Örnek Resim

Anasayfa > GÜNDEM > Mustafa Ceylan’ın Vurulmasının Her Anını Yalanlarla Ören ESP… -2

Mustafa Ceylan’ın Vurulmasının Her Anını Yalanlarla Ören ESP… -2
Son Güncellenme : 05 Tem 2015 13:57

MUSTAFA CEYLAN’IN VURULMASININ HER ANINI YALANLA ÖREN ESP, GERÇEKLERİN HİÇBİR YALANLA GİZLENEMEYECEĞİNİ DÜŞÜNEMEDİ!

YALANLARLA ANCAK KENDİNİZİ DAHA DA KİRLETİRSİNİZ! VAZGEÇİN!

Dergimizin geçen haftaki sayısında birinci bölümünü yayınladığımız ESP’nin kışkırtıcı, provokasyon dolu yalanlarını yazmıştık.

Ve yalanların karşısına gerçekleri koymuştuk. Yazımızın ikinci bölümünde gerçekleri anlatmaya devam ediyoruz.

***

Örneğin açıklayıcı olması açısından aktaralım:

“40-60 cm’nin üzerindeki uzak mesafelerden yapılan atışlarda ise giriş deliği etrafında kontüzyon halkasından başka duman isi, alev yanığı, kıllarda yanma, tatuaj ve dokularda karbonmonoksit varlığı gibi bulguların hiçbirisi yoktur(…)

Ateşli silah yaralanmalarında tespit edilmesi gereken önemli kriterlerden biri olan atış mesafesi, yara özelliklerine veya yaralanma giysili bölgede ise giysilerdeki değişimlere göre yapılan bir saptamadır.

(….)

Unutulmamalıdır ki gerçek mesafe tayini yapılmasının çok önemli olduğu vakalarda benzer silah ve donanım ile yapılacak deneme atışlarıyla mukayeseler neticesinde mesafe tayini yapmak gerekir. Aksi takdirde öngörülecek mesafe tahminden öteye gitmeyecektir.

Ateşli silah yaralanmalarının irdelenmesi bir ekip işidir. Sadece otopsi değil kriminologların yapacağı incelemeler de çok değerlidir”

Bu alıntılar adli tıp uzmanlarının kitaplarından alınmıştır.

Yani sadece derideki yarayı, yanmayı, karbonmonoksit miktarını; giysilerdeki tahribatın biçimini incelemek de yetmiyor. Ayrıca adli tıp uzmanları benzer denemeler yaparak atış mesafesinin gerçekten bulunabileceğini söylüyor.

Bu bilgilerin ışığında ESP’ye sormak gerekiyor. Hangi zaman süresince, hangi adli tıp uzmanlarıyla MUSTAFA’NIN 70 CM’DEN VURULDUĞU SONUCUNU ÇIKARTTINIZ?

Mustafa Ceylan 1 Ağustos akşamı vurulduğuna göre siz 2 Ağustos tarihli açıklamanızda meşhur “70 cm” tespitinde bulunuyorsunuz.

Mustafa tahminen 1 Ağustos akşamı saat 21.00 ile 23.00 arasında vuruldu.

Sizin 2 Ağustos tarihli Etkin Haber Ajansı’nda açıklamanızın yayınlanma saati ise 18.50’dir. Nereden uyduruyorsunuz bunları?

Anlaşılan o ki ESP’nin çok hızlı ve bilimin tüm sınırlarını zorlayan bir Adli Tıp ekibi var.

5- Yalanın sınırlarını zorlayan ESP, Mustafa’nın vurulmadan önce dövüldüğünü söyledi.

ESP’nin amacı ne yapıp edip Halk Cephesi’ni karalamaktır. Bunun için de önce dövme, sonra da vurma masallarını uydurmuştur. Mustafa’nın vücudundaki izler yüksek bir yerden düştüğü ya da benzeri bir nedendendir.

