediyor… Ne hesap soran var ne de başka bir şey. Tersine AKP, HDP’yi ve PKK’yi suçluyor.
Miting sırasında patlatılan bombalamaları Hizbullah veya yeni devamcıları niteliğindeki IŞİD’çilerin yerleştirdiği ortaya çıktı… Bu devletin yerleştirdiği anlamına gelir. Kürt halkı bu tür saldırılara yabancı değildir. Geçmişte Hizbullah’ın Kürdistan’da gerçekleştirdiği kontrgerilla katliamları hala hafızalardadır… Bunların hepsinin devlet tertibi olduğu da yine bilinen bir gerçek olarak hafızalardadır.
Ve bugün son olarak İslamcıların üç HDP’liyi katlettiği saldırının arkasından bizzat Selahattin Demirtaş açıklıyor:
“Bir çok Hizbullah militanı, elemanı şu anda Diyarbakır’da silahlandırılmış durumda. Evlerinde silahlandırılmış durumdalar. Kendilerine dönük saldırı olduğunda kim kimi vuracak o da belirlenmiş durumda.”
Ve basına da yansıdığı kadarıyla Diyarbakır’da pompalı tüfek satışları yüzde bin beş yüz civarındadır.
Devlet eliyle Hizbullahçı denilen kontra güçleri bu kadar boyutlu bir şekilde silahlandırılıp, yeni katliamlara hazırlanırken, HDP’nin ve PKK’nin yaptığı ise Kürt halkını silahsızlandırma yönünde daha fazla çaba sarfetmek olmaktadır.
Kürt halkını katleden bu güçlere karşı halkı silahsızlandırmak, daha büyük saldırıların önünü açmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Silahlandırılan bu Hizbullahçı güçlerin hiçbiri AKP’den bağımsız değildir. HDP’nin hala “barış-çözüm”adı altında umut bağladığı ve beklenti içinde olduğu AKP, milletvekili sayısı düştü diye gerilemiş durumda değildir. Tersine savaşı sürdürmekte ve daha büyük savaşlara da hazırlandığını açıkça ortaya koymaktadır.
Reformistlerin düşündüğü gibi AKP tek başına hükümet kuramadığı için iktidar savaşını bırakmış değildir… Tam tersine daha da ciddiye alarak hareket etmektedir… Seçimlerin hemen ardından toplantı üstüne toplantı yaparak durum değerlendirmesi yapan AKP, yeni araç ve yöntemlerle iktidar savaşını sürdüreceğini de ortaya koymaktadır. İşte AKP basınının bazı köşe yazarlarının seçimlerden sonra söyledikleri bu gerçeği net olarak ortaya koymaktadır.
“Çok büyük bir mücadele başlıyor. Ayaklarınız yere sağlam bassın ve asla sendelemeyin. Son istiklal savaşında bu bir yenilgi değildir. Mücadele çok daha sertleşecektir. Yüz yıllık hesaplaşma devam etmektedir. Türkiye’yi parçalamaya dönük projelere karşı en büyük engel Ak Parti’ydi. Bu engeli aşmak için çalıştılar ve belli oranda başardılar. Şimdi Türkiye’ye sahip çıkma zamanıdır.” (İbrahim Karagül, 10 Haziran 2015 Yeni Şafak)
Yüzyıllık savaş diyerek açık savaş çağrısı yapıyor AKP’li… Diyarbakır’da yaşanan silahlanma da nasıl bir savaşa hazırlandıklarını gösterir niteliktedir…
Yine bir başka köşe yazarı da oy kaybetmelerine sebep olarak gördükleri Aydın Doğan’ı ve bazı gazetecileri ağır hakaret ve küfürlerle tehdit etmekten geri kalmıyor.
“Aydın Doğan bizim inancımızda kısasa kısas diye bir olay vardır. AK Parti yüzde 41 gibi bir oy aldı diye tüm denklemden düştüğünü zannetme. Adamların bu şekilde çirkeflik ve bel altı vurursa biz de aynı şekilde karşılık veririz. (…) Sana 2 milyon doları kendi elleriyle getiren İzmirli işadamı, görüntüleriyle beraber mahkemeye her şeyi itiraf ederse görürsün. Bu maç henüz bitmedi…”
Evet, işte AKP ve sözcüleri bu kadar açık ve net konuşuyor, tehdit ediyorlar. Ve Diyarbakır’da yaşanan saldırılar ve silah satışları da hazırlıklarının boyutunu gösteriyor.
Bu durumda AKP’nin getireceği hiçbir çözümden bahsedilemez. Tersine daha fazla saldırı ve katliamdan bahsetmek gerekir… PKK anlayışı ve HDP, AKP’nin saldırıları karşısında geri adım atarak, halkı evlerine kapatarak ortamı sakinleştirebileceklerini ve saldırıları bu şekilde geriletebileceklerini düşünmektedirler. Oysa faşizmin bu tür geri çekilmelerle geriletilemeyeceğini geçen yazımızda da belirtmiştik. Ki yapılan hazırlıklar ve saldırılar bunu doğrulamaktadır.
Buna rağmen halkı silahsızlandırmak, silahsızlandırma çağrıları yapmak devletin katliamlarının önünü açmaktadır.

Kürt halkı!
Kontrgerillanın, devletin tüm güçleriyle saldırı ve katliamlara hazırlandığı ve katliamlar gerçekleştirdiği bir dönemde “Çözüm süreci” gibi boş vaatlerin peşine takılmanın bize sağlayacağı hiçbir hak yoktur. Bizi katledenler bize hiçbir hak vermezler. Hiçbir beklentimizi karşılamazlar… Onlar ne ulusal haklarımızı verirler ne de sömürü ve zulümden vazgeçerler.
İktidarı kaybedecekleri korkusu içinde miting alanına bomba koyan ve yüzlerce insanımızın katledilmesini göze alanların bize haklarımızı verecekleri beklentisi içine girmek boş bir hayalden ibarettir.
Bu nedenle oligarşiye ve onun silahlandırıp üzerimize saldırttığı Hizbullahçı kontra güçlerine karşı silahsızlanma değil daha da fazla silahlanmalıyız.
Kürt halkı ulusal haklarını böyle elde edecektir. Oligarşik devlete ve emperyalizme karşı savaşarak söke söke elde edecektir.
Yine yaşanan ağır yoksulluğun ve açlığın sorumlusu olan da aynı güçlerdir. AKP bugün oligarşinin en has partisi ve iktidarının en güçlü koruyucusu durumundadır. Bu nedenle oligarşi ondan henüz vazgeçmiş değildir. O da iktidarı için her türlü saldırı ve alçaklığı yapacak durumdadır.

Sonuç olarak;
1-  Kürt halkının daha fazla savaşmaktan ve silahlanmaktan başka çaresi yoktur.
2- Silahsızlanma ve savaştan uzaklaşma barışı değil, köleliği getirecektir.
3- Kürt halkı köleliği asla kabul etmeyecektir. Kürt halkının kurtuluşu devrimdedir. Kürdistan’da devrim dışında başka bir seçenek yoktur.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.