Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > TAYAD’lı Aileler’den

TAYAD’lı Aileler’den
Son Güncellenme : 21 Haz 2015 19:37

Tutsak ve Şehit Ailelerinin Mücadelesi Sahiplenmeyle Sınırlı Değildir!
SAHİPLENMEDEN, MÜCADELENİN ÖRGÜTLEYİCİSİ OLMAYA DOĞRU ADIMLAR ATALIM!

Sahiplenmek sözlüklerde; bir şeye sahip çıkmak, korumak, gözetmek, arka çıkmak olarak geçiyor.
Biz TAYAD’lı Aileler için sahiplenmenin anlamı daha derindir. Çünkü bizler için sahiplenmek, bir kaç günlük veya bir olay üzerinden değil, bir ömür boyudur.
İlk kurulduğumuz günden itibaren şunu dedik:”önce evlatlarımızı, sonra düşüncelerini sahiplendik” ve bugün hala buradaysak ve aynı iddialara sahipsek bu bizim bağlılığımızın ve sahiplenmemizin gücünü göstermektedir. Sahiplenmek TAYAD’ın ve TAYAD’lı Aileler’in en birinci görevidir. Sahiplenmenin somut hali TAYAD’lılar olmalıdır insanlarımızı gözünde.
-Kimi nasıl sahiplenmeliyiz?
En başta şehit ve tutsaklarımızı sahipleniyoruz. TAYAD’ın varolmasının en büyük nedenidir şehit ve tutsaklarımız.
Şehit ve tutsaklarımızı sahiplenmek nasıl olur?
Öncelikle şunu belirtelim. Sahiplenmek belli bir zaman kesiti ile sınırlı değildir. Doğumdan ölüme ve ölüm sonrasında da devam edecek  bir görevdir sahiplenmek.