6- ESP’lilerin sözünü ettikleri kamera kayıtlarının Halk Cepleliler tarafından alınmasının Mustafa Ceylan’ın vurulması olayıyla hiçbir bir ilgisi yoktur. Kamera kayıtlarının alınma nedeni o bölgede gerçekleşen çetelerle olan bir çatışmadır. Halk Cepheliler kendi güvenliklerini almak için kamera kayıtlarına el koymuşlardır. Ayrıca bu kamera kayıtlarını alma meselesi Mustafa Ceylan vurulmadan BİR GÜN ÖNCE gerçekleşmiştir.

7- Mustafa Ceylan’ı yaralı halde hastaneye Halk Cepheliler değil oradaki halktan insanlar yardım amaçlı götürmüşlerdir.

Tanıkların anlatımının olduğu Halk Cephesi açıklamasından:

“O gençler iki arabanın orda duruyorlardı. O yaralı genç ise tarladan geliyordu… Tarladan gelip evin orda düşmüş. İşte ona da yardım etmeye çalışmışlar. Bizim evden bez istemişler. Bez atmışlar. Ondan sonra bizim evden su almışlar. Hem yardım amaçlı yapmışlar, bu kadar.

(…)

Yardım eden gençler. Vurulduğunu görmemişler zaten. Çocuk yaralı bir şekilde okulun ordan geliyordu. Yani ordan geliyormuş. Okulun ordan.

(…)

Anlatabiliyor muyum? Kimse zaten vurulduğunu görmemiş… Yani büyük bir ihtimalle aşağıda vurulmuş… Yaralı bir şekilde yukarı çıkmış” (6 Eylül 2014 Halk Cephesi Açıklaması)

8- Mustafa’nın komada kalmasından medet uman ESP’liler dilek feneri eylemi yaptıkları sırada da yalan söyleyerek “Mustafa’nın hayati tehlikesi devam ediyor” demişlerdir. Oysa Mustafa bir gün sonra hastaneden taburcu olmuştur.

9- Mustafa’nın ailesi, ESP’lileri hastanenin önünden kovmuştur. ESP liler Gazi’de çadır açmışlardır. Ayrıca Mustafa’nın ailesi açılan çadıra da tepki göstermiş, açmaya devam ederlerse ailenin kadınlarının gelip çadırı dağıtacaklarını dahi söylemişlerdir.

10- Mustafa ailesi ile birlikte hastaneden ayrılmıştır.

11- Mustafa vurulduğu sırada polis gazın yanı sıra ateşli silah da kullanmıştır.

12- Ayağından vurularak yaralanan Anıl’ın dayısı Halk Cephelilerle arasında böyle bir konuşmanın geçmediğini açıklamıştır.

13- ÖDP Beyoğlu İlçe Başkanı Yalçın Köse Mustafa Ceylan hastanedeyken ziyarete gitmiştir. O sırada olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin olarak ESP’lilerle konuşmuştur. Yalçın Köse kendi imzasıyla yaptığı açıklamada;

“Benim aktarımlarım şu şekildedir: Olayın olduğu gün, Mustafa, Halk Cepheliler’in yoğun olduğu tarafta bulunurken polis tarafından yoğun bir gaz saldırısı sonucu yukarıya doğru kaçmış, biraz uzaklaştıktan sonra kaldırıma oturmuş ve eliyle başını tutuyormuş. Kafasında kan olduğunu görenler: “Neyin var?” diye sormuşlar. Mustafa, “Bir şeyim yok, düştüm.” demiş ve kısa süre sonra yere yığılmış. Oradakiler de apar topar bir arabayla hastaneye götürmüşler” demiştir.

Ayrıca bu içerikte Halk Cephelilerle yaptığı bir konuşmada kendisi “ESP’li Barış” ifadesini yanlışlıkla kullanmış; bu konuşmayı “ESP’li Barış” ile yaptığını söylemiştir. Bu konuşmanın aynı içerikte Halk Cephesi açıklamasında geçmiş olması nedeniyle ESP’liler Barış diye birisinin orada olmadığını iddia ederek Halk Cephesi’ni yalancılıkla suçladılar.

Yalçın Köse aynı açıklamasında buna da değinmiş ve şöyle söylemiştir: “Öncelikle şunu ifade edeyim ki, hastanede bizi karşılayan ESP’li Barış ifadesi bana aittir. Fakat ismi aklımda yanlış kaldığı için bir hataya sebep olmuştur…”

***

Yalancı, Kışkırtıcı,  Provokatör ESP, Burjuva Politikacılığında Kat Ettiği Mesafeyi de Göstermiş Oldu

ESP burjuvazinin yöntemlerini, yalanını, dolanını içselleştirmiştir. ESP “Cephe Düşmanlığı” noktasında solu toparlamaya çalışmıştır.

İlişki kesme tavrına kadar giden süreci ESP kendisi iradi olarak örgütlemiştir. Çünkü o da Kürt milliyetçileri gibi uzlaşma ve düzene dönme hesabını yapmaktadır.

İlişkiyi kestikleri “Cephe” değil “devrimdir, devrimci mücadeledir.”

DEVRİMCİLERLE İLİŞKİ KESENLERİN GİTTİĞİ YER DÜZENDİR! Kİ BUGÜN ESP DÜZENİN BATAKLIĞINA BATMIŞ ELİ KANLI TÜSİAD, MÜSİAD GİBİ BURJUVAZİNİN TEMSİLCİLERİNİN KANLI ELLERİNİ SIKMAKTA, POZLAR VERMEKTEDİR!

Cephe’nin pratiğinde hiçkimse emperyalizmle, oligarşiyle dişe diş süren bir savaş ve bu savaşın yarattığı kültür, değerler dışında bir şey bulamaz.

ESP’nin kışkırtıcılığının, yalancılığının nedeni de budur.

Korkuları Marksist-Leninist bir gücün alternatif olarak varlığını sürdürmesidir. Bu alternatif düzene dönüş hesapları yapanların karşılarındaki engeldir..

Bugüne kadar kendi adına TEK BİR POLİKA ÜRETEMEMİŞ olan ESP’ye düşen rol budur.

Kürt milliyetçileri, çeteler kolkola Halk Cephesi’ne saldırmışlar; devrimcileri susturmaya, gözdağı vermeye çalışmışlar; ESP ise yalan, iftira, kışkırtıcılıkla bu saldırının sözlü tetikçiliğini yapmıştır.

Kürt milliyetçileri ve onun EMEP, SYKP, ESP gibi yedekleri bir kez daha gördüler ki; biz kanımızla ve alınterimizle yarattığımız mevzileri öyle kolay terk etmeyiz.

Bu süreç sadece kendisine solcu, ilerici, komünist diyenlerin gerçek yüzlerini tekrardan açığa çıkarma işlevini görmüştür.

Direnmedikleri için çürüyenler savaşamazlar. Savaşmadıkları için de siyasal ölümlerini hazırlıyorlar.

Bu süreçte yine gördük ki;

ESP “mahalle sorumlusu” diyerek Halk Cepheliler’in adını açıktan yazarak ihbarcılık da yapabiliyor; “Kamera kayıtları nerede” diyerek “Hürriyet gazeteciliği” de yapıyor. ESP yalanı bir silah haline getirmeye çalışmıştır. Ancak bunu yapabilecek çaptan da yoksundur.

Tutarlı yalan haline gelebilecek bir kurgu dahi yapamamıştır.

Kürt milliyetçi hareketi aklayabilmek için bu kadar insan aklına hakaret senaryolar uydurmak ESP’ye nasip olmuştur.

Halk Cephesi’nin Mustafa Ceylan’ı hem dövdüğü, hem de vurduğu yalanları, meşhur 70 cm’den ateş etme hikayeleri, polisin ateşli silah kullanmadığını iddia etmeleri…vb.