Tutsaklarımızı Nasıl Sahipleniriz?
Bir insanımız tutsak düştüğünde ilk yapmamız gereken en temel iş; ihtiyaçlarını kendisine ulaştırmaktır.
Bir tutsağın temel ihtiyaçları nelerdir?
Öncelikle para, kıyafet ve kitaplarıdır… Daha sonra bu sahiplenmemizi çoğaltmamız gerekir. Yani bu temel ihtiyaçların dışında da tutsaklarımıza onlarla olduğumuzu, maddi manevi olarak yanlarında olduğumuzu hissetirmeliyiz. Bunu nasıl hissettiririz? Mektuplar yazarak, yazdırarak. Ziyaretlere düzenli giderek. Dışarıda olan ailesine sahip çıkarak…
Bunlar tutsağımızın fiziksel olarak ihtiyaçlarıdır. Ama sahiplenmek sadece fiziksel ihtiyaçlarla sınırlı değildir. İlk günlerdeki sloganımızda olduğu gibi önce evlatlarımızı sahiplendik demek, işin fiziksel boyutu ama sonra düşüncelerini sahiplendik diyoruz. Yani önce fiziksel ihtiyaçlarla sahiplenmemizi gösterebiliriz ama unutmayalım ki o insanlar dört duvar ardına bir düşünceyi savundukları için hapsedildiler. Bizler ana babalar olarak onların savundukları düşünceleri anlamalı ve onların bıraktıkları yerden mücadelenin sürmesini sağlamalıyız ki asıl sahiplenme bu biçimde olacaktır.
Bu konuya somut örnek vermek gerekirse; Şu an Bakırköy Hapishanesi’ndeki kadın tutsaklarımızın sürgün sevkle Silivri’ye götürülmesi söz konusu. Bizler TAYAD’lı Aileler olarak 24 saat hapishane önünde nöbetteyiz. Fakat bizim sahiplenmemiz sadece nöbetlerle, tutsaklarımızı ziyaretimizle, haftalık yatırdığımız para, kıyafet, dergi kitap ile sınırlı olmamalı. Bunlar da elbetteki sahiplenmenin önemli boyutlarıdır. Ama nasıl bir düzende yaşadığımızı ve buna karşı nasıl bir düzen istediğini bilen aileler olarak sahiplenmemizi bir adım daha ileri taşımalıyız. Yani tutsaklarımızı bizim gibi sahiplenen ikinci, üçüncü insanları yaratabilmeliyiz. Bunu yapamaz, sahiplenmeyi sadece kendimizle sınırlarsak önemli bir adımı eksik bırakıyoruz demektir. Bu nedenle, evet kendimiz Bakırköy Hapishanesi önünde nöbet tutmalıyız ama kendimiz gibi birilerini de nöbete götürebilmeli, onların da tutsaklarımızı her koşulda sahiplenmesini sağlamalıyız. Bunu sağlayamıyorsak nedenleri üzerine düşünmeli ve bir çözüm yolu bulmalıyız. Aksi taktirde sahiplenmeyi fiziki boyutu ile sınırlamış ve yetinmeci bakmış oluruz. Evet, bugün Bakırköy Hapishanesi önünde kendimiz gibi nöbet tutacak ikinci, üçüncü kişileri yaratamıyorsak sahiplenme ve sahiplendirme konusunda eksiğiz demektir.
Şehitlerimizi sahiplenmek nasıl olmalı?
Şehitlerimiz bizler için ömürlerini vermiştir. Her bir şehidimiz vatanımızın bağımsızlığı için, halkımızın sömürü ve zulümden kurtulması için kendilerini feda etmişlerdir.
Bizim onları sahiplenmemizin odağında da bu düşünce olmalıdır. Bu duyguyla, bu düşünceyle yaşamak demek; bazı alışkanlıklarımızdan fedakarlık etmemiz anlamına gelir. Evet gencecik insanlar gözünü kırpmadan hayatını feda ederken; biz tutsak yakınları olarak bazı bedelleri göze almamız gerekir.
Sahiplenme her türlü kaygıların, alışkanlıkların vb.’den çok daha güçlüdür.
Tutsaklarımız haklıdır, meşrudur… Vatanları ve halkları için bedel ödeyenlerdir. Onları sahiplenmede aynı meşruluğa ve haklılığa sahip olmak demektir.
Bu konuda iradi olmalı ve meşruluğumuza haklılığımıza inanmalıyız. Ve yaşayacağımız herhangi bir olumsuz durum karşısında, kendi aramızdaki dayanışmanın gücüne güvenmeliyiz. Başımıza bir iş geldiğinde birbirimizi de sahipleneceğimizi bilmeliyiz.
Şehidimizi sahiplenmek şehit düştüğü andan itibaren başlar. Cenazeye katılmak, cenazenin kalabalık olmasını sağlamak, ailesinin yanında olmak, onun acısını paylaşmak, aileyi düşmanın etkisinden kurtarmak, şehidimizin vasiyet ettiği gibi bir cenaze olmasını sağlamak biz TAYAD’lıların görevidir.
Daha sonraki adımımız şehidimizin bize emanet ettiği ailesini sahiplenmektir. Acı, tatlı günlerinde ailenin yanında olmalı, aileyi sahiplenebilmeliyiz.
Şehidimizin yarım kalan hayallerini tamamlamalıyız, bu da sahiplenmenin önemli bir yanıdır. Çünkü biliyoruz ki; onlar yarım bırakıp gittikleri her şeyi bizlere emanet ederek, sırtlarını bize yaslayarak gittiler. Bize düşen de onların bu güvenini boşa çıkarmamaktır. Bu nedenle TAYAD’lılar olarak omuzlarımızdaki yük biraz daha fazladır. Ama bir o kadar da onur ve gurur vericidir.
Sahiplenmemizin karşılık bulduğu diğer bir yerde kurumumuzdur. TAYAD hepimizi bir çatı altında birleştiren bir kurumumuzdur. 12 Eylül’ün yaprak kımıldamayan günlerinden beri vardır. Dostumuz da düşmanımız da TAYAD’ın ne olduğunu bilir. Herkes tarafından haklılığı, doğruluğu ve meşruluğu kabul edilen bir kurumumuzdur TAYAD.
TAYAD’lıların TAYAD’ı sahiplenmesi demek; onun düzeninden, her tür faaliyetine kadar emek vermesi demektir. Her TAYAD’lının “burası benim evim bir yanlış, eksik varsa düzeltecek olan benim” düşüncesini taşımasıdır.
Sahiplenmek ideolojik bir kavramdır. İçinde “biz” vardır.
İçinde “biz”in olduğu her iş, her olay sosyalizme aittir.
Sahiplenmek devrim ve sosyalizm için atılan ilk adımlardır.
Bu adımlar mutlaka büyümelidir. Tutsakların, şehitlerin sahiplenmesinden, irili ufaklı faaliyetlerin sahiplenmesinden, mücadelenin asli unsuru olmaya kadar uzanan bir süreç olmalıdır.
Tutsak ve şehit aileleleri sahiplenmenin de ötesine geçmelidirler.
Bugün kadın erkek, genç, yaşlı, çocuk; işçi, köylü, memur, işsiz; her milliyetten ve her inançtan tüm ezilenlerin birleşmesi ve ortak mücadelesiyle gerçek kurtuluşa ulaşacağız.
Tutsak ve şehit aileleri olarak bizler de bu mücadele gerçeğinin içindeyiz.
Savaşın en önünde olmak zorundayız…
Bu mücadelenin yöneticisi, savaşçısı, büyüteni, örgütleyicisi olmalıyız.


Mahallemizde Uyuşturucuya, Yozlaşmaya İzin Vermeyeceğiz!