Hepsinde çok açık bir subjektivizm vardır. Mantık fukaralığı vardır. ESP bol bol yaygara yaparak gerçeklerin üzerini örtmeye çalışmıştır. Yalanları ortaya çıktıkça çıkmaza girmiş; bu defa daha büyük yalanlarla üstünü örtmeye çalışmış; kıvranmış, kıvrandıkça da saçmalamıştır.

***

SOL, HALK CEPHESİ’NE TEK BİR SORU DAHİ SORMADAN ESP’NİN YALAN TEFRİKALARINI YAYINLADI

Lafa gelince adaletten, haktan, hukuktan söz edenler… Halk Cephesi’ne TEK BİR SORU DAHİ SORMADAN ESP’NİN AÇIKLAMALARINI YAYINLADILAR

ESP’nin kuyuya attığı tek bir taşı sol fırsat bildi. Oportünizm fırsatçılığının, grupçuluğunun hesabını vermelidir.

Halk Cephesi’ne neden tek bir kelime bile sorulmamıştır? Halk Cephesi’nin yazdığı açıklamalar neden dikkate alınmamıştır?

Çürüme bu boyuttadır… Araştırmadan, sözlere değer vermeden hüküm vermek… Fırsatçılığın solu getirdiği nokta işte burasıdır. En basit devrimci değerlerden bir tanesi devrimci örgütler ne diyor diye bakmaktır. Sormak ve araştırmaktır.

Partizan tek bir soru bile sormadan önce Halk Cephesi’ni kınamış, sonra da ilişki kesme kararı almıştır.

KESİN İLİŞKİYİ, SİZ DE KESİN, TÜSİAD’lı, MÜSİAD’lı TOBB’lu YENİ DOSTLARINIZ HAYIRLI OLSUN!

CEPHE İLE İLİŞKİ KESMEDEN TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB gibi halk düşmanı kurumların başkanlarıyla el sıkışamazsınız…

Partizan neden soru sormadığını, neden ESP’ye inandığını açıklamak zorundadır.

Partizan neden ESP’ye “24 saat bile geçmeden Mustafa’nın 70 cm den vurulduğunu nasıl anladın” diye sormamıştır.

Neden bu kadar kamera kaydı, hastaneye kim götürdü vb. tantanası içinde bir kez olsun Halk Cephesi’ne sen ne diyorsun diye sormamıştır.

Partizan’ın 26 Ağustos tarihli Cephe ile ilişki kesme kararına kadar yayınlanan sayısız Halk Cephesi açıklaması vardır.

Partizan bir kez olsun bu açıklamaları ispat etmesini, elindeki delilleri kendisine göstermesini Halk Cephesi’nden istememiştir…

Partizan açıklamasında güya “her iki tarafın da şiddetine karşı” bir görüntü çizerken Kürt milliyetçileri için “çatışmanın ilk anındaki gerginliği kısa sürede bırakmış”, “soğukkanlı bir tutum izlemiş” diyebilmiştir.

Kürt milliyetçilerinin Halk Cephesi tarafından basılan tek bir kurumu yoktur. Kürt milliyetçilerine Halk Cephesi’nin sıktığı tek bir kurşun yoktur.

200 civarı insanı yaralanan, bağırsakları alınan, gözlerini kaybeden, kurumları tahrip edilen…Halk Cepheliler’dir… Bu durumu tanımlamaya “subjektivizm” sözü bile hafif kalmaktadır.

 

Bu Fırsatçılıktır;               Cephe Düşmanlığıdır

Cephe düşmanlığını kimler yapar.

Kendi oportünist, reformist düşüncelerinin teşhir olmasını istemeyen, hayat karşısında doğrulanmayan teorilerini sorgulamayan, bedelleri göze almayan sadece varolan geri pratiklerini teorize eden anlayışlar. Cephe düşmanlığı yaparlar..