Gazi Mahallesi’nde Halk Cepheliler 10 Haziran’da uyuşturucu şebekelerine yataklık eden, kendine aile görüntüsü veren iki kişiyi mahalleden kovdular. Halk Cepheliler daha önce uyuşturucu sattığı için mahalleden kovulan birini, bir eve girerken fark ettiler. Bunun üzerine durumu anlamak için eve yaklaştıklarında o kişinin arka camdan kaçtığını gördüler. Kişinin kaçması üzerine evde yaşayan kişilere, kaçan kişiyle ne ilişkileri olduğu soruldu. Uyuşturucu kullandıklarını, uyuşturucu satıcılarını eve aldıklarını itiraf etmeleri üzerine, onlar hakkında kararı komşularıyla beraber vermek üzere evin sokağına inildi. Halk Cepheliler uyuşturucu şebekelerine yataklık eden kişilere komşu binaların kapılarını tek tek çalarak konuyu görüşmek üzere halkı sokağa çağırdılar. Komşular toplandıktan sonra toplananlara bilgi verildi. Yozlaşmaya, uyuşturucuya karşı mahallede verilen mücadele ve ödenen bedeller anlatıldı. Hasan Ferit Gedik anlatıldı. Uyuşturucu satıcılarının kapımızın dibine kadar girdiği, örgütlü olunmadığı takdirde bu şebekelerin her yanı saracağı, devlet destekli yayılan bu şebekelere karşı sonuç almanın tek yolunun Cephelilerle birlikte mücadele etmekten geçtiği anlatıldı. Sonra konuyla ilgili görüşleri soruldu. Halkın ortak kararı uyuşturucu şebekelerine yataklık eden bu kişilerin mahalleyi terk etmesi yönünde oldu. Karar uyuşturucu şebekelerine yataklık eden kişilere açıklandı. Buna göre bir hafta içinde mahalleyi terk etmeleri istendi. Sokak toplantısına katılan komşulara daha duyarlı olma, birlikte mücadele etme çağrısı yapıldı. “Uyuşturucu Satmak Şerefsizliktir!” “Hasan Ferit Gedik Ölümsüzdür!” sloganlarıyla toplantı sonlandırıldı.


 

Onlarca Şafak Olduk Yanına Geldik

Dev-Genç’liler 11 Haziran’da Şafak Yayla’nın köyüne gidip mezarını ve ailesini ziyaret ettiler.  Köylüler tarafından iyi karşılanan Dev-Genç’liler Şafak Yayla’nın yoldaşları olduklarını ve evine geldiklerini söylediler. Evin nerede olduğunu ve nerede ineceklerini köylüler tarif ederek Dev-Genç’lilere yardımcı oldular. Şafak Yayla’nın mezarını ziyaret eden Dev-Genç’liler mezarı sulayıp karanfil bıraktılar. Şafak Yayla nezdinde tüm devrim şehitleri için saygı duruşundan sonra marşlar söylendi. Aile tarafından eve davet edilen Dev-Genç’liler yapılan sohbette Şafak Yayla’nın öğrencileri olduklarını ve hesabının mahşere kalmayacağını söylediler. Aysel Yayla “oğlumu çok seviyorlar, birbirlerine kardeşten daha çok bağlılar, sevgiyle bir arada kalıp mücadele ediyorlar” diyerek komşularına Dev-Genç’lileri anlattı.  Yapılan ziyaretin sonunda Dev-Genç’liler yine geleceklerini söylediler ve aile ile vedalaşarak yola çıktılar.


TAYAD’lı Aileler Zafer Cömert’in Yanında!

Abdullah Cömert’in abisi Şafak, Bahtiyar, Elif’i sahiplendiği için işten atıldı.
Biz de TAYAD olarak onu ziyarete gittik.
“Halkımız biz de sizi seviyoruz” diyerek yola çıktık İstanbul’dan. Hatay’a ayaklanma şehidimiz Abdullah Cömert’in ailesine gittik. Hem onlara yalnız olmadıklarını söylemek istedik, hem de Abdullah’ın abisi Zafer’e AKP zulmü karşısında desteklerimizi sunduk. Zafer Cömert adaletsiz düzende halka adaleti gösteren Şafak, Bahtiyar ve Elif Sultan’ı sahiplendiği için işinden edildi. Hakkında dava açıldı. Biz TAYAD’lı Aileler böyle günlerde dayanışmak, birlik olmak gerektiğine inandığımız ailemizi yalnız bırakmamak için gittik.
Dayanışmanın, paylaşmanın güzelliğini bir kez de Cömert ailesiyle birlikte yaşadık.
Abdullah Cömert’in ailesi ziyaret edildikten sonra Ali İsmail Korkmaz’ın ailesini ziyaret ettik.
Bundan sonra da bu kültürü yaşatmaya devam edeceğiz.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.