Her geçen gün düzeniçileşenler, düzene yerleşme hesabı yapanlar, ideolojik tasfiyeyi hızlandıranlar cephe düşmanlığı yaparlar.

Cephe düşmanlığı; tasfiyecilik ve devrimci çizginin çatışmasının yarattığı bir sonuçtur.

TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB başkanlarıyla el sıkışanlar Cephe düşmanlığı yapar…

Partizan’ın gerilla mücadelesini savunması ayrıdır, sağ oportünist düşünceleri ayrıdır. Partizan silahlı mücadeleyi savunuyor olabilir ancak tasfiyeci, sağcı düşüncelerle savaşan değil onları hergün büyüten durumdadır.

 

EMEP Reformizmi  İdeolojik Olarak  Cephe Düşmanıdır!

Hiçbir soru sormadan, cevap almadan, sadece tek taraflı “duyumlarla” saldırıyı yorumlayanlardan birisi de EMEP idi.

Evrensel gazetesi “Provokasyonda Son Nokta” başlığıyla çıkmıştı. Kürt milliyetçilerini saldırıya uğrayan; yaşamı savunan ilan ettiler.

Yaralanan, kolları bacakları kırılan insanlarımızı görmezden geldi Evrensel.

Evrensel yazarı İhsan Çaralan şöyle diyordu: “Bu grubun baskı ve silah da kullanarak yıldırma girişimlerine, provokasyonlar yaratarak ortamı terörize etme gayretlerine karşı ancak halk birleşirse nihai olarak karşı konulabilir. Bunun içinde bu grubun tecrit edilmesi, onlarla ortak hiçbir iş yapılmaması, halkın onların çağrılarına ve kurallarına uymaması ile gerek çalışmasının elbirliği ile yapılması belirleyici olacaktır”

EMEP, ESP gibi Kürt milliyetçilerine yedeklenen grupların ürettiği politikalardan sonra Mustafa Ceylan’ın vurulması ve bu konuda ESP nin ürettiği yalanları yukarıda aktardık.

ESP, EMEP, İHD aslında hepsinin özlemi aynıdır. Düzene tabi olmak, emperyalizmle uzlaşmak, düzen politakasının içinde eriyip devrimci öz olarak ne kaldıysa bunları tüketmek…

Bunun için “Cephe düşmanlığı”nı temel alıyorlar, orada birleşiyorlar.

Bunun için yaratılan her fırsatı Cephe düşmanlığına dönüştürüyorlar.

Bugün Mustafa Ceylan’ın vurulmasını değerlendirmeye çalıştılar. Faydacılık, düzeniçilik politikaları olmaya devam ettikçe de yarın başka fırsatlar yaratacaklardır..

ESP ve onun yalanlarını görmezden gelen sol fırsatçılıktan ve düzeniçi hesaplardan vazgeçmeli ve özeleştiri vermelidir.

Geleceklerini devrimcilerle birlikte olmak, birlikte mücadele etmek üzerine kurmak tek çözüm yoludur. Devrimci değerlere sahip çıkmak; onları büyütmek tüm halk güçlerinin çıkarınadır.

Sonuç olarak,

Mustafa Ceylan konusunda ESP’nin başından sonuna kadar söylediği yalanlar karşısında, bize tek bir soru bile sormayıp ESP’den yana tavır belirten “SOL” şimdi ne yapacak!

Burjuva hukukunda bile taraflar dinlenirken, bize tek bir soru sormayan, ESP’nin yalanlarının kuyruğuna takılan “SOL” şimdi nasıl bir özeleştiri verecek! Yok hayır oportünist, reformist sol hiçbir özeleştiri veremez!

Çünkü; saldırıya uğrayan CEPHE’dir! Tescilli bir CEPHE düşmanı olan oportünist, reformist sol böyle bir özeleştiri yapmak bir yana, tek satır bile yazamaz. Onlar CEPHE’ye düşmandırlar, çünkü Cephe Türkiye devriminin turnusol kağıdıdır. Çünkü Cephe; emperyalizme ve faşizme karşı aldığı net tavırla, Kürt milliyetçilerine yedeklenmiş solun, parlamento bataklığına saplanmış solun panzehiridir!

Bitti

FAYDACIĞILIN, ÇIKARCILIĞIN VE  FIRSATÇILIĞIN VARDIĞI SON NOKTA…

ESP Mustafa Ceylan’ın ailesine “Berkin gibi kaldırırız cenazesini,  2 milyon kişi yığarız” dedi..

***

Ailenin yalan yanlış haber  yayınlıyorsunuz tepkisine rağmen “maddi manevi her türlü arkanızdayız” dediler.

***

Çocukları hastanede “yoğun bakım odasında” yatan bir aileye bu sözleri söyleyen ESP anlayışının en büyük  isteği “BERKİN’İNKİ GİBİ BİR CENAZE TÖRENİ” yapabilmekti.

Yaralı bir kişiye yapılması gereken tek şey dünyanın her yerinde tedavi ettirmektir.

Ancak ESP yaralı Mustafa’yı tedavi  etmek yerine Cephe’yi köşeye  sıkıştırmak için cenaze töreni   hazırlıklarına başladı…    

Ne olursa olsun ama “bir cenaze  töreni” olsun hesabı yaptı.  Ama tutmadı.

***

ESP sadece düzeniçi değildir…   Aynı zaman da çürümüştür. Burjuva ideolojisi ESP’yi çürütmüştür.

Bu ideolojiyle NE BERKİNLER YARATABİLİR NE DE BERKİNLER’İN CENAZELERİNDE OLDUĞU  GİBİ HALKI BİRLEŞTİREBİLİR

TÜRKİYE DEVRİM TARİHİNDE İLKLER YARATAN CEPHE GELENEĞİNE SALDIRMAK DÜZENE DÖNENLERİN  İLK İŞİ OLMUŞTUR

1- Türkiye soluna hakim olan reformist-revizyonist anlayıştan kesin bir kopuş gerçekleştirmiş,

reformist-revizyonistlerin 50 yıllık kitlelerden kopuk, uzlaşmacı, pasifist anlayışının yerine iktidarı hedefleyen silahlı devrimci bir mücadelenin gerekliliği konulmuştur.

2- Türkiye devriminin manifestosu olan Kızıldere’de cüret ve bedel ödemeyi fiziki yok oluşu söz konusu olsa bile göze almıştır. Bu “dönmeye değil, ölmeye geldik” şeklinde ifadesini bulmuş, dünden bugüne geleneklerin yaratıcısı olmuştur.

3- Devrimci dayanışmanın ölümüne savunmuş, canlarıyla devrimci dayanışmanın ne olduğunu türkiye ve dünya halkılarına göstermişlerdir.

4- Ülkemiz koşullarını yeni-sömürgecilik ilişkileri ve emperyalizme bağımlılığı, sömürge tipi faşizmi; Parti-Cephe anlayışı ile yürütecek bir öncü savaşı aşamasından geçecek anti-emperyalist, anti-oligarşik devrim hedefini ortaya koyan ilk ve tek örgüttür.

5- Devrim anlayışına göre şekillenmiş örgütlenme ve çalışma tarzıyla tüm sağ ve sol sapmalara karşı hem siyasi, hem ideolojik sapasağlam durmuş, önüne barikat çekmiştir.

 

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Arşiv
Yürüyüş Dergisi İnternet Sayfasına Hoşgeldiniz.
Adres:Katip Mustafa Çelebi Mahallesi Billurcu Sokak No: 20/2 BEYOĞLU-İSTANBUL Tel: +90(212)536 93 44 Fax: +90(212)536 93 45 E-mail: info@yuruyus.com
CopyLEFT Yürüyüş Dergisi 2004-2014 | İnternet Sayfamız özgür yazılım araçları kullanılarak kodlanmıştır